The Investigation of Depression and Anxiety Level of Chronic Hemodialysis Patients According to Different Variables
1Dicle Üniversitesi Siirt Eğitim Fakültesi, İlköğretim, SİİRT
2T.C. Siirt Devlet Hastanesi, SİİRT
Keywords: Hemodiyaliz, kronik böbrek yetmezliği, depresyon, anksiyete, Hemodialysis, chronic renal failure, depression, anxiety
11,401 views 3,840 downloads
Giriş
Anksiyete sıkıntı, bunaltı, endişe, kaygı, dilimizde anksiyete karşılığı olarak kullanılan kelimelerdir. Hastalar bu durumu "kötü bir şey olacakmış hissi", "hoş olmayan bir endişe hali" ya da "nedensiz bir korku" şeklinde ifade ederler. Psikiyatrik açıdan anksiyete, somatik belirtilerin de eşlik ettiği, normal dışı, nedensiz bir tedirginlik ve korku hali diye tanımlanabilir. Kişi huzursuzdur, kötü bir şey olacağından endişe etmektedir, ancak bu durumu açıklayacak nesnel bir tehlike ya da tehdit kaynağı gösterememektedir 4. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda sosyal konum, iş, uzun dönem sağlık durumu, erken mortalite, finansal durumlar ve diyalize girme ile ilişkilidir. Görüşmeler, davranış tedavisi ve stres azaltıcı tekniklerle genellikle tedavi edilir 3.
Bu çalışmada, hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören kronik böbrek yetmezliği olan hastaların çeşitli değişkenlere göre depresyon ve anksiyete düzeyleri incelenmiştir.
Materyal ve Metot
Araştırmanın bağımlı değişkenleri, BDÖ ve BAÖ puanlarıdır. Bağımsız değişkenler, cinsiyet, medeni durum, yerleşim birimi, gelir durumu, eğitim düzeyi, yaş, meslek ve diyalize girme süreleri (ne kadar süredir diyaliz aldıkları) ile ilgili durumlardır. Depresyon ve anksiyete düzeylerini ölçmek için daha önce ülkemizde geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış BDÖ ve BAÖ kullanılmıştır. BDÖ ve BAÖ dört kendini değerlendirme maddesinin yer aldığı Likert tipinde 21 maddeden oluşan, 0-3 arası puan ile değerlendirilen ölçeklerdir. BDÖ’nün geçerlik ve güvenirlik çalışması Tegin ve Hisli tarafından yapılmış ve ülkemiz için kesme noktasının 17 olarak kabul edildiği belirtilmiştir 5. Beck ve arkadaşları (1996) tarafından BDÖ’den alınan puanlara göre depresyon düzeyleri;00-13 puan depresyon yok, 14-19 puan düşük, 20-28 puan orta, 29-63 puan yüksek derecede depresyon şeklinde sınıflandırılmıştır 6. BAÖ’nün geçerlilik ve güvenilirlik çalışması, Ulusoy ve arkadaşları (1998) tarafından yapılmıştır 7. BAÖ’den alınan puanlara göre hastaların anksiyete düzeyleri;0–17 puan düşük, 18–24 puan orta, 25 ve + puan yüksek derecede anksiyete şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu ölçek puanlarının yüksek olması depresyon ve anksiyetenin şiddetini gösterir. BDÖ ve BAÖ puanlarının hesaplanmasından sonra bu puanların diğer değişkenlerle ilişkisi değerlendirilmiştir. Bilgisayar ortamında SPSS 12.0 programı ile çözümlenen veriler t-testi, Korelasyon Analizi ve Kruskal Wallis H-Testinden yararlanılarak yorumlanmıştır. Ölçeklerin iç tutarlılığını ve homojenliğini değerlendirmede Cronbach Alfa Yöntemi uygulanmış, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır.
Bulgular
Kronik böbrek yetmezliği olan hastaların BDÖ ile BAÖ puanları arasında pozitif ve orta düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0.541, p<0.01). BDÖ puan ortalaması 15.18±8.67 (0-35), BAÖ puan ortalaması ise 20.27±10.84 (0-51) olarak hesaplanmıştır. %47.5’i BDÖ’den 00-13 puan, %27.1’i 14-19 puan, %18.6’sı 20-28 puan, %6.8’i 29-63 puan arasında, BAÖ’den ise %45.8’i 17 puandan düşük, %25.4’ü 18-24 puan, %28.8’i 25-30 puan arasında almıştır.
