Retrospective Review of Kidney Biopsies Performed in Our Center
1Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, İç Hastalıkları Kliniği, Elazığ, Türkiye
2Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Elazığ, Türkiye
3Pendik Devlet Hastanesi, Nefroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye
4Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi, Nefroloji Kliniği, İstanbul, Türkiye
5Adıyaman Üniversitesi, Nerfoloji Anabilim Dalı, Adıyaman, Türkiye
Keywords: Böbrek Biyopsisi, Epidemiyoloji, Glomerülonefrit, Epidemiology, Glomerulonephritis, Kidney Biopsy
1.048 görüntülenme 504 indirme
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza merkezimiz arşivinden ve otomasyon sisteminden yeterli verilerine ulaşılabilen 200 hasta dahil edilmiştir.
Bulgular: Vakaların 103'ü (%51,5) erkek, 97'si (%48,5) kadındı. Ortalama biyopsi yaşı 38,8±14,1 idi. En sık biyopsi yaş aralığı 115 biyopsi ile 18-40 yaş arası olurken, sonrasında en çok biyopsi yapılan yaş 41-60 yaş arası ve en düşük sayı 61 yaş üstündekilerde 13 biyopsiydi. Merkezimizde en sık biyopsi endikasyonunun nefrotik sendrom olduğu görüldü. Nefrotik sendromu sırasıyla non-nefrotik proteinüri (%16), akut böbrek yetmezliği (%12,5), sistemik hastalığın böbrek tutulumu (%12,5), hematüri (%2,5), nefritik sendrom (%1,5) takip etmekteydi. En sık görülen renal hastalık %63 ile primer glomerülonefritler idi. Primer glomerülonefritleri %27,5 ile sekonder glomerülonefritler takip etmektey-di. Primer glomerülonefritler içinde en sık fokal segmental glomerüloskleroz, sonrasında sırasıyla membranöz glomerülonefrit, membranoproliferatif glomerülonefrit, minimal değişiklik hastalığı, IgA nefropatisi saptanmıştır. Sekonder glomerülonefritlerde ise sırasıyla amiloidozis, lupus nefriti ve diyabetik nefropati saptandı.
Sonuç: Elde ettiğimiz bulgular böbrek biyopsi endikasyonu konulan olguların demografik ve klinik özellikleri dikkate alınarak, ülkemiz şartlarında bu hastalar hakkında ileriye dönük fikir yürütmemize katkıda bulunacaktır. Perkütan böbrek biyopsisi böbreğin parankimal hastalıklarının tanısında, takip ve tedavisinde önemini korumaktadır.
Material and Method: Two hundred patients whose adequate data could be reached from the archive and automation system of our center were included in our study.
Results: One Hundred (51,5%) patients were male, 97 (48,5%) patients were female. One hundred and fifteen patients were under 40 years old, 72 of them between 40-59 years old and 13 of them were older than 60 years old. The mean biopsy age was 38,8±14,1. In our center, the most common biopsy indication was nephrotic syndrome. Nephrotic syndrome was followed by non-nephrotic proteinuria (16%), acute renal failure (12,5%), renal involvement of systemic disease (12,5%), hematuria (2,5%) and nephritic syndrome (1,5%) respectively. The most common renal disease was primary glomerulonephritis with 63%. Primary glomerulonephritis was followed by secondary glomerulonephri-tis with 27,5%. Focal segmental glomerulosclerosis was the most common diagnosis among the primary glomerulonephritis, It was followed by membranous glomerulonephritis, membranoproliferative glomerulonephritis, minimal change disease and IgA nephropathy, respectively. In secon-dary glomerulonephritis, amyloidosis, lupus nephritis and diabetic nephropathy were found, respectively.
Conclusion: The data we have obtained will help us to form a prospective opinion about the patients who are indicated for kidney biopsy. Percutaneous kidney biopsy maintains its importance in the diagnosis, follow-up and treatment of parenchymal diseases of the kidney.
Giriş
Literatür incelendiğinde yapılan çalışmalara göre böbrek biyopsisi sonuçlarında en sık karşılaşılan patoloji glomerülonefritlerdir3. Türkiyede yapılan çalışmalarda değişik sonuçlara varılsa da çoğunlukla en sık rastlanan patoloji yine primer glomerülonefritlerdir4. Glomerülonefritlerin histolojik tipleri coğrafi yerleşim, yaş ve etnik grup gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir5-6. Ülkemizin değişik bölgelerinde yapılan çalışmalarda da farklı sonuçlar elde edilmiştir7-8.
