Risk Factors For Mortality of Nosocomial Sepsis in Intensive Care Unit of Firat University Hospital
1Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Elazığ, Türkiye
2Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi , Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği, Kayseri, Türkiye
Keywords: Yoğun Bakım Ünitesi, nozokomiyal sepsis, sürveyans, mortalite, risk faktörleri, Intensive care unit, nosocomial sepsis, surveillance, mortality, risk factors
6.359 görüntülenme 3.859 indirme
Gereç ve Yöntem: Bu prospektif çalışma Fırat Üniversitesi Hastanesi Yoğun Bakım Üniteleri'nin bir yıllık izlemi ile yapıldı. YBÜ'ne kabul edilen hastalar en azından 48 saat izlendikten sonra çalışmaya dahil edildi. Nozokomiyal infeksiyonların tanısı CDC (Center for Disease Control and Prevention) kriterlerine göre kondu ve spesifik infeksiyon alanlarına göre sınıflandırıldı.
Bulgular: 470 hastadan 81'inde YBÜ kaynaklı sepsis atağı gelişti. YBÜ'nde nozokomiyal sepsis oranı %17.2 (81/470) ve mortalite oranı %63 (51/81) idi. Sepsis atağında gereksinim duyulan mekanik ventilasyon, entübasyon, nazogastrik tüp, üriner kateter mortaliteyi önemli ölçüde artırıyordu. Solunum yetmezliği, H2 reseptör antagonisti kullanımı mortaliteyi artırıyordu. Nozokomiyal sepsisin en sık primer kaynağı pulmoner %38.3, üriner % 29.7 ve intra-abdominal infeksiyonlar %12.4 idi. Kültür pozitif hastalardaki en sık mikroorganizmalar Pseudomonas spp. %22.3 (%14.5 P.aeruginosa), E.coli %17.1, S.aureus %17 (%9 metisilin-rezistans), Acinetobacter spp. %13.1 idi.
Sonuç: Mortaliteyle ilişkili en önemli risk faktörleri yaş, APACHE II skoru yüksekliği, mekanik ventilasyon, entübasyon, nazogastrik tüp, üriner kateterizasyon, solunum yetmezliği, H2 reseptör antagonisti kullanımı ve H2 reseptör antagonisti kullanma süresi olarak gözlemlendi.
Material and Methods: The prospective study was performed with following of one year in the ICUs of Firat University Hospital. The patients who were followed in the ICUs for at least 48 hours were enrolled in the study. Nosocomial infections were defined according to the Center for Disease Control and Prevention (CDC) criteria and were categorised by specific infection site.
Results: Among the 470 patients, 81 had ICU- acquired sepsis episodes. In- ICUs nosocomial was sepsis rate 17.2% (81/470) and mortality rate 63% (51/81). Needs for mechanical ventilation, entubation, nasogastric catheter, urinary catheters episodes of sepsis were significantly associated with fatalities. Respiratory failure, used of H2 receptor antagonist was associated with a fatal outcome. The most frequent primary sources of nosocomial sepsis were lungs 38.3%, urinary 29.7% and intra-abdominal 12.4%. Cultures were positive of the patients with common microorganisms were Pseudomonas spp. 22.3% (14.5% P.aeruginosa), E.coli 17.1%, S.aureus 17% (including 9% methicillin-resistant), Acinetobacter spp. 13.1%.
Conclusion: The most important risk factors of mortality were observed older age, high APACHE II score, mechanical ventilation, intubation, nasogastric catheterization, urinary catheterization, respiratory failure and used H2 receptor antagonist.
Giriş
Günümüzde tıbbi teknoloji ve antimikrobiyal tedavideki gelişmelere rağmen özellikle yoğun bakım ünitelerinde (YBÜ) sepsis, hayatı tehdit edici önemli bir problem olmaya devam etmektedir. Sepsis Amerika Birleşik Devletleri (ABD)'nde ölüm nedenleri arasında 13. sırada olup YBÜ'nde ise ikinci sıradadır. Ülkemizde de hastanede yatan hastalarda özellikle YBÜ'nde, sepsis önemli bir infeksiyon problemi olarak karşımıza çıkmakta ve hastaların önemli bir kısmı sepsis nedeniyle kaybedilmektedir. Yaşayan hastalarda ise yaşam kalitesinde azalma oluşmaktadır. Son yıllarda yoğun tedavi uygulamaları ve invaziv girişimlerin sıklığında artmaya bağlı olarak sepsis insidansı ve mortalitesinde de artış meydana gelmiştir1. Bu nedenle, YBÜ'nde yatan hastalar morbidite, mortalite ve maliyette yüksek artışa neden olmakta ve hastane infeksiyonları yönüyle değerlendirilip gerekli önlemlerin alınması gereken önemli hasta grubunu oluşturmaktadır2.