BDÖ ve BAÖ puan ortalamalarının cinsiyet, medeni durum ve gelir durumuna göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için bağımsız t-testi uygulanmıştır. Yapılan uygulamaya ilişkin bulgular Tablo 1’de yer almaktadır. Buna göre, BDÖ puan ortalaması kadınlarda, evlilerde ve gelir durumu düşük olanlarda, BAÖ puan ortalaması da kadınlarda, bekarlarda ve gelir durumu düşük olanlarda diğer gruplara oranla daha yüksektir, ancak gruplar arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).
Tablo 1: Diyaliz Hastalarının Cinsiyet, Medeni Durum ve Gelir Durumuna Göre BDÖ, BAÖ Puanlarının İncelenmesi
BDÖ ve BAÖ puan ortalamalarının yerleşim birimine, eğitim ve meslek durumuna göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Kruskal Wallis H-Testi uygulanmıştır. Yapılan uygulamaya ilişkin bulgular Tablo 2’de yer almaktadır. BDÖ ve BAÖ puanları eğitim düzeyi düşük olanlarda lise ve üstü mezunlarına oranla daha yüksektir. Gruplar arasında görülen BDÖ puanları arasındaki bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş (p<0.05), BAÖ puanları arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (p>0.05).
Tablo 2: Diyaliz Hastalarının Yerleşim Birimi, Eğitim Durumu ve Meslek Durumlarına Göre BDÖ, BAÖ Puanlarının Karşılaştırılması
Hastaların yaşları, dört grupta (19-32 yaş arasındakiler birinci grup, 33-46 yaş arasındakiler ikinci grup, 47-60 yaş arasındakiler üçüncü grup, 61-74 yaş arasındakiler dördüncü grup) tekrar sınıflandırılmıştır. Buna göre, ilk üç yaş grubunda BDÖ puan ortalamasının 11.50 ile 17.54 arasında, BAÖ puan ortalamasının ise 16.42 ile 22.27 arasında değiştiği görülmüştür. BDÖ ile BAÖ puan ortalamalarının 47-60 yaş aralığında en yüksek düzeyde olduğu, BDÖ puan ortalamasının 60 yaşından sonra düştüğü belirlenmiştir.
Tartışma
Depresyon ve anksiyete gibi psikolojik hastalıklar diyaliz hastalarında birbirine eşlik eden ve çok rastlanan problemlerdendir 10. Diyaliz hastalarında normal topluma oranla depresyon ve anksiyete daha çok görülmektedir. Bunların gerek yatarak ya da ayakta tedavileri, gerekse aramızda yaşayan insanlardaki birlikte bulunma prevelansının belirlenmesi, birlikte bulunduklarında hasta üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi hem klinik hem de akademik yönden gereklidir 11. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) bir araştırmasında (Sartorius, Ustun, Lecrubier, & Wittchen, 1996) temel sağlık alanında depresyonun en çok görülen fizyolojik hastalıklardan biri olduğu ve dünyada görülen bütün hastalıklar içerisinde %10.4’lük bölümü oluşturduğu bildirilmiştir. Depresyon ile ilgili kendini değerlendirme ölçekleri sağlık alanında bu hastalığın teşhisinde ve hastalık düzeyinin belirlenmesinde oldukça önemlidir 12.
Siirt ve Batman Devlet Hastaneleri hemodiyaliz ünitesinde tedavi gören kronik böbrek yetmezliği olan hastalarının depresyon ve anksiyete düzeylerinin cinsiyet, medeni durum, yerleşim birimi, gelir durumu eğitim düzeyi, yaş, meslek ve diyalize girme süreleri gibi değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada hastaların tamamına BDÖ ve BAÖ uygulanmıştır. Ölçek formları hastalardan sözlü onay alınıp diyalizden önce hastalara dağıtılarak doldurmaları istenmiştir, ancak gerektiğinde diyalizden sorumlu doktor tarafından doldurulmuştur. Hastaların psikiyatrik ilaç kullanımı ve psikiyatrik öykü ve tanıları ile ilgili bilgiler araştırmanın yapıldığı Devlet Hastanelerinde Psikiyatri uzmanının olmaması nedeniyle çalışmanın kısıtlılığı olarak belirlenmiştir.