Bu çalışma ile bölgemizde yapılan perkütan böbrek biyopsisi endikasyonlarını, hangi yaş aralığında yapıldığını, cinsiyete göre dağılımını, patoloji sonuçlarında en sık hangi tanılara varıldığını, bu verilerin ülke geneli ve literatürdeki diğer yayınlar ile karşılaştırmasını ve sonuçta elde edilecek bilgiler ışığında gelecekte yapılması planlanan biyopsilere faydalı olabilecek verilere ulaşmayı hedefledik.
Materyal ve Metot
a) Demografik verileri (yaş, cinsiyet ve özgeçmiş),
b) Laboratuvar bulguları (tam idrar tahlili, idrarda 24 saatlik protein ölçümü, hemogram, üre, kreatinin, GFH, albümin, total protein, AST, ALT, sodyum, potasyum, kalsiyum, klor, trigliserid, HDL, LDL, PT, APTT, INR)
c) Biyopsi endikasyonları,
d) Histopatolojik renal biyopsi sonuçları,
e) Biyopsi sonrası komplikasyon gelişme durumu kaydedildi.
Böbrek biyopsileri Nefroloji ve girişimsel radyoloji tarafından USG eşliğinde otomatik biyopsi iğneleri kullanılarak yapılmıştır. Tüm olguların biyopsi örnekleri Patoloji Ana Bilim Dalı tarafından değerlendirilmiştir. Biyopsi örnekleri ışık mikroskopu ve immünfloresan yöntemiyle incelendi. Işık mikroskopu ile glomerüller, tubüller, interstisyum ve damarlar değerlendirildi. Glomerüllerde kresent, hyalinizasyon, skleroz, periglomeruler fibrozis oluşumu, tübüler atrofi, interstisyel fibrozis ve inflamasyon, damar duvar kalınlığı incelenmiştir. İmmünfloresan yöntemi ile biyopsi ör-neklerinde IgG, IgA, IgM, C3, C1q ve fibrinojen varlı-ğı değerlendirilmiştir.
Çalışmaya dahil olma kriterleri
1. Nefroloji BDda böbrek biyopsisi yapılmış yetişkin yaş grubu hastalar
2. Dosyası Nefroloji BDda bulunup; dosyasında yeterli klinik, laboratuvar ve patolojik bilgiler kaydedilmiş hastalar
Çalışmaya dahil olmama kriterleri
1.Dosyalarından yeterli klinik, laboratuvar ve patolojik bilgilerine ulaşılamayan olgular
2. Renal kitle nedeniyle yapılan biyopsiler
3. Çocukluk yaş grubu biyopsileri
Hastaların biyopsi endikasyonları; nefritik sendrom, nefrotik sendrom, akut böbrek yetmezliği, proteinüri, hematüri ve sistemik hastalığın böbrek tutulumu olarak belirlendi.
1)Non-nefrotik proteinüri: 150mg ile 3,5gr/24sa/1.73m2 arasında tespit edilen proteinüri miktarı olarak tanımlandı.
2)İzole mikroskobik hematüri: Kişide üriner sistem hastalığını düşündüren herhangi bir klinik belirti olmaksızın genellikle taramalar sırasında veya başka bir sorun araştırılırken, idrarın mikroskobik incelenmesinde saptanan, her sahada 3 veya daha fazla eritrosit bulunması olarak tanımlandı.
3) Nefrotik sendrom: Günlük 3,5 gramdan fazla proteinürinin olduğu, hipoalbüminemi, ödem, hiperlipidemi ve lipidüri ile karakterize klinik tablo olarak tanımlandı.
4)Nefritik sendrom: Hematüri (glomerüler kaynaklı dismorfik eritrositler), azotemi, değişken derecelerde proteinüri, oligüri, ödem ve hipertansiyon ile karakteri-ze klinik tablo olarak tanımlandı.
5)Akut böbrek yetmezliği tablosu: GFHde kısa sürede (günler, haftalar) azalma ile karakterize klinik durum olarak belirlendi.
6)Sistemik hastalığın böbrek tutulumu: Noninvaziv yöntemlerle tanı konulamamış sistemik hastalık ve renal tutulum bulgusu olan klinik tablolar olarak tanımlandı.
