Beta Bloker Tedavisi Almayan Kronik Koroner Arter Hastalarında Koroner Arter Bypass Cerrahisi Sonrasında Erken Dönemde Mevcut P Dalga Dispersiyonunun Atriyal Fibrilasyonu Öngörmedeki Rolü
1Bingöl Devlet Hastanesi, Kardiyoloji Kliniği, Bingöl, Türkiye
2İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Koroner Bypass, Atriyal Fibrilasyon, P Dalga Dispersiyonu, Beta Bloker, Coronary Bypass, Atrial Fibrillation, P Wave Dispersion, Beta Blocker
3.605 görüntülenme 2.152 indirme
Gereç ve Yöntem: Kardiyoloji polikliniğine başvurarak stabil KAH ı olan, kardiyak açıdan stabil, BB kullanımı ve aritmisi olmayan koroner anjyografi sonrası KABC önerilen yaşları 35-75 arası olan 100 hastadan oluşan bir grup çalışmaya alındı. Hastaların operayon öncesi çekilen EKGlerine arşivdeki dosyalarından ulaşıldı ve 12 derivasyonun en az 9 tanesinde EKG parametrelerinin ölçülebilmesi şartı arandı. Bütün ölçümler manuel olarak büyüteç yardımıyla yapıldı. Hastalar KABC sonrası AF gelişen ve gelişmeyen olmak üzere iki gruba ayrıldı. Mevcut risk faktörleri, hemoglobin, hematokrit, kolesterol değerleri, açlık kan şekeri, HbA1c ekokardiyografik parametreler kaydedildi.
Bulgular: Çalışmaya katılan hastaların yaşları 35 ile 75 arasında (ortalama 64.2±7.9) , çalışmaya katılanların 14ü (%14) kadın, 86sı (%86) erkekti. Katılımcıların 67sinde (%67) hipertansiyon (HT), 46sında (%46) diyabetes mellitus (DM), 40ında (%40) hiperlipidemi (HL) tanıları bulunmaktaydı. BB kullanmayan ve bilinen aritmisi olmayan hastalarda dosyalarından ulaşılan operasyon öncesi EKGlerinde bakılan Pmin ve Pmax değerlerinin arasındaki farkın operasyon sonrası AF gelişen hastalarda arttığı izlendi.
Sonuç: Operasyon öncesi EKGde bakılan P dalga dispersiyonunun artıkça operasyon sonrası erken dönemde AF gelişim riskini arttığı izlenmektedir.
Material and Method: 100 patients, that are between ages of 35-75, not using beta blockers, with stable coronary artery disease (CAD), without arythmia and recommended to have a CABGS after coronary angiography, are included in the study. The preoperative ECGs of the patients are obtained from patient files and the condition of ability to measure the electrocardiographic parameters in least 9 of the 12 leads is looked for. All the measurements are done manually with a looking glass. The patients are divided into two groups according to postoperative AF development. Present risk factors, haemoglobin, haematocrit, cholesterols, fasting blood glucose, HbA1c levels, echocardiographic parameters significantly are recorded.
Results: Ages of the patients are between 35 and 75 (64.2±7.9), 14 are female (14%) and 86 are male (86%). 67 patients have hypertension (HT), 46 patients have diabetes mellitus (DM), 40 patients (40%) have hyperlipidemia (HL). The difference between Pmax and Pmin values that are obtained from preoperative ECGs of the patients are found to be greater in the patients that experienced postoperative AF.
Conclusion: Increased preoperative PWD is shown to be associated with increased early postoperative AF development.
Giriş
Koroner arter hastalığı için risk faktörleri; yaş (erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55), aile öyküsü, sigara, hipertansiyon, düşük yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) düzeyi, yüksek düşük dansiteli lipoprotein (LDL) düzeyidir2.
Atriyal fibrilasyon (AF), koordinasyonsuz atriyal aktivasyon ve buna bağlı olarak gelişen mekanik işlev bozukluğu olarak tanımlanan bir supraventriküler taşiaritmidir. AFnin patofizyolojisi iç içe geçmiş mekanizmalar ve etkileşimler nedeni ile oldukça karışıktır. Atriyal fibrilasyonun başlamasında otomatisite ve yeniden giriş dalgacıklarının söz konusu olduğu fokal tetikleyici mekanizmaların sorumlu olduğu düşünülmektedir3.