Araştırmada hastaların BDÖ puan ortalaması 15.18±8.67, BAÖ puan ortalaması 20.27±10.84 olarak hesaplanmıştır. Bu bulgular yapılmış diğer çalışmalarla benzerlik göstermektedir 13,14. Levenson ve Glocheski, depresyonun kronik hastalıklarda çok rastlanan fizyolojik bir belirti olduğunu ve diyaliz hastalarında oldukça farklı oranlar gösterdiğini (%30 ile %100 arasında), bu farklılığın depresyon durumlarını belirlemede kullanılan tanımlardan ve ölçümlerden kaynaklanabileceğini ifade etmişlerdir. Örneğin, Smith ve arkadaşları, Beck Depresyon Envanterini kullandıkları çalışmalarında, diyaliz hastalarının %47’sinde, Çoklu Etki Belirleme Kontrol Listesi (Multiple Affect Adjective Checklist) kullandıklarında %10’unda, DSM-III ölçütlerine göre %5’inde depresyon belirlendiğini göstermiştir 15. BDÖ ve BAÖ uyguladığımız bu çalışmada; diyaliz hastalarının, %50.8’inde (n=30) düşük, %49.2’sinde (n=29) orta ve ağır düzeyde depresyon olduğu saptanmıştır.
Watson ve Clark, depresyon ile örtüşen ve hemen hemen ona en yakın olan fizyolojik yapının anksiyete olduğunu, genellikle depresyonun anksiyete ile ilişkilendirildiğini bildirmiştir 16. Araştırmada BDÖ ile BAÖ puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=0.541, p<0.01). Buna göre, toplumumuzu tehdit eden depresyon ve anksiyete gibi psikolojik hastalıkların, diyaliz hastalarında birbirinin tetikleyicisi yapılar olduğu söylenebilir.
Nour çalışmasında, diyaliz hastalarında depresyon prevelansınının %62 olduğunu 10, ülkemizde yapılan bir çalışmada ise orta ve ağır düzeyde depresyonu olan diyaliz hastalarının oranının %67.5 olduğu bildirilmektedir 17. Araştırmamızda, hastaların %45.8’inde düşük, %25.4’ünde orta, %28.8’inde yüksek derecede anksiyete olduğu belirlenmiştir. Diyaliz hastalarında, makineye bağımlılık, otonominin sınırlanması, sağlıklarını, fiziksel güçlerini, cinsel potansiyellerini, aile düzenlerini, çalışabilme yeteneklerini kaybetme düşüncesi, depresyon ve anksiyete düzeylerini önemli derecede etkilemektedir.
Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla depresyon ve anksiyete görüldüğü bildirilmektedir 5,18. Araştırmamızda BDÖ puanı kadınlarda 15.46±9.07, erkeklerde 14.85±8.34, BAÖ puanı kadınlarda 21.75±11.81, erkeklerde 18.51±9.48 bulunmuş olup karşılaştırıldığında bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Cinsiyete göre BDÖ puanları arasındaki bu farklılık literatürdeki diğer çalışmalarla tutarlıdır. Brems, Nolen-Hoeksema tarafından yapılan bir çalışmada, kadınlarda erkeklere oranla iki kat fazla depresyon görüldüğü bildirilmektedir 12. Kadınların aynı anda hem anne, hem eş, hem de iş kadını rollerini üstlenmek zorunda kalmalarından ötürü, daha fazla strese maruz kalmaları bunda önemli bir etken olabilir.