İstatistiksel Yöntem
Çalışmanın istatistiksel analizleri R 3.2.1 paket prog-ramında yapılmıştır. Çalışmada yer alan sürekli değiş-kenlere ait tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerleriyle, kategorik değişkenler frekans ve yüzde ile gösterilmiştir. Sürekli değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk testi ile incelenmiştir. Normal dağılım gösterme-yen değişkenlerin 3 ve daha fazla grup karşılaştırmalarında Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerin gruplar arası karşılaştırmalarında Pearson ki-kare testi kullanılmıştır. Çalışmadaki tüm istatistik-sel analizlerde p değeri 0,05in altındaki karşılaştırmalar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
Bulgular
Tablo 1: Demografik veriler.
Kadın-erkek ortalama yaşları arasındaki farklılık ista-tistiksel olarak anlamlı değildi (p =0,12). Tüm olgula-rın %57,5i (n :115) kırk yaşından küçük, %36sı (n :72) kırk ile elli dokuz yaş arasında ve %6,5u (n :13) ise altmış yaşından büyüktü. Ortalama biyopsi yaşında yıllar arasında anlamlı farklılık saptanmadı.
Merkezimizde en sık biyopsi endikasyonunun nefrotik sendrom (%57,5) olduğu görüldü. Nefrotik sendromu sırasıyla non-nefrotik proteinüri (%16), akut böbrek yetmezliği (%12,5), sistemik hastalığın böbrek tutulumu (%12,5), hematüri (%2,5), nefritik sendrom (%1,5) takip etmektedir.
Nefrotik sendromla başvuran hastalarda en sık tanı membranöz nefropati (%27,5) olurken, Non-nefrotik proteinüri endikasyonuyla yapılan biyopsilerde en sık fokal segmantal glomerüloskleroz (%34) idi. Daha az sıklıkla görülen histopatolojik sonuçlar olan; Amiloidoz, akut tubuler nekroz, lupus nefriti, hipertansif nefropati, diyabetik nefropati, DİĞER başlığı altında toplanmıştır.
Biyopsi yapılan vakaların yaşa göre ve aldığı histopatolojik tanılara göre dağılımları tablo 2 ve 3 de gösterilmiştir.
Tablo 2: Yaşa göre biyopsi dağılımı.
Tablo 3: Endikasyonların histopatolojik tanılara göre dağılımı.
Hastalar ayrıca primer glomerülonefritler, sekonder glomerülonefritler ve diğer majör histopatolojik gruba ayrıldı. Biyopsi sonuçlarına göre majör histolojik gruplara bakıldığında en sık renal hastalık %63 ile primer glomerülonefritlerdir (Tablo 4).
Tablo 4: Histopatolojik tip.
Tartışma
Dünya genelinde yapılan çalışmalara göre böbrek biyopsisi sonuçlarında en sık karşılaşılan patoloji primer glomerülonefritlerdir3. Türkiyede yapılan çalışma-larda literatürdeki çalışmalara göre farklı sonuçlar elde edilse de genel olarak en sık rastlanan patoloji primer glomerülonefritlerdir4.
Çalışmamızda da en sık renal hastalık %63 ile primer glomerülonefritler saptandı. Primer glomerülonefritler %27,5 ile sekonder glomerülonefritler takip etmektey-di. Primer glomerülonefritlerde erkek cinsiyet oranı %60,2 iken sekonder glomerülonefritlerde bu oran %60,6ydı. Ülkemizde yapılan benzer bir çalışmada en sık karşılaşılan patolojik tanılar primer ve sekonder glomerülonefrit olarak saptanmış olup primer glomerü-lonefritlerden membranöz nefropati, fokal segmental glomerüloskleroz, IgA nefropatisi; ikincil glomerüler hastalıklardan amiloidozis, lupus nefriti ve diyabetik nefropati en sık nedenler olarak saptanmıştır9.
Çalışmamızda ise primer glomerülonefritler içinde en sık fokal segmental glomerüloskleroz, sonrasında sıra-sıyla membranöz nefropati, membranoproliferatif glo-merülonefrit, minimal değişiklik hastalığı ve IgA nef-ropatisi saptanmıştır. Sekonder glomerülonefritlerde ise sırasıyla amiloidozis, lupus nefriti ve diyabetik nefro-pati saptandı. Gürel A ve ark.14 yapmış olduğu 99 vakalık ve 3 yıllık deneyimi içeren çalışmada en sık görülen tanı membranöz nefropati olarak bildirilmiştir.