Nozokomiyal sepsis olgularında ortaya çıkan ek maliyet ortalama 3.061–40.890 Amerikan doları arasında değişmektedir3-6. Maliyet artışının önemli kısmını antibiyotikler oluşturmaktadır3,5,7. Uygun ve etkili infeksiyon kontrol programları yardımıyla ek maliyeti % 24–32 oranında düşürebilmek olası gözükmektedir3,5.
Bu amaçla; iyi planlanmış sürveyans programlarının düzenli olarak yürütülmesi, verilerin kısa sürede değerlendirilip sonuçlarının etkili şekilde uygulanması gerekir. Hastane sürveyans programlarının tümünün amaçları vardır1. Bu nedenle YBÜ birimlerine yönelik etkili sürveyans yöntemlerinin yürütülmesi ve gerekli önlemlerin alınması, düzenlemelerin yapılması, YBÜ'nde görülen sepsis sıklığında azalmaya yol açacaktır.
Bu çalışmada yukarıda belirtilen amaca yönelik olarak Fırat Üniversitesi Hastanesinde YBÜ'lerinde nozokomiyal sepsis sürveyansı ve çeşitli risk faktörlerinin mortalite ile ilişkisi, üreyen mikroorganizmaların tipi ve antibiyotik duyarlılıklarının değerlendirilmesi, ampirik antibiyotik uygulamalarının rasyonel olup olmadığı değerlendirilmeye çalışıldı.
Materyal ve Metot
Bu çalışma, Fırat Üniversitesi Hastanesi Göğüs, Kalp ve Damar Hastalıkları Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesi (GKDCYBÜ) ile Anestezi ve Reanimasyon Yoğun Bakım Ünitesinde (A-YBÜ) bir yıllık sürede gerçekleştirildi. A-YBÜ'nde 16 yatak mevcuttu yıllık takip edilen ortalama hasta sayısı 450, GKDC-YBÜ'nde 4 yatak mevcuttu yıllık takip edilen ortalama hasta sayısı 120'idi. Çalışmada nazokomiyal infeksiyon surveyansı hastaya dayalı aktif ve prospektif olarak yapıldı. Bu bir yıllık sürede belirtilen YBÜ'lerine yatırılan 470 hastadan, sepsis gelişen 81 hasta çalışmaya dahil edildi.
Hastaneye kabul edildiğinde infeksiyon bulguları olmayan ya da herhangi bir infeksiyon hastalığının kuluçka süresi içerisinde olmayan, yatışından 48–72 saat sonra yoğun bakımda gelişen infeksiyon hastalığı olan olgular hastane kaynaklı infeksiyon olarak kabul edilmektedirler. Bu nedenle; hastanede saptanan bir infeksiyon eğer hastaneye kabul sırasında mevcut olan infeksiyöz bir sürecin komplikasyonu veya uzantısı ise nozokomiyal infeksiyon olarak kabul edilmemiştir. Genel olarak, YBÜ'ne kabulden 48–72 saat sonra gelişen ve taburcu olduktan sonra 10 gün içinde ortaya çıkan infeksiyonlar, YBÜ'ne ait nozokomiyal infeksiyon olarak kabul edilmiştir. Çalışma periyodunda YBÜ'nde gelişen bütün nozokomiyal infeksiyonların tanı ve takibi yapılıp sepsis gelişen hastalar yaş farkı gözetilmeksizin çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya son bir ay içinde daha önceden hastaneye yatış öyküsü olan, yatışının ilk iki gününde ölen veya hastaneden ayrılan hastalar ile bir başka hastaneden hastane infeksiyonu ile gelen hastalar dâhil edilmedi. Çalışmaya dâhil edilen hastalar, nakledildikleri kliniklerde taburcu olana kadar izlendi.
Araştırmanın Uygulanışı ve Değerlendirme
Çalışmada her gün her iki YBÜ'nde yatan hastalar ve
YBÜ'nden kliniklere nakledilen hastalar iyileşip taburcu
olana ya da ölene kadar izlendi ve veriler toplandı. Hastalar
YBÜ'ne yatışının ilk 48 saatinde değerlendirilerek
demografik verileri kaydedildi, Acute Physiology and
Chronic Health Evaluation II (APACHE II) skoru hesaplandı
ve hastaların seyri izlendi. YBÜ'de 24 saatten daha uzun süre
kalanların yaş, cins, YBÜ'ne kabul tanısı, APACHE II skoru
ve varsa mevcut hastalıkla ilişkili altta yatan hastalık
kaydedildi. Tüm veriler mümkün olan durumlarda hastaların
kendileriyle birebir konuşarak, muayene edilerek, hemşire
gözlemleri, tedavi uygulamaları, hasta dosyaları, intravenöz
sıvılar, üriner kateterler, ameliyat notları, izolasyon
uygulamaları, kullanılan ilaçlar, ateş izlemleri, radyoloji
raporları, kültür ve diğer laboratuvar raporları incelenerek
elde edildi. Ek olarak hastaların hemşire ve doktorundan da
bilgi alındı. Hastalara tanı ve tedavi amacıyla uygulanan tüm
işlemler kaydedildi, işlem süreleri belirtildi.
