Three Case Reports with Large Vsd and Pulmonary Atresia in Newborn Intensive Care
1Sağlık Bilimleri Üniversitesi Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Erzurum, Türkiye
2Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Kardiyolojisi Anabilim Dalı, Erzurum, Türkiye
Keywords: Satürasyon, Ekokardiyografi, Prostaglandin E1, Saturation, Ecocardiography, Prostaglandin E1
3.275 görüntülenme 1.537 indirme
Bu yazıda yenidoğan yoğun bakım ünitesine farklı sebeplerle yatış yapıldıktan sonra solunumsal problemleri olmadan oksijen satürasyonu düşüklüğü olması sebebi ile konjenital kalp hastalığı tanısı alan 3 olgudan bahsedildi. İki hastaya ventriküler septal defektli pulmoner atrezi, bir hastaya da trunkus arteriozus tip 4 tanısı konuldu. Ekokardiyografi (EKO) ile tanı konulduktan sonra prostaglandin E1 infüzyonu başlanan olgulardan biri kaybedildi. Diğer iki hastaya cerrahi tedavi uygulanması planlandı.
Kritik KKH taraması ile saturasyon düşüklüğü saptanan belirgin siyanozu olmayan bir bebekte duktus bağımlı kalp hastalığı olabilir, yatırılarak takip edildiğinde solunum sıkıntısı gözlenmez ise akciğer kaynaklı bir ventilasyon-perfüzyon bozukluğu düşünülmez ise öncelikle KKH akla gelmelidir. 2. düzey yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde veya çocuk kardiyolojisi hekimi görüşü alınamadığında EKO ile gösterilmesi beklenilmeden prostaglandin E1 infüzyonu başlanarak hastanın çocuk kardiyoloji ünitesi olan bir merkeze sevki hayat kurtarıcı olabilir.
In this article, 3 cases who were diagnosed with congenital heart disease due to low oxygen saturation without respiratory problems after hospitalization in the neonatal intensive care unit for different reasons were discussed. Two patients were diagnosed with pulmonary atresia with ventricular septal defect, and one patient was diagnosed with truncus arteriosus type 4. One of the patients in whom prostaglandin E1 infusion was initiated after the diagnosis was made by echocardiography died. Surgical treatment was planned for the other two patients.
A baby without significant cyanosis who has low saturation with critical CHD screening may have ductus dependent heart disease, if respiratory distress is not observed when followed up in hospital, if a lung-induced ventilation-perfusion disorder is not considered, CHD should be considered first. In the second level neonatal intensive care units or when the opinion of a pediatric cardiology physician is not available, starting prostaglandin E1 infusion without waiting for ecocardiography and the patient is transfer to a center with a pediatric cardiology unit can be life-saving.
Giriş
Bu yazımızda yenidoğan döneminde ventriküler septal defekt (VSD)li pulmoner atrezi (PA) + majör aortopulmoner kollateraller (MAPCA) ve Trunkus arteriozus Tip 4 tanısı konulan 3 olgu sunulmuştur.