Araştırmada evlilerin BDÖ puanı bekarlara oranla daha yüksek, BAÖ puanı ise evlilere oranla daha düşük olup karşılaştırıldığında bu farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Yapılan çalışmalarda, evlilerde depresyonun bekarlara oranla daha çok görüldüğü 19, bunun yanında bekarların anksiyete eğiliminin evlilerden daha yüksek olduğu bildirilmektedir 17. Evlilerin sorumluluklarının ve geleceğe yönelik kaygılarının daha fazla olmasından ötürü depresyon düzeylerinin yüksek olabileceği söylenebilir. BDÖ ve BAÖ puanları eğitim düzeyi düşük olanlarda lise ve üstü mezunlarına oranla daha yüksektir. Bunun nedeni olarak, lise ve üstü mezunlarının, kendi özdenetimlerini sağlayabilmeleri, iş bulma olanaklarının daha fazla olması ve geleceğe ilişkin umutlarını gerçekleştirmede eğitim düzeyi düşük olanlara göre daha şanslı olmaları gösterilebilir.
Kronik böbrek yetmezliği olan hastalara ne zamandır diyalize girdikleri sorulmuş ve bu doğrultuda, hastaların %40.6’sının 0-2 yıl arası, %25.5’inin 3-4 yıl arası, %15.3’ünün 5-6 yıl arası ve %18.6’sının da 7 yıldan fazla süredir diyalize girdikleri, bu süre arttıkça depresyon ve anksiyete düzeylerinin yükseldiği belirlenmiştir. Diyaliz alma süreleri ile BDÖ ve BAÖ puanları arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulunmuştur. Bu bulgu literatürdeki diğer çalışmalarla paralellik göstermektedir 20,21,22
Gelir durumu düşük (≤500) olan hastaların BDÖ ve BAÖ puanları diğer gelir durumlarına oranla daha yüksektir. Bu bulgu yapılan diğer çalışmalarla benzerlik göstermektedir 23. Bunun nedeni yapılan gözlem ve görüşmelere dayanarak hastaların yoğun iş kaybı ve kronik bir rahatsızlığa sahip olmanın bilincinde olmayla birlikte hastalığın ekstra giderlere sebebiyet vermesi olabilir.
Araştırmamızda, hastaların yaşına göre BDÖ ve BAÖ puanları değerlendirildiğinde; ilk üç yaş aralığında (19-32, 33- 46, 47-60) yaşın artmasıyla doğru orantılı olarak depresyonun da arttığı saptanmıştır. Dördüncü yaş aralığındaki (61 ve üstü ) grubun BDÖ puanı ilk iki yaş grubundan yüksek, fakat üçüncü yaş aralığındaki BDÖ puanından daha düşüktür. Ayrıca, en düşük BAÖ puan ortalaması 33-46 yaş aralığında, en yüksek BAÖ puan ortalamasının ise 47-60 yaş aralığında olduğu belirlenmiştir.
Bu araştırma hemodiyaliz hastalarının depresyon ve anksiyete gibi psikolojik problemlere eğilim gösterdiğini ortaya koymuştur. Hemodiyaliz tedavisi gören hastaların psikiyatrik değerlendirmeye alınması ve eğer gerekiyorsa psikiyatrik tedavi programlarının da başlatılması hem hastaların psikososyal adaptasyonlarını kolaylaştıracak hem de tedavinin başarısını ve hastanın yaşam kalitesini arttıracaktır.
Kaynaklar
1)Akpolat T, Utaş C. Hemodiyaliz Hekimi El Kitabı, Türk
2)Nefroloji Derneği Yayın Organı İkinci Baskı, Anodolu
3)Yayıncılık-Kayseri 2001.
4)Daugirdas JT, Blake PG, Ing TS. Diyaliz El Kitabı. Bozfakıoğlu
5)S (Çeviren). 3. Baskı, Ankara: Güneş Kitapevi, 2003.
6)Levy J. Morgan J, Brown E. Oxford Diyaliz El Kitabı. Uslan İ
7)(Çeviren). İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 2002.
8)Cansever A. www.gata.edu.tr/dahili bilimler-ruh sağlığı ders
9)notları, erişim 01.10.2005.
10)Özer SK, Demir B, Tuğal Ö. ve ark. Montgomery-Asberg
11)Depresyon Değerlendirme Ölçeği: Değerlendiriciler Arası
12)Güvenilirlik ve Geçerlik Çalışması. Türk Psikiyatri Dergisi. 2001;
13)12: 185-194.