Nozokomiyal infeksiyonların tanısında CDC kriterleri esas alındı. Altta yatan hastalıklar ve invaziv girişimler (pnömoni, cerrahi alan infeksiyonu, üriner sistem infeksiyonu, kan dolaşımı infeksiyonu, deri ve yumuşak doku infeksiyonu, klinik sepsis, laboratuar olarak kanıtlanmış kan dolaşımı infeksiyonu ve diğer nozokomiyal infeksiyonlar) değerlendirildi.
Mortaliteyi etkileyebileceği düşünülen yaş, cins, sepsis gelişme günü, organ yetmezlikleri, maligniteler, kalp hastalıları, diabet, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, travma, APACHE skoru, altta yatan hastalıklar, acil ve elektif cerrahi, transfüzyon, profilaktif antibiyotik kullanımı, operasyon yara cinsi, üretral kateter sayı ve süresi, endotrakeal entübasyon sayı ve süresi, mekanik ventilasyon ve süresi, göğüs tüpü sayı ve süresi, dren sayı ve süresi, nazogastrik tüp sayı ve süresi, nazointestinal tüp, total parenteral nütrisyon ve süresi, enteral beslenme ve süresi, antiasit kullanımı ve süresi, H2 reseptör antagonisti ve süresi, proton pompa inhibitörü ve süresi, steroid kullanımı ve süresi, diğer immünsüpressif kullanımı ve süresi, operasyon dışı invaziv girişimler, kullanılan antibiyotikler endikasyon ve uygunluğu, YBÜ hastane infeksiyonları ve etkenleri, bakteriyemi, kan şekeri düzensizliği ve hastanın sonucu kaydedilerek mortaliteyle ilişkisi değerlendirildi, sepsisli hastalarda kan şekeri 110mg/dL'nin üzerine çıktığında kan şekeri düzensizliği olarak kabul edildi.
Hastaların, solunum yetmezliği, hepatik disfonksiyon, renal yetmezlik kardiyovasküler yetmezlik değerlendirildi. Sepsis ve ilişkili durumlar ACCP/SCCM 1992 konsensus kriterlerine göre tanımlandı. Sistemik inflamatuar cevabın infeksiyona bağlı olduğu durum sepsis olarak nitelendirildi8.
Verilerin Analizi
Sonuçlar ortalama±standart sapma olarak verildi. Verilerin
değerlendirilmesinde SPSS 12.00 for Windows paket
programı (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) kullanıldı.
İstatistiksel analiz için majör bağımlı değişken olarak ölüm
esas alındı. Yaşayan ve ölen hastalar arasındaki kategorik
değişkenlerin karşılaştırılmasında ki-kare, Fischer'in kesin
ki-kare testi, risk faktörlerinin hesaplanmasında binomial
regresyon analizi kullanıldı. Değişkenler ve hastanın sonucu
arasındaki ilişkinin derecesi odds oranı (odss ratio=OR) ve %95 güvenilirlilik aralığı ile belirtildi. p<0.05 olan değerler
istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Tablo 1: Hastaların demografik ve klinik verilerin mortaliteye etkisi
Sepsis gelişen olgularda ortalama APACHE II skoru 21.01± 3.46 (11–29) idi. Ölen hastalarda APACHE II skoru ortalama 20.1±3.6 iken yaşayan olgularda 21.1±3.3 idi ve ikisi arasında istatistiksel olarak farklılık yoktu (p=0.9).Fakat APACHE II skoru 11–15 arasında olan hastalarda mortalite oranı, diğer gruplardan anlamlı oranda düşüktü (p=0.000). Skoru 15 ve üstünde olan hastaların %50'si, skoru 20'nin üstündeki hastaların ise %72.2'si ölmüştü.