Olgu Sunumu
Fetal distres olması sebebi ile 33+2 haftalık acil sezaryen ile 1930 gr doğan erkek bebek hipoton, spontan solunumu zayıf olması sebebiyle entübe edilerek yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Prenatal takiplerinde betametazon tedavisi tamamlanan 9-10 Apgar ile doğan hastanın akciğer grafisinde parankimi normal görüldü. Kalp sesleri doğal, üfürümü olmayan hastanın 2. gününde tonusunun normal spontan solunumunun iyi olması üzerine ekstübe edilerek nazal devamlı hava yolu basıncı (CPAP) verilerek takip edildi. Nazal CPAPta takip edilirken de genel durumu iyi kan gazlarında hipokarbisi olan hasta CPAPtan ayrıldı. Yatışının 3. gününde küvöz içi oksijenle takip edilirken ara ara desatüre olması ve siyanozunun görülmesi üzerine çekilen elektrokardiyografisi (EKG) normal sinüs ritminde, telekardiyografide pulmoner konusu çökük görülen hastaya yapılan ekokardiyografide VSD + PA + MAPCA saptandı. 0.01 mcg/kg/dk prostaglandin E1 infüzyonu başlandı. Çekilen BT anjiografisinde; Sağ arkus aorta ile uyumlu morfolojik değişiklik izlenmiş olup sağ arkus aortada sırasıyla sol ana karotis arteri sonra sağ ana karotis arteri sonra subklavian arter ve en sonda sol subklavian arter çıkış göstermektedir. Pulmoner trunkus net vizüalize edilememiş olup sağ ana pulmoner arter en geniş yerinde yaklaşık 1.3 mm çapla, sol pulmoner arter ise aksiyel planda en geniş yerinde 2.1 mm çapla ileri derecede hipoplazik değişiklik göstermektedir. Pulmoner trunkus sağ ventrikülden çıkış yeri düzeyinde net vizüalize edilememiş olup küçük bir güdük halinde çıkış gösterdiği izlenmektedir. Bulgular belirgin derecede pulmoner atrezi yönünden anlamlı olarak düşünülmektedir. Sağ akciğer üst lob ve orta loblar düzeyinde akciğer parankimini besleyen aortadan ayrılan aortopulmoner kollateralleri düşündürür ince kalibrasyonlu vasküler yapılar dikkati çekmektedir.
Hasta hala yenidoğan yoğun bakımda takip edilmekte olup şant operasyonu için kilosunun 3000 gr üzerine çıkmasını bekliyor.
Olgu 2
Miadında 2470 gr olarak 22 yaşında annenin 1. gebeliğinden
normal spontan vajinal doğum ile doğan bebek
postnatal takiplerinde hafif inlemesi olması üzerine
yenidoğan yoğun bakım ünitesinde gözleme alındı.
Fizik muayenesinde özellik olmayan hastanın postnatal
1. saatinde inlemesi solunum sıkıntısı olmaması ancak
saturasyonunun %80-85 arasında seyretmesi üzerine
takibine yatırılarak devam edildi. Preduktal postduktal saturasyon farkı olmayan hastanın çift monitörle sağ
el bileği ve sol ayak bileğinden monitörize izlemine
devam edildi. Akciğer grafisinde parankimi normal
görülen hastanın kan gazlarında asidozu olmaması
solunum çabasının ve aktivitesinin iyi olması üzerine
saturasyonunu yükseltmek amaçlı nazal CPAP tedavisi
başlandı. Telekardiyografisinde pulmoner konusu çökük
görüldü. Çekilen EKGsi normal sinüs ritminde
olan hastanın yapılan ekokardiyografisinde VSD +
PA+ MAPCA saptandı. 0.01 mcg/kg/dk prostaglandin
E1 infüzyonu başlandı. 112 aracılığıyla şant operasyonu
için yer arandı. Hastanın 2. gününde genel durumunun
kötüleşmesi bradikardisi olması ve satürasyon
değerlerinin düşmesi üzerine entübe edildi. Pedal çevirme,
kasılma gibi konvulzif hareketleri olması üzerine
levatirasetam yüklemesi yapıldı. Mekanik ventilatörde
basınç kontrollü ventilasyonla takibinde kan
gazlarında asidozunun düzelmemesi satürasyonunun
yükselmemesi üzerine yüksek frekanslı ventilasyona
(HFOV) geçildi. Hastanın takiplerinde kalp tepe atımının
100ün altında seyretmesi ve saturasyon değerlerinin
%70-80 arası seyretmesi üzerine dobutamin infüzyonu
başlandı. Takiplerinde inotrop tedavisinden de
yanıt alınamayan hastanın bradikardisinin devam etmesi
üzerine kardiyopulmoner resüsitasyon yapılmaya
başlandı. 45 dakika etkin resüsitasyon ve adrenalin
tedavisine rağmen yanıt alınamayan hasta 3. gününde
kaybedildi.