Framingham ve Monitaba çalışmasında geçirilmiş miyokard enfarktüsünün (MI), Kardiyovasküler Sağlık Çalışmasında da KAHın AF için bağımsız risk faktörleri olduğu gösterilmişti4-6. Atriyal fibrilasyon, hem akut koroner olay geçirenlerde, hem de stabil koroner arter hastalarında normal popülasyona göre daha sık görülmektedir.
Tüm derivasyonlarda P dalga süresi ölçülerek, maksimum (Pmaks) ve minimum (Pmin) süreler arasındaki fark P dalga dispersiyonu (PDD) olarak tanımlanmıştır. Pmaks değerinin >110 msn ve PDDnin >40 msn olduğu değerlerin sırası ile %88-85 duyarlılık ve %75-83 özgüllükle idiyopatik paroksismal AF riskini saptamada kullanılabileceği sonucuna bazı çalışmalarda varılmıştır7.
Bu çalışmada amaç, koroner arter bypass cerrahisi (KABC) önerilmiş beta bloker kullanmayan stabil koroner arter hastalığı olanlarda non-invaziv olarak değerlendirilebilen EKGdeki Pmaks, Pmin, PDD gibi elektrokardiyografik parametrelerin KABC sonrası gelişen AF ile olan ilişkisini incelemek ve bu parametrelerin KABC sonrası gelişen AFyi belirlemede bir öngördürücü olup olamayacağını bu kesitsel çalışmadan yola çıkarak değerlendirmektir.
Materyal ve Metot
Dahil Edilme Kriterleri
Bilinen aritmisi olmayan, beta bloker kullanmayan
koroner arter bypass cerrahisi planlanan 35-75 yaş arası
hastalar çalışmaya dahil edildi.
Dışlanma Kriterleri
1. Kalp ritim, iletim bozukluğu olanlar
2. Kalıcı pacemaker olanlar
3. Antiaritmik ilaç kullanımı bulunan hastalar
4. Otonom sinir sistemini etkileyen ilaç kullanan hastalar
5. Önemli organ yetmezliği (böbrek, karaciğer) olanlar
6. Malignitesi olanlar
İstatistiksel Analiz
Bu çalışmada istatistiksel analizler için "Statistical
Package for Social Sciences (SPSS) 20.0 for Windows,
USA" programı kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde
tanımlayıcı istatistiksel yöntemler (ortalama,
standart sapma) kullanıldı. Tek değişkenli analizlerde
ki kare, Independent Samples T test ve Mann Whitney
U testi kullanıldı. Ayrıca bu karşılaştırmalara ilişkin
odd oranları hesaplandı. Tek değişkenli analizde p
değeri anlamlı bulunan yaş, açlık kan şekeri, BUN,
trombosit sayısı, p dalga dispersiyonu regresyon analizine
alındı. Her basamakta p>0.1 olan değişkenlerden
en büyük p değerine sahip olanlar model dışında bırakıldı.
Modele alınan 5 değişken için, değişken başına
en az 3 değerlendirme yeterli kabul edildiğinde, çoklu
regresyon analizi için yeterli örneklem büyüklüğünün
olduğu düşünüldü. Çoklu regresyon analizi sonuçları
odd oranı (OR), % 95 güven aralığı (%95 CI), p değeri,
β katsayısı ve standart hata olarak bildirildi.
Bulgular
Tablo 1: Demografik ve Kategorik Veriler.
Daha yaşlı olan hastalarda AFye yatkınlık izlenmiştir (Tablo 2). Diğer değişkenlere bakıldığında BUN ve trombosit sayısı değerleri açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.05). Kan üre azotu (BUN) değeri daha düşük olan trombosit sayısı daha fazla olan hastalarda AF daha az görülmüştür. Açlık kan şekeri (AKŞ) değişkeni açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görüldü. AKŞ değeri yüksek olan hastalarda AF daha sık görülmüştür (p<0.05) Diğer laboratuvar ve ekokardiyografik parametreler ile KABC sonrası AF gelişimi riski arasında herhangi bir bağlantı saptanmadı. PDD değişkeni açısından bakıldığında her iki grup açısından istatistiksel fark saptandı (p<0.05). PDDsi fazla olan hasta grubunda AF daha sık oranda görüldü (Tablo 3).