YBÜ'ndeki sepsisli hastalarda; endotrakeal entübasyon, mekanik ventilasyon, enteral beslenme, üretral kateterizasyon, nazogastrik tüp uygulaması gibi invaziv girişimler ile mortalite arasındaki ilişki değerlendirildi. Endotrakeal entübasyon uygulanan sepsisli 63 hastanın 46'sı (%76.4) kaybedildi. Endotrakeal entübasyon uygulamasının mortalitede artışa yol açtığı saptandı (p= 0.00). Bu hastalardan 50'sine (%79.4) bir kez, 10'una (%19.6) ise birden fazla sayıda entübasyon uygulandı. Çalışmaya alınan 81 hastadan 61'ine (%75.3) mekanik ventilasyon uygulandı. Bu hastalardan 47'si (%77.0) öldü. Mekanik ventilasyon uygulamasının mortaliteyi önemli derecede arttırdığı gözlendi (p=0.000). Sepsis saptanan 81 hastanın 70'ine (%86.4) nazogastrik tüp (NGT) uygulandı. Bunlardan 50'si (%71.4) öldü. NGT uygulamasının mortaliteyi önemli ölçüde arttırdığı saptandı (p=0.000). Ancak entübe kalma süresi, entübasyon sayısı, mekanik ventilatörde kalma süresi, NGT uygulama sayısı ve süresi açısından ölen ve yaşayan hastalar arasında mortalite yönüyle istatistiksel farklılık saptanmadı (p≥0.05). Sepsisli olguların 77'sine (%95.1) üretral katater (ÜK) uygulandı. Bunlardan 51'i (%66.2) öldü. Üretral kateter uygulamasının mortalite artışına yol açtığı gözlendi (p=0.007). Ölen ve yaşayan grup arasında ÜK uygulama sayısı ve süresi bakımından mortalite açısından farklılık gözlenmedi (sırayla p=0.07, p=0.12). Açık ya da kapalı abdominal dren, göğüs tüpü, ameliyat dışı tanısal ve tedavi amacıyla yapılan invaziv girişimler ve süresi, TPN (total parenteral nütrisyon), enteral beslenmenin mortalite artışına katkıda bulunup bulunmadığına bakıldı. Bu parametreler açısından; ölen ve yaşayan hastalar arasınada istatistiksel farklılık saptanmadı. İnvaziv girişimsel faktörlerin mortaliteyle olan ilişkisi Tablo 2'de verildi.
Tablo 2: Mortalite ile ilişkili invaziv girişimler
Sepsis gelişen hastaların 64'ünde (%79) solunum yetmezliği, 64'ünde (%79) nörolojik bozukluk, 23'ünde (%28.3) solid tümör, 21'inde (%25.9) böbrek yetmezliği, 18'inde (%22.2) kalp hastalığı, 3'ünde (%3.7) karaciğer yetmezliği saptandı. Altta yatan diğer hastalıklar ve organ yetmezliklerinin ayrıntıları Tablo 3'de gösterildi.
Tablo 3: Organ yetmezlikleri ve altta yatan diğer hastalıklar (ölen ve yaşayan sayı yüzde ve ölenlerle yaşayanlar arasındaki istatistiksel farklılık)
Hastalardan 32'sine antiasit verildi. Bunlardan 18 hasta öldü. Antiasit verilmesinin istatistiksel olarak mortaliteyi artırıcı etkisinin olmadığı gözlendi (p≥0.05). Antiasit verilme süresinin mortaliteyi istatistik olarak ölen grupta artırdığı saptandı (p=0.045). 65 hastaya H2 reseptör antagonisti verildi. Bu hastaların 44'ü öldü. H2 reseptör antagonisti verilmesinin ve süresinin istatistiksel olarak mortalitede artışa yol açtığı saptandı (p≤0.05). PPI olgulardan 13 hastaya verildi. Bu hastalardan yedisi öldü. PPI verilmesi ve süresinin mortaliteyi istatistiksel olarak artırmadığı saptandı Sepsis gelişen hastaların altısına steroid uygulandı ve bunlardan beşi öldü. Steroid uygulama ve süresinin mortalitede artışa yol açmadığı saptandı.
Sepsisli olguların 37'inin (%45.6) operasyon geçirdiği saptandı. Acil cerrahi operasyona gerek duyulanların sayısı 25 (%30.8) idi, bunlardan 18'i (%72) öldü. Acil cerrahi operasyon yapılması ve acil cerrahi operasyon sayısı mortaliteyi artırmadı. Sepsisli 81 hastadan 15'ine (%18.5) elektif cerrahi uygulandı ve bu hastalardan dokuzu (%60) öldü. Elektif cerrahi uygulaması, kan nakli, ameliyat öncesi antibiyotik profilaksisinin ve operasyonda oluşan yara türü istatistiksel olarak mortaliteyi artırmadığı saptandı (p≥0.05). Anestezi şeklinin mortaliteyi istatistiksel olarak önemli ölçüde artırdığı saptandı (p=0.00). Operasyon–mortalite ilişkisi Tablo 4'de sunuldu.