Olgu 3
Fetal distres olması sebebi ile 31+5 haftalık ikiz eşi
olarak acil sezaryen ile 1720 gr doğan kız bebek yenidoğan
yoğun bakım ünitesine prematürite tanısıyla
yatrıldı. Prenatal takiplerinde betametazon tedavisi
tamamlanan 9-10 Apgar ile doğan bebeğin spontan
solunum çabası iyi, aktif olması üzerine respiratuar
distres sendromu (RDS) koruyucu tedavi amaçlı nazal
CPAPta takip edildi. İlk bakılan kan gazında ph: 7.16
pCO2: 68.7 HCO3: 19.3 lac:1.6 be: -3.8 saptandı. Hastanın
SpO2 değerleri % 80-85 arasında seyretti. Nazal
CPAPta fiO2: %60a kadar arttırıldı. Akciğer grafisinde
akciğerde parankimde minimal infiltrasyon görüldü.
Telekardiyografide kalp gölgesi normal saptandı kardiyomegalisi
yoktu, KTO: 0.50 hesaplandı. Hastanın
ampisilin ve gentamisin antibiyoterapisi başlandı ve
kafein yükleme tedavisi yapıldı. Nazal CPAPta takip
edilirken satürasyolarının yükselmemesi kan gazında
respiratuar asidozunun olması üzerine entübe edilerek
mekanik ventilatöre bağlandı. İlk doz sürfaktan tedavisi
akciğer parankiminde minimal infiltrasyon görülmesi
üzerine 200 mg/kg endotrakeal verildi. Hastanın oksijen
tedavisi altında satürasyon değerlerinin 80-85 arasında
seyretmesi üzerine konjenital kalp hastalığı düşünüldü.
Hastanın üfürümü yoktu. Kalp tepe atımı 140-
150/dk idi. EKGsi normal sinüs ritminde idi. Çocuk
kardiyolojiye konsulte edildi. Yapılan ekokardiyografisinde
trunkus arteriozus tip 4 ile uyumlu görünüm
izlendi. Hasta şant operasyonu için kilosunun 3000 gr
üzerine çıkmasını bekliyor.
Tartışma
Yenidoğan bebeklerin non-invaziv ve ucuz bir yöntem olan pulse oksimetre ile taburculuk öncesi taranması kritik KKHların erken tespiti için önerilmektedir 2,3. Oksijen saturasyonunun oda havasında %92 ve altında seyretmesi asemptomatik bir bebekte KKH açısından uyarıcı olmalıdır. Duyarlılığı artırmak ve yanlış pozitifliği azaltmak için preduktal (sağ el) ve postduktal (her iki alt ekstremite) satürasyon ölçümü yapmak daha anlamlı sonuçlar vermektedir. İki ölçüm arasında %3ten fazla fark olması da tarama testi için pozitif kabul edilmektedir 4.
Olgularımızda saptanan VSD ile pulmoner atrezi birlikteliği izole görülebildiği gibi multipl kardiak anomalilere de eşlik edebilen bir durumdur. VSD ile birlikte sağ ventrikül çıkımı atreziktir. Sağ ve sol pulmoner arterler birleşik ve ayrı olabileceği gibi tamamen de bulunmayabilir. Bu durumda pulmoner kan akımı majör aortopulmoner kollateraller tarafından sağlanır 5. VSDli pulmoner atrezi Fallot tetralojisinin bir varyantı olarak da kabul edilmektedir 6. Fallot tetralojilerinin %20sini oluşturur ve toplam sıklığı 7/100 bin civarındadır. Sağ ventrikül hipertrofisi, geniş çıkımlı VSD ve infundibuler septumun öne deviyasyonu vardır. Fallot tetralojisinden farkı, sağ ventrikül ile pulmoner arterler arasında luminal devamlılık olmamasıdır. Bu nedenle, pulmoner kan akımı, duktus, aortopulmoner kollateral ya da sistemik-pulmoner şantlar gibi ekstrakardiyak kaynaklar tarafından sağlanır 7. VSD ile pulmoner atrezi varlığı trunkus arteriozusta da görülebilir. Fetal ekokardiyografide kalpten sadece tek bir damar geniş VSD üzerinden çıkar ve aort ile pulmoner artere ayrılır. Kalpten pompalanan kanın büyük kısmı, basıncı daha düşük olan akciğerlere gider. Bu nedenle erken dönemde kalp yetersizliği ve pulmoner hipertansiyon ortaya çıkar. İzole VSD ile seyreden pulmoner atrezi olgularında ise trunkus yerine sadece aorta izlenir ve pulmoner arter izlenmez.