Gül CB ve ark.15 yapmış olduğu 3858 vakanın dahil edildiği diğer bir çalışmada ise en sık rastlanan tanı IgA nefropatisi olmuştur.
Sekonder nedenlerde sıklık diğer çalışmalarla benzer iken primer nedenler içinde farklılığın nedeni; merkezimizin IgA nefropatisi klinik ön tanısıyla takipli hastalara immünsüpresif tedavi endikasyonu olmadığında biyopsi önermemesi olabilir.
Çalışmamızda %22 görülme oranı ile fokalsegmental glomerüloskleroz en sık primer glomerülonefrit olarak saptandı. Arabistanda böbrek biyopsilerinin incelendi-ği tek merkezli bir çalışmada en sık gözlenen histopatolojik tanı fokal segmental glomerülosklerozdur16.
Amerikada yapılan iki çalışmada ise zamanla memb-ranöz nefropati tanısında azalmaya karşın, FSGS sıklı-ğında artış tespit edilmiştir17,18.
Brezilyada yapılmış bir çalışmada fokal segmental glomerüloskleroz nefrotik sendromlu hastalarda en sık rastlanan tanıdır ve son yıllarda subnefrotik proteinüri-de de sıklığı artmaktadır19. İspanya ve Fransada da fokal segmental glomerüloskleroz insidansında artma vardır20. Bu değişim genetik, sosyoekonomik veya çevresel nedenlerle ya da obeziteyle ilişkili olabilir Amerikada tüm ırklarda fokal segmental glomerülosk-leroz sıklığının artması, genetik dışındaki faktörlerin bundan sorumlu olduğunu destekler17.
Glomerülonefritlerin histolojik tipleri coğrafi yerleşim, yaş ve etnik grup gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir5. Ülkemizin değişik bölgelerinde yapılan çalışmalarda da farklı sonuçlar elde edilmiştir7,8.
Çalışmamızda 18-40 yaş, 40-60 yaş ve 60 yaş üstü olacak şekilde; üç farklı yaş grubu ile histopatolojik tanılar arasında anlamlı farklılık saptanmadı. Bu hastalarda en sık biyopsi endikasyonu nefrotik sendrumdu. Türkmen A ve ark21 yapmış olduğu 4399 hastanın dahil edildiği çalışmada da en sık endikasyonun nefro-tik sendrom olduğu bildirilmiştir. Sık görülen diğer endikasyonlar akut böbrek yetmezliği ve non-nefrotik proteinüriydi. Bu veri ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmalarla uyumludur7,10,11,13. İspanyada 1994-1999 yılları arasında çocuk, yetişkin ve yaşlı hastaların dahil edilip 7016 biyopsinin incelendiği çalışmada, her yaş grubunda en sık biyopsi endikasyo-nu nefrotik sendrom olarak tespit edilirken, daha sonra sırası ile erişkinlerde non-nefrotik proteinüri ve hema-türi, yaşlılarda ise akut böbrek yetmezliği olup, en az görülen biyopsi endikasyonu makroskobik hematüri olmuştur22.
Sonuç olarak; merkezimizde 10 yıl içinde yapılan böb-rek biyopsilerini retrospektif olarak incelediğimiz ça-lışmanın sonuçları, literatürde uzun süreli, çok merkez-li ve geniş biyopsi serilerini içeren çalışmalar ile uyumludur. Elde ettiğimiz bulgular böbrek biyopsi endikasyonu konulan olguların demografik ve klinik özellikleri dikkate alınarak, ülkemiz şartlarında bu hastalar hakkında ileriye dönük fikir yürütmemize katkıda bulunacaktır. Böbrek biyopsisi, primer ve sekonder glomerü-ler ve tubüler böbrek hastalıklarının tanılarının konul-ması, yeni tedavi protokollerinin geliştirilmesi, prognozlarının belirlenmesi ve dokümante edilebilmesi için halen elimizdeki en önemli tanı araçlarından birini oluşturmaktadır.
Kaynaklar
1)Iversen P, Brun C. Aspiration biopsy of the kid-ney. Am J Med 1951; 11: 324-30.