Tablo 4: Operasyon- Mortalite ilişkisi
Pulmoner, intra-abdominal ve üriner sistem infeksiyonları YBÜ'de tüm nozokomiyal sepsis kaynaklarının 65'ini (%80.2) oluşturuyordu. Sepsis kaynakları sıklık sırasına göre 31 (%38.3) hastada pulmoner (pnomoni ve VİP), 24 (%29.7) hastada üriner, 10 (%12.4) hastada intraabdominal, 4 (%4.9) hastada kan, 4 (%4.9) hastada kateter, 4 (%4.9) hastada yumuşak doku, 1 (%1.2) hastada kardiyak kaynaklı iken, 3 (%3.7) hastada kaynağı bilinmiyordu.
Gram negatifler %64 (52), Gram pozitifler %21 (17), funguslar %7 (5) oranında sepsise neden oldular ve %8 (7) olguda etken saptanamadı. 81 olgunun 74 'ünde (%91.4) bakteriyemi saptandı. Bunlardan 46 (%62.2) hasta öldü. Mortalite açısından bakteriyemi varlığı ölen ve yaşayan grupta farklı değildi (p=0.63). YBÜ'nde sepsisin izole edilen etkenleri Tablo 5'de görülmektedir.
Tablo 5: İzole edilen sepsis etkenleri, sayı ve yüzdesi
Tartışma
YBÜ kaynaklı sepsis oranları ile ilgili olarak çeşitli çalışmalarda farklı sonuçlar bildirilmiştir. Zâhorec ve ark.nın9, yaptıkları çalışmada YBÜ'nde nozokomiyal sepsis oranı %7.9 olarak saptanmış ve bunların da %26.5'ini dahili, %73.5'ini cerrahi hastaların oluşturduğu bildirilmiştir. Finfer ve ark.10 YBÜ ile ilgili sepsis oranını %11.8 olarak saptamışlar ve bunların %75.5'ini dahili, %24.5'ini ise cerrahi hastaların oluşturduğunu bildirmişlerdir. Vincent ve ark.11 Avrupa YBÜ'lerindeki sepsis oranını %37 olarak saptamışlar ve bu hastaların %56'sının dahili YBÜ'lerindeki hastalar olduğunu bildirmişlerdir. Çalışmamızda bir yıllık sürede YBÜ'lerine kabul edilen 470 hastanın 81'inde (%17.2) hastane kaynaklı sepsis saptandı. Bu hastaların %45.6'sı cerrahi, %54.4'ü ise dahili hastalıklar nedeni ile YBÜ'ne kabul edilen hastalardı. Bu çalışmada saptanan oranlar Vincent ve ark.11 tarafından bildirilen orandan düşük olmasına rağmen diğer çalışmalarda bildirilen oranlardan yüksek olarak bulunmuştur.
Yaş ortalaması ve yatış süresiyle sepsise bağlı mortalite arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalarda Colpan ve ark.12, ölen ve yaşayan sepsisli hastalarda yaş ortalamaları, ölen hastalarda (61±17.8) yaşayan hastalardan (49.1±19) anlamlı derece yüksek olduğunu, ortalama yatış süresinin ise ölen ve yaşayan gruplarda (sırasıyla 11.6±14, 10±12.3 gün) mortalite yönünden istatistiksel olarak farklı olmadığını bildirmişlerdir. Arvanitidou ve ark.13 ölen ve yaşayan sepsisli hastalarda yaş ortalamaları sırasıyla 54.1±15.9 ve 51.5±16.6 olarak bulmuş, ölen hastalarda yaş ortalamasının istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğunu bildirilmişlerdir. Çalışmamızda literatürlerle uyumlu olarak yaş ortalaması ölen hastalarda yaşayan hastalara göre daha yüksek saptandı. ve ileri yaşın mortaliteyi önemli ölçüde arttıran bir etken olduğu gözlendi. Ortalama yatış süresi ölen hastalarda 16.55±11.4 gün, yaşayan hastalarda 16.4±10.5 gün idi ve yatış süresinin mortaliteyi arttırmadığı gözlendi.
Sepsis gelişim günü ve mortaliteyle olan ilişki açısından literatürde benzer sonuçlar bildirilmiştir. Van Gestel ve ark.14 yaptıkları bir çalışmada sepsis gelişim gününü, sepsiste 12.7±1.0 gün, şiddetli sepsiste 13.3±1.1 gün, septik şokta 11.6±1.5 gün olarak bildirmişlerdir. Wichmann ve ark.15 sepsis gelişim gününü erkeklerde 13.4 gün, bayanlarda ise 9.0 gün olarak saptamışlar ve mortaliteyi arttırmadığını bildirmişlerdir. Bu çalışmada YBÜ'nde sepsis gelişim günü ortalama 14.07±19.46 idi ve mortaliteyi arttırmadığı saptandı. Gerek literatür verileri gerekse bu çalışmanın sonuçları irdelendiğinde, sepsisin genellikle YBÜ'ne kabulün ikinci haftasında daha sık görüldüğü gözlenmiştir.