Ventriküler septal defektli pulmoner atrezi olgularında cerrahi yaklaşımı ve genel prognozu belirlemede pulmoner dolaşımın anatomisi çok önemlidir 8,9. Bu anomalide tanısal kateter-anjiyografinin temel amacı pulmoner dolaşımın belirlenmesidir. Pulmoner arterlerin varlığının ve varsa konfluansının tam olarak değerlendirilmesi en önemli noktadır. Kollaterallerin sayısı, niteliği ve basınçlarının tayini de oldukça önemlidir.
Ventriküler septal defektin varlığı, koroner anatominin ve ek anomalilerin belirlenmesi ikincil önemdedir.
VSD + PA + MAPCA'lı confluen pulmoner arterleri olan vakalarda farklı cerrahi prosedürler vardır. Uygulanacak cerrahi girişimin belirlenmesi için kalp kateterizasyonu ve anjiografi yapılır. Ligasyon + Blalock- Taussig shunt en basit cerrahi işlemdir. Bunlarda santral pulmoner arterler perfüzyon için uygundur. Patch plasti, santral pulmoner arter ile MAPCA arasında restriktif kommünikasyon olduğunda uygulanır. Direkt anastamoz, kommünikasyonun çok zayıf olduğu durumda araya greft konmadan MAPCA'lar santral pulmoner artere direkt olarak anastomoz edilir. İnterpozisyon, pulmoner arter ile MAPCA birleşimi pulmoner ven veya bronş arkasında ise ve direk anastomoz mümkün değilse interpozisyon greftleri ile unifokalizasyon yapılır 10.
Trunkus arteriozuslu hastalarda da düzeltici ameliyatların ilk aylarda, pulmoner vasküler hastalığın kalıcı olmadan yapılması gerekmektedir 11. Cerrahi düzeltme geç dönemde yapılan hastalarda yüksek olan pulmoner vasküler direnç düşmemekte ameliyat öncesi düzeyde kalmakta veya zamanla artmaktadır. İstirahatteki pulmoner vasküler dirençleri ameliyat öncesi değerde kalan hastaların eforla pulmoner vasküler dirençlerinde artış olmaktadır. Bu nedenlerle cerrahi tamirin erken dönemde yapılması pulmoner hipertansif hastalığın kontrolü açısından önemli bir faktördür 12. Prostaglandin E1 infüzyonu gerektirmeyen kritik KKH olan trunkus arteriozus üçüncü olgumuzda olduğu gibi sadece satürasyon düşüklüğü olup başka hiçbir semptom vermeden de görülebilmektedir. Olgumuz prematürite sebebiyle yatışı yapıldığı için tanısı atlanmamıştır. Takipsiz term bebeklerde de trunkus arteriozus görülebileceğinden kritik konjenital kalp hastalığı taramasının önemi anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak kritik konjenital kalp hastalıklarının erken tanısı yenidoğanın morbidite ve mortalitesinde büyük öneme sahiptir. Fizik muayene her zaman bir ipucu vermeyebilir. Pulse oksimetre kullanılarak konjenital kalp hastalığı taraması yapmanın tanıya büyük faydası vardır. Sadece saturasyon düşüklüğü saptanan belirgin siyanozu olmayan bir bebekte duktus bağımlı kalp hastalığı olabilir, yatırılarak takip edildiğinde solunum sıkıntısı gözlenmez ise akciğer kaynaklı bir ventilasyon-perfüzyon bozukluğu düşünülmez ise öncelikle KKH akla gelmelidir. 2. düzey yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde veya çocuk kardiyolojisi hekimi görüşü alınamadığında EKO ile gösterilmesi beklenilmeden prostaglandin E1 infüzyonu başlanarak hastanın çocuk kardiyoloji ünitesi olan bir merkeze sevki hayat kurtarıcı olabilir.