14)Jesse DE, Graham M. Are You Often Sad and Depressed?: Brief
15)Measures to Identify Women at Risk for Depression in
16)Pregnancy. MCN, The American Journal of Maternal /Child
17)Nursing. 2005; 30: 40-45.
18)Güleç H, Güleç H, Sayar K, Özkorumak E. Depresyonda
19)Bedensel Belirtiler, Türk Psikiyatri Dergisi, 2005; 16: 90-96.
20)Türkiye 2002 yılı Ulusal Hemodiyaliz, Transplantasyon ve
21)Nefroloji Kayıt Sistemi Raporu, Türk Nefroloji Derneği Yayınları
22)İstanbul, 2003.
23)T.C Sağlık Bakanlığı Yataklı Tedavi Kurumları İstatistik Yıllığı
24)2004.
25)Suh MR, Jung HH, Kim SB, Park JS, Yang WS. Effects of
26)regular exercise on anxiety, depression, and quality of life in
27)maintenance hemodialysis patients. Renal Failure. 2002; 24: 337-345
28)Kocabaşoğlu N, Doksat MK, Doğangün B. Anksiyete ve
29)Depresyonun Çok Yönlü İlişkisi, Yeni Symposium. 2004; 42:
30)168-176.
31)Endler NS, Endler NS, Macrodimitris SD, Kocovski NL.
32)Depression: The Complexity of Self-Report Measures. Journal of
33)Applied Biobehavioral Research. 2000; 5: 26-46,
34)Chen YS, Wu SC, Wang SY, Jaw BS. Depression in chronic
35)hemodialysed patients, Nephrology. 2003; 8: 121-126.
36)Vazquez I, Valderrabano F, Fort J, et all. Psychosocial factors
37)and health-related quality of life in hemodialysis patients. Qual
38)Life Research. 2005; 14: 179-190.
39)Tsay SL, Healstead M. Self-care self-efficacy, depression, and
40)quality of life among patients receiving hemodialysis in
41)Taiwan.International Journal of Nursing Studies. 2002; 39: 245-251
42)Sloan DM, Marx BP, Bradley, MM et al. Examining the High-
43)End Specificity of the Beck Depression Inventory Using an
44)Anxiety Sample, Cognitive Therapy and Research. 2002; 26:
45)719–727.
46)Şentürk A, Levent AB, Tamam, L. ve ark. Hemodiyalize giren
47)Kronik Böbrek Yetmezliği Olan Hastalarda Psikopatoloji, http://lokman.cu.edu.tr/-psychiatry/egitim/mak/2000 Erişim
48)07.2005.
49)Öztürk MO. Ruh Sağlığı ve Bozuklukları. 9. Basım, Ankara:
50)Feryal Matbaası, 2002.
51)Türkçapar H, Güriz O, Özel A. ve ark. Antisosyal Kişilik
52)Bozukluğu Olan Hastalarda Öfke ve Depresyonun İlişkisi. Türk
53)Psikiyatri Dergisi. 2004; 15: 119-124.
54)Özgür B, ve ark. Hemodiyaliz Hastalarında Yaşam Kalitesi İle
55)Anksiyete ve Depresyon Düzeyleri Yönünden Değerlendirilmesi.
56)Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi 2003; 12: 113-
57)116
58)Demirel GG, ve ark. Hemodializ Hastalarında Lokomotor Sistem
59)Bulguları. Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Dergisi. 2001;
60)47
61)Taskapan H. Psychiatric disorders and large interdialytic weight
62)gain in patients on chronic haemodialysis. Nephrology, Volume
63)10, İssue 1, Page 15 - February 2005.
64)Ocaktan ME, Keklik A, Çöl M. ve ark. Abidinpaşa Sağlık Grup
65)Başkanlığı’na Bağlı Sağlık Ocaklarında Çalışan Sağlık
66)Personelinde Spielberger Durumluluk ve Sürekli Kaygı Düzeyi.
67)Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası Cilt 55, Sayı 1, 2002.
© 2007 Fırat Tıp Dergisi. All rights reserved.