Sepsiste, APACHE II skoru arttıkça mortalitenin de arttığı bilinmektedir. Finfer ve ark.10, ortalama APACHE II skorunu ölen hastalarda 21[–] olarak bildirmişlerdir. Colpan ve ark.12 ise sepsiste APACHE II skorundaki artışın mortalitedeki artışla korele olduğunu saptamışlardır. Warren ve ark.16, APACHE II skorunu ölen hastalarda 26.9±6.9, yaşayan hastalarda 23.5±5.4 olarak saptamışlar ve skor yükseldikçe mortalitenin de arttığını saptamışlardır. Çalışmamızda ise, APACHE II skoru 15 ve üzerinde olan hastaların %50'si, 20'nin üzerindeki hastaların ise %72.2'sinin öldüğü gözlendi. Özellikle APACHE II skoru 21–25 arasında olan hastalarda mortalitenin önemli ölçüde arttığı dikkati çekmektedir. Bu sonuçlar, başlangıçtaki APACHE II skorunun YBÜ'ne yatırılan hastaların prognozunu belirlemede önemli bir parametre olduğunu göstermektedir.
İnvaziv girişimlerin uygulanması, süreleri ve sayılarının mortaliteyle ilişkisini araştıran çalışmalarda farklı sonuçlar bildirilmektedir. Colpan ve ark.12 entübasyon ve süresi, mekanik ventilasyon, enteral beslenme, santral venöz katater uygulaması ve TPN'nin mortaliteyi artırmada etkili olduğu bildirilmiştir. Annane ve ark.17, septik şoklu hastalarda yaptıkları bir çalışmada mekanik ventilasyon ve sağ kalp kateterizasyonunun mortaliteyi arttıran invaziv girişimler olduğunu belirtmişlerdir. Erbay ve ark.18 mekanik ventilasyon ve NGT uygulanmasının mortaliteyi artırmada etkili, ancak üriner kateter ve cerrahi drenlerin mortalite üzerinde etkili olmadığı bildirilmişlerdir. Çalışmamızda entübasyon, mekanik ventilasyon, üretral kateterizasyon ve nazogastrik tüp uygulamasının sepsisli hastalarda mortaliteyi artırdığı saptandı. Ancak, TPN, enteral beslenme, göğüs tüpü, açık-kapalı abdominal dren, operasyon dışı invaziv girişimlerin ise mortaliteyi arttırıcı etkisinin olmadığı gözlendi. Yine invaziv girişimlerin uygulama süresi ve uygulama sayısının mortaliteyi arttırmadığı saptandı.
Sepsisli hastalarda organ disfonksiyonu ve altta yatan hastalık sıklığı ile bunların mortalite üzerine etkileri hakkında çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Alberti ve ark.19 sepsis saptanan olguların %46.1'inde kardiyovasküler sistem hastalığı, %75.9'unda solunum sistemi hastalığı, %77.4'ünde böbrek yetmezliği, %15.2'inde hematolojik hastalık, %50'sinde nörolojik bozukluk varlığı bildirilmiştir. Van Gestel ve ark.14 şiddetli sepsis ve sepsis olgularında sırasıyla kronik akciğer hastalığı %26 ve %25, kalp hastalığı %9 ve %8, karaciğer yetmezliği %1 ve %2, diabetes mellitus %19 ve %17, böbrek yetmezliği %10 ve %13, solid tümör %24 ve %26, kalp hastalığı öyküsü olanlar %13 ve %13 oranlarında bildirilmiştir. Arvanitidou ve ark.13, malignensi, diyabet, kronik akciğer hastalığı ve sirozun sepsiste mortaliteyi arttırmadığını bildirmişlerdir. Bu çalışmada, sepsis saptanan olguların %79'unda solunum yetmezliği, %79'unda nörolojik bozukluk, %28.3'ünde solid tümör, %25.9'unda böbrek yetmezliği saptandı. Solunum yetmezliği, böbrek yetmezliğinin mortaliteyi arttırıcı etkisinin olduğu bununla birlikte, kronik akciğer hastalığı, diabetes mellitus, karaciğer yetmezliği, nörolojik bozukluğun bu çalışmada mortaliteyi arttırmadığı saptandı. Çalışmamızda solunum yetmezliğinin mortaliteyi artırıcı etkisi saptanırken böbrek yetmezliğinin mortaliteyi artırıcı etkisi saptanmadı.