Kaynaklar
1)Oster ME, Lee KA, Honein MA, Riehle Colarusso
2)T, Shin M, Correa A. Temporal trends inbsurvival
3)among infants with critical congenital heart defects.
4)Pediatrics 2013; 131: 1502-8.
5)Ewer AK, Middleton LJ, Furmston AT et al. Pulse
6)oximetry screening for congenital heart defect in
7)newborn infants (PuseOx): A test accuracy study.
8)Lancet 2011; 378: 785-94.
9)Frank LH, Bradshaw E, Beekman R, Mahle WT,
10)Martin GR. Critical congenital heart disease screening
11)using pulse oximetry. J Pediatr 2013; 162:
12)445-53.
13)Granelli Ad, Ostman-Smith I. Noninvasive peripheral
14)perfusion index as a possible tool for screening
15)for critical left heart obstruction. Acta Paediatr
16)2007; 96: 1455-9.
17)Soquet, J, Barron DJ & d Udekem Y. A review of
18)the management of pulmonary atresia, ventricular
19)septal defect and major aortopulmonary collateral
20)arteries. The Annals of Thoracic Surgery
21)2019;108: 601-12.
22)Tchervenkov CI, Roy N. Congenital heart surgery
23)nomenclature and database project: pulmonary atresiaventricular
24)septal defect. The Annals of Thoracic
25)Surgery 2000; 69: 97-105.
26)Zeybek C, Yalçin Y, Polat TB, Celebi A. Ventriküler
27)septal defektli pulmoner atreziye eşlik eden
28)kısmi pulmoner venöz dönüş anomalisi: İki olgu
29)sunumu. Türk Kardiyol Dern Arş 2008; 36: 415-9.
30)Reddy VM, McElhinney DB, Amin Z et al. Early
31)and intermediate outcomes after repair of pulmonary
32)atresia with ventricular septal defect and major
33)aortopulmonary collateral arteries: experience
34)with 85 patients. Circulation 2000; 101: 1826-32.
35)Puga FJ, Leoni FE, Julsrud PR, Mair DD. Complete
36)repair of pulmonary atresia, ventricular septal
37)defect, and severe peripheral arborization abnormalities
38)of the central pulmonary arteries. Experience
39)with preliminary unifocalization procedures
40)in 38 patients. J Thorac Cardiovasc Surg 1989; 98:
41)1018-28.
42)Tireli E, Haberal C, Korkut K, Nişancı Y, Dayıoğlu
43)E, Onursal E. VSD ve pulmoner atrezi ile birlikte
44)majör aorto-pulmoner kollateral arter (MAPCA)'
45)lı hastada bilateral unifokalizasyon. GKDC
46)Dergisi 1998; 6: 139-44.
47)Bove EL, Lupinetti FM, Pridjian AK et al. Results
48)of a policy of primary repair of truncus arteriosus
49)in the neonate. J Thorac Cardiovasc Surg 1993;
50)105: 1057-65.
51)Karacı AR, Aydemir NA, Şaşmaze A. Trunkus
52)arteriozus tam düzeltme ameliyatlarında erken ve
53)orta dönem sonuçlar. Türk Göğüs Kalp Damar
54)Cerrahisi Dergisi 2012; 20: 194-9.
© 2022 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