2)Richard JJ, John F, Jürgen F. Comprehensive Clinical Nephrology. Fifth edition 2015: 71-190.
3)Fuiano G, Mazza G, Comi N et al. Current indica-tions for renal biopsy: a questionnaire-based sur-vey. Am J Kidney Dis 2000; 35: 448-57.
4)Altıparmak MR, Pamuk GE, Pamuk ÖN. Primer glomerülonefritli olgularımızın özellikleri. Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi 2001; 10: 249-53.
5)Iseki K, Miyasato F, Uehara H et al. Outcome study of renal biopsy patients in Okinawa, Japan. Kidney Int 2004; 66: 914-7.
6)Briganti EM, Dowling J, Finlay M. The incidence of biopsy-proven glomerulonephritis in Australia. Nephrol Dial Transplant 2001; 16: 1364-7.
7)Ecder SA, Kılıçaslan I, Ecder T. Beş yüz on üç böbrek biyopsisinin klinikopatolojik açıdan değerlendirilmesi. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi 2005; 68: 43-5.
8)Hayriye S, Reha E, Cevat T. Van ilindeki Glome-rülonefritlerin Epidemiyolojisi: Türk Nefroloji
9)Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi 2005; 14: 23-5.
10)Dede F, Akoğlu H, Doğru F. Böbrek Biyopsileri-nin Klinikopatolojik Değerlendirmesi: Tek Mer-kez Deneyimi. Turk Neph Dial Transpl 2012; 21: 167-72.
11)Zhou F, Shen H, Chen M. The renal histopatholo-gical spectrum of patients with nephrotic syndro-me: an analysis of 1523 patients in a single Chine-se centre. Nephrol Dial Transpl 2011; 26: 3993-7.
12)Okpechi I, Swanepoel C, Duffield M. Patterns of renal disease in Cape Town South Africa: a 10-year review of a single-centre renal biopsy data-base. Nephrol Dial Transplant 2011; 26: 1853-61.
13)Radomir N, Pavlovic S, Stojkovic D. Renal bi-opsy registry from a single centre in Serbia: 20 years of experience. Nephrol Dial Transplant 2009; 24: 877-85.
14)Yılmaz T. 2008-2012 Yılları arasında böbrek biyopsisi yapılan olgularımızın retrospektif değer-lendirilmesi. Tıpta Uzmanlık Tezi Aydın: Adnan Menderes Ün. İç Hast AD 2013.
15)Gürel A, Aygen B, Düzenci D et al. Nefroloji kliniğimizin üç yıllık dönemde erişkinlerde ultrason yardımlı perkütan böbrek biyopsisi dene-yimi. Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Tıp Der-gisi 2012; 26:107-9.
16)Gül CB, Küçük M, Öztürk S et al. Trends of pri-mary glomerular disease in Turkey: TSN-GOLD registry report. Int Urol Nephrol. 2022; 54: 2285-94.
17)Mitwalli AH, Al Wakeel JS, Al Mohaya SS. Pat-tern of glomerular disease in Saudi Arabia. Am J Kidney Dis 1996; 27: 797-802.
18)Braden GL, Mulhern JG, O'Shea MH. Changing incidence of glomerular diseases in adults. Am J Kidney Dis 2000; 35: 878-80.
19)Haas M, Meehan SM, Karrison TG. Changing etiologies of unexplained adult nephrotic syndro-me: a comparison of renal biopsy findings from 1976-1979 and 1995-1997. Am J Kidney Dis 1997; 30: 621-31.
20)Bahiense-Oliveira M, Saldanha LB, Mota EL. Primary glomerular diseases in Brazil (1979-1999): is the frequency of focal and segmental glomerulosclerosis increasing? Clin Nephrol 2004; 61: 90-7.
21)Simon P, Ramee MP, Autuly V. Epidemiology of primary glomerular diseases in a French region. Variations according to period and age. Kidney Int 1994; 46: 1192-8.
22)Turkmen A, Sumnu A, Cebeci E et al. Epidemio-logical features of primary glomerular disease in Turkey: a multicenter study by the Turkish Soci-ety of Nephrology Glomerular Diseases Working Group. BMC Nephrol 2020; 21: 481.
23)Rivera F, Lopez-Gomez JM, Perez-Garcia R rep-resenting the Spanish Registry of Glomerulonephritis. Nephrol Dial Transplant 2002; 17: 1594-602.
© 2025 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