Sağlıklı kişilerde mide kısmen sterildir. Kritik durumlarda olan hastalarda, postoperatif durumlarda ve mekanik olarak ventile edilen hastalarda stres ülserinin önlenmesi amacıyla kullanılan antiasit, PPI ve H2 reseptör antagonistleri midede aşırı bakteri çoğalmasına yol açar. Erbay ve ark.18, H2 reseptör antagonistlerinin ve diğer mide asiti baskılayıcı tedavilerin mortaliteyi artırmada etkili olmadığı bildirilmiştir. Colpan ve ark.12, sepsis olgularında steroid ve kemoterapinin mortaliteyi arttırdığını bildirmişlerdir. Çalışmamızda hastalara uygulanan ilaçlardan H2 reseptör antagonisti ve kullanım süresi dışında antiasit, proton pompa inhibitörleri (PPI), steroid ve diğer immünosüpresif ilaçların mortaliteyi arttırıcı etkisinin olmadığı saptandı.
Sepsis olgularında cerrahi, transfüzyon ve antibiyotik profilaksisinin mortaliteye etkisi irdelendiğinde, Zâhorec ve ark.9, acil ve elektif cerrahinin sepsisli hastalarda bu faktörlerin mortaliteyi arttırmadığını bildirmişlerdir. Bununla birlikte, Alberti ve ark.20 acil ve elektif cerrahinin anlamlı bir şekilde mortaliteyi artırdığını saptamışlardır. Arvanitidou ve ark.13, cerrahinin sepsisli hastalarda mortaliteyi arttırmadığını bildirmişlerdir. Raymond ve ark.21, kan transfüzyonunun mortaliteyi artırdığını bildirmişlerdir. Bu çalışmada, sepsis olgularından %45.6'sı cerrahi operasyon geçirdi. Bu çalışmada gerek acil cerrahi gerekse elektif cerrahinin ölen sepsisli hastalarda sayısal olarak fazla olmasına rağmen istatistiksel olarak anlamlı düzeyde mortaliteyi arttırmadığı saptandı. Benzer şekilde sepsisli hastalara verilen antibiyotik profilaksisi ve transfüzyonun da mortaliteyi etkilemediği gözlendi.
Nozokomiyal sepsis kaynaklarına yönelik yapılan çalışmalar incelendiğinde, Finfer ve ark.10, sepsis kökeni olarak pulmoner %50.3, intra-abdominal %19.3 ve kan akımı infeksiyonu %10.1 olarak bildirmişlerdir. Dettenkofer ve ark.22, sepsis kaynaklarını sırasıyla pnömoni, üriner sistem infeksiyonları ve primer bakteriyemi şeklinde saptamışlardır. Bu çalışmada nozokomiyal sepsisin en önemli üç kaynağı pulmoner %38.3, üriner sistem %29.7 ve intra-abdominal infeksiyonlar %12 olarak saptandı.
Zâhorec ve ark.9 bir çalışmalarında sepsis etkenlerini gram negatifler %28.8, gram pozitifler %10.1, funguslar %3.3 ve polimikrobiyal %55.9 olarak bildirmişlerdir. Alberti ve ark.14, multisentrik çalışmalarında etken oranlarını gram negatifler %49.2, gram pozitifler %37.4, polimikrobiyal %33.8 ve funguslar %9.7 olarak bulmuşlar ve bakteriyeminin mortaliteyi arttırdığını bildirmişlerdir. Bu çalışmaya alınan hastalarda sepsise neden olan mikroorganizmalar sıklıkla gram negatif bakterilerdi (%64). Gram pozitifler %21, funguslar %7 oranında izole edildi ve %8 olguda etken saptanamadı. Sepsisli ölen olgularda yaşayanlara göre bakteriyemi daha sık saptanmakla birlikte, bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı değildi.
Sonuç olarak; YBÜ'ndeki sepsisli hastaların mortalitesini azaltmak için zorunlu olmayan durumlarda ÜK, NGT, entübasyon ve mekanik ventilasyon mümkün olduğunca uygulanmamalı ya da en kısa sürede sonlandırılmalıdır. Altta yatan hastalıklar ve organ disfonksiyonları dikkatle izlenmeli, özellikle solunum yetmezliği olan hastalar sepsis gelişimi ve mortalite açısından uyarıcı olmalıdır. Ayrıca, mide asitini baskılayıcı ilaçlar mümkün olduğunca kullanılmamalı ve zorunluluk durumunda en kısa sürede sonlandırılmalıdır. Nozokomiyal sepsis hızını minimum düzeyde tutmak, salgınları önlemek ve kontrol edebilmek için, her hastane kendi uzun dönem sürveyans planı geliştirmeli ve bunun için amaç ve hedeflerini belirlemelidir. Bu sayede, nozokomiyal sepsis risk faktörlerinin bilinmesi ile infeksiyon kontrol önlemleri rahatlıkla uygulanabilecek ve hastalığa bağlı morbidite ve mortalitenin azaltılması mümkün olabilecektir.
