Congenital Rubella Syndrome: A Case Report
Elazığ Sarahatun Doğum Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları , ELAZIĞ
Keywords: Konjenital kızamıkçık sendromu, morbidite, Congenital rubella syndrome, morbidity
6.044 görüntülenme 6.827 indirme
Giriş
Burada olgu sunumu ile birlikte doğumsal kızamıkçık sendromunun halen önemli bir morbidite nedeni olduğunun vurgulanması amaçlandı.
Olgu Sunumu
Fizik muayenede vücut ağırlığı 2500 gr (3. P), boy 50 cm (50. P) ve baş çevresi 34 cm (25. P) idi. Vücudunda yaygın kahverengi mor renkte maküler döküntüler ahududulu kek görünümü ve iki taraflı mikroftalmi görüldü (Şekil 1). Dinlemekle sol hemitoraksta ikinci interkostal aralıkta 3/6 şiddetinde devamlı üfürüm duyulmaktaydı. Diğer sistem muayeneleri normal bulundu.
Şekil 1: Vücutta yaygın kahverengi mor renkteki maküler döküntüler ahududulu kek görünümü ve iki taraflı mikroftalmi görülmektedir.
Laboratuvar incelemelerinden tam kan sayımında hemoglobin: 17.9 gr/dl, hematokrit: %52, beyaz küre 18.000/mm3 (%85 lenfosit) ve trombosit sayısı 50.000/mm3 idi. Biyokimyasal değerleri normal bulundu. Serolojik çalışmada kızamıkçık immünglobulin M (IgM)15.57 IU/ml (0-1,2), kızamıkçık immünglobulin G (IgG) 344 IU/ml (0-1) tespit edildi. Radyolojik incelemelerinde ultrasonografik herhangi bir patoloji saptanmadı. Ekokardiyografik incelemede patent duktus arteriosus (PDA) varlığı belirlendi.
Klinik ve laboratuvar bulgularıyla hastaya doğumsal kızamıkçık sendromu tanısı konuldu ve izlem planlandı.
Tartışma
İntrauterin infeksiyon düşük, erken ve ölü doğum, tekli veya çoklu organ hasarlarına neden olmaktadır . En sık rastlanan bulgu düşük doğum ağırlığıdır. Mikroftalmi ile birlikte olabilen tek ya da iki taraflı katarakt, miyokardit, PDA ya da pulmoner stenoz gibi doğumsal kalp defektleri sıkça rastlanan diğer kalıcı hasarlardır 1-5. Deri bulgularından en önemlisi kahverengi mor renkteki ahududulu kek görünüm denilen ve sadece bazı vakalarda görülen tipik lezyonlardır . İnterstisiyel pnömoni, hepatosplenomegali, trombositopeni, anemi, hepatit diğer nadir bulgulardır 1,2. Olgumuzda görülen düşük doğum ağırlığı, mikroftalmi, PDA, deri döküntüleri (ahududulu kek görünümü) ve trombositopeni bulguları konjenital kızamıkçık sendromu tanısı ile uyumlu idi. Ayrıca annenin gebelik takiplerininin yapılmamış olması, gebelikte döküntülü bir hastalık geçirmesi ve daha önce kızamıkçık aşısı yapılmamış olması da doğumsal kızamıkçık sendromunu desteklemekteydi.
Doğumsal kızamıkçık sendromu tanısı genelde öykü ve klinik bulguların değerlendirilmesiyle konulabilmektedir 1,2. Kesin tanı ise virüsun farengeal sıvılar, idrar, konjuktiva ya da ameliyat materyalinden (lens gibi) izole edilmesine dayanmaktadır. Ancak virus izolasyonu zor ve pahalı bir yöntem olduğu için tercih edilmemektedir. Serolojik olarak immünglobulin M pozitifliği kesin tanı için yeterlidir. Doğumsal olarak enfekte olmuş bebeklerde genelde kızamıkçık spesifik immünglobulin bulunur ve 6-12 ay vücutta kalır. Kızamıkçık virus RNAsı PCR ile saptanabilir ancak pahalı bir yöntem olduğu için tercih edilmemektedir 2. Olgumuzda da klinik bulgularla birlikte serolojik olarak Kızamıkçık spesifik IgM pozitifliğinin saptanmasıyla doğumsal kızamıkçık sendromu tanısı doğrulandı. Olgumuzda da görüldüğü gibi multisistem anomalileri olan yenidoğanların ayırıcı tanısında doğumsal kızamıkçık sendromu da düşünülmelidir.
Doğumsal kızamıkçık sendromunun özel bir tedavisi yoktur 1-3. Gebeliğin erken dönemlerinde saptanan infeksiyonlarda gebeliğin sonlandırılması söz konusu olabilmektedir. Amantadin veya alfa-interferon tedavide kullanılmaktadır ancak hastalarda klinik düzelme çok az olabilmekte veya hiç olmamaktadır 1. Hastalığın kesin bir tedavisi olmadığından dolayı, asıl amaç gebeleri kızamıkçık infeksiyonundan korumak olmalıdır. Bu nedenle, rutin olarak 12-15. ayda yapılan ve okul çağlarında yinelenen kızamıkkızamıkçık- kabakulak aşışının doğumsal kızamıkçık sendromu olasılığını ortadan kaldırabileceği düşünülmektedir. Ülkemiz gibi isteğe bağlı olarak kızamıkçık aşısı yapılan bazı ülkelerde rubella geçirme yaşının ileri yaşlara kaydığı ve doğumsal kızamıkçık sendromlu olgularda artış olduğu bildirilmiştir 6.
Kızamıkçık aşısının rutin olarak yapılamadığı ülkelerde kızamıkçık enfeksiyonu önemli morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Bu nedenle doğumsal enfeksiyonun önlenmesi için kızamıkçık aşısının ulusal aşı programına dahil edilmesininin önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olacağı düşünülebilir.
Kaynaklar
1)Atalay Y. Rubella. In: Yurdakök M, Erdem G (eds). Türk
2)Neonatoloji Derneği Neonatoloji Kitabı. 1. Baskı, Ankara: Alp
3)Ofset, 2004: 392-397.
4)Cole FS. Viral infection of fetus and newborn. In: Taeusch HW,
5)Ballard RA (eds). Averys Disease of the Newborn. 7. Baskı,
6)Philadelphia: Lippincott Williams&Wilkins, 1999: 467-487.
7)Samancı N. Konjenital İnfeksiyonlar. Dağoğlu T, Ovalı F,
8)Samancı N. Neonatoloji 1. Baskı, İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi,
9)2000: 693-695.
10)Congenital Rubella. Report of the Committee on Infectious
11)Disease. Red Book 2000. 25 Baskı, Northwest Point Blvd:
12)American Academy of Pediatrics, 2000: 495-500.
13)Yalçın I. Doğumsal Kızamıkçık. Neyzi O, Ertuğrul T. Pediatri 1.
14)cilt 3. Baskı, İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri, 2002: 547-548.
15)Panagiotopoulos T, Antoniadou I, Valassi-Adam E. Increase in
16)congenital rubella occurrence after immunisation in Greece:
17)Retrospective survey and systematic review. BMJ 1999; 319:
18)1462-1467.
© 2007 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