Kaynaklar
1)Balk RA. Severe sepsis and septic shock. Definitions,
2)epidemiology, and clinical manifestations Crit Care Clin 2000;
3)16: 179-192.
4)Richards MJ, Edwards JR, Culver DH, et al. Nosocomial
5)infections in medical intensive care units in the United States.
6)Crit Care Med 1999; 27: 887-892.
7)Spengler RF, Greenough WB, 3rd.Hospital costs and mortality
8)attributed to nosocomial bacteremias. JAMA 1978; 240: 2455-
9)2458.
10)Jarvis WR, Selected aspects of the socioeconomic impact of
11)nosocomial infections: morbidity, mortality, cost, and
12)prevention. Infect Control Hosp Epidemiol 1996; 17: 552-557.
13)Pittet D, Tarara D, Wenzel RP. Nosocomial bloodstream
14)infections in critically ill patients. Excess length of stay, extra
15)costs, attributable mortality. JAMA 1994; 271: 1598-1601.
16)Haley RW, Culver DH, White JW, Morgan WM, Emori TG.
17)The nationwide nosocomial infection rate. A new need for
18)vital statistics. Am J Epidemiol 1985; 121: 159-167.
19)Yalçın AN, Hayran M, Unal S. Economic analysis of
20)nosocomial infections in a Turkish university hospital. J
21)Chemother 1997; 9: 411-414.
22)Bone RC, Balk RA, Cerra FB, et al. Definition for sepsis and
23)organ failure and guidelines for the use of innovatıive
24)therapies in sepsis. Chest 1992; 101: 1644-1655.
25)Zâhorec R, Strakovâ J, Mikula J, et al. Epidemiyology of
26)Severe Sepsis in Intensive care Units in the Slovak Republic.
27)Infection 2005; 33: 122-128.
28)Finfer S, Bellomo R, Lipman J, et al. Adult-population
29)incidence of severe sepsis in Australian and New Zealand
30)intensive care units. Intensive Care Med 2004; 30: 589-596.
31)Vincent JL, Sakr Y, Sprung CL, Reinhart MR, et al. Sepsis in
32)European Intensive Care Units: Result of the SOAP Study.
33)Crit Care Med, 2006; 34: 344-353.
34)Colpan A, Akinci E, Erbay A, et al. Evaluation of risk factors
35)for mortality in intensive care units: a prospective study from
36)a referral hospital in Turkey. Am J Infect Control 2005; 33:
37)42-47.
38)Arvanitidou M, Katikaridou E, Douboyas J, Tsakris A.
39)Prognostik factors for nosocomial bacteremia outcome: a
40)prospective study in a Greek teaching hospital. J Hosp Infect
41)2005: 61; 219-224
42)Van Gestel A, Bakker J, Veraart CP, van Hout BA.
43)Prevalence and incidence of severe sepsis in Dutch intensive
44)care. Crit Care Med 2004; 8: 153-162.
45)Wichmann MW, Inthorn D, Andress HJ, Scildberg FW,
46)Incidense and mortality of severe sepsis in surgical intensive
47)care patients: the influence of patient gender on disease
48)process and outcome. Intensive Care Med 2000: 26; 167-172.
49)Warren KD, Zack EJ, Elward MA, et al. Nosocomial primary
50)bloodstream infections in intensive care unit patients in a
51)Nonteaching Community Medical Center: A 21-Month
52)Prospective Study. Clinical Infectious Diseases 2001; 33:
53)1329-1335.
54)Annane D, Aegerter P, Jars-Guincestre MC, Guidet B; CUBRéa
55)Network Current epidemiology of septic shock: the CUBRéa
56)Network. Am J Respir Crit Care Med 2003; 168: 165-172.
57)Erbay H, Yalçın NA, Serin S, et al. Nosocomial infections in
58)intensive care unit in a Turkish university hospital: a 2-year
59)survey. Intensive Care Med 2003; 1482-1488.
60)Alberti C, Brun-Buisson C, Goodman S.V, et al.
61)Epidemiyoloji of sepsis and infection in ICU patients from an
62)international multicentre cohort study. Intensive Care Med
63)2002; 28: 108-121.
64)Alberti C, Brun-Buisson C, Goodman SV, et al. Influence of
65)systemic inflammatory response syndrome and sepsis on
66)outcome of critically iii infected patients. Am J Respir 2003;
67)168: 77-84.
68)Raymond DP, Shawn J, Cradtree DT, et al. Impact of
69)bloodstream ınfection on outcomes among ınfected surgical
70)ınpatient. Annal Surg 2000; 233: 549–555.
71)Dettenkofer M, Ebner W, Els T, et al. Surveillance of
72)nosocomial infections in a neurology intensive care unit. J
73)Neurol 2001; 248: 959-964.
© 2011 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