Tablo 2: Biyokimyasal ve Ekokardiyografik Bulguların Gruplara Göre Dağılımı
Tablo 3: PDD Açısından Grupların Karşılaştırılması
Tartışma
Diyabetes Mellitus varlığının kronik hipergliseminin yol açtığı miyokard hasarına bağlı olarak diyabetik hastalardaki artmış Pmaks ve PDD değerlerinden sorumlu olabileceği ve bu hasta gruplarında artmış AF riskinden sorumlu olabileceği yorumu yapılabilir. Diyabetik hastalarda da HT olmaksızın PDDnin artabileceğine dair bulgular mevcuttur, bunun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte kronik hipergliseminin yol açtığı miyokard hasarına bağlı gelişen bu durum diyabetik hastalardaki artmış AF riskinden sorumlu olabilir18. KABC sonrası daha önceden DM tanısı olan hastalarda operasyon sonrası AF gelişimi açısından bakıldığında bazı çalışmalarda sıklığın arttığı izlenmiş olsa da11 bazılarında ise ilişki bulunmamıştır13. Çalışmamızda DM ile operasyon sonrası AF gelişimi açısından herhangi bir korelasyon bulunamadı.
Doğan ve ark.19 yaptıkları çalışmada, HTde sol venrikül sertliğinin artması ve gevşemesinin bozulmasına bağlı olarak artmış sol atriyal basınç ve nörohumoral aktivasyona bağlı PDDnin arttığını göstermişlerdir. Dilaveris ve ark.20 yaptıkları çalışmada AF öyküsü olan hipertansif hastalarda PDDnin normal sinüs ritimli hastalara kıyasla daha uzun olduğunu, ortalama P dalgası ve Pmin süresinin ise daha kısa olduğunu bildirmişlerdir. KABC sonrası daha önceden HT tanısı olan hastalarda operasyon sonrası AF gelişimi açısından bakıldığında Jazi ve ark.13 herhangi bir ilişki bulmamışken; Ekim ve ark.15 pozitif korelasyon saptamıştır. Bizim çalışmamızda HT ile operasyon sonrası AF açısından herhangi bir ilişki saptanmamıştır.
Hiperlipidemi açısından değerlendirildiğinde Haghjoo ve ark.16 yaptığı çalışmada KABC sonrası daha önceden HL tanısı olan hastalarda operasyon sonrası AF gelişimi arasında ilişki saptanmamıştır. Bizim çalışmamızda da benzer sonuç elde edildi. Aynı çalışmada hipertrigliseridemi ile operasyon sonrası AF gelişimi arasında korelasyon görülmemiştir. Bu çalışmanın bulguları da aynı yönde olup herhangi bir korelasyon yoktur.
Dilaveris ve ark.20 uzamış PDDnin aynı hasta grubunda artmış sol atriyum çapına göre paroksismal AF gelişiminde daha önemli bir öngördürücü olduğunu öne sürmüştür. Benzer sonucu KABC sonrası Majid ve ark. da16 bulmuş, fakat bazı çalışmalarda ise ilişki saptanmamıştır12,15. Bizim çalışmamızda da herhangi bir ilişki bulunmamıştır.
Turhan ve ark.21 yaptıkları çalışmada artan yaş ile birlikte PDD ve Pmaks süresinin uzamış olduğunu ve bunun yaşlanmayla birlikte sol atriyumda meydana gelen değişikliklere bağlı olabileceğini bildirmişlerdir. Benzer sonucu Ceylan ve ark.12, Jazi ve ark.13 çalışmalarında elde etmiştir. Ekim ve ark.15, Chandy ve ark.14 çalışmalarında AF gelişimi ve ileri yaş arasında pozitif ilişki saptamıştır. Bu çalışmada ileri yaş ile AF gelişimi arasında pozitif yönde ilişki saptadı.
Cinsiyet açısından bakıldığında ise çeşitli çalışmalarda bulduğumuz sonuca benzer şekilde cinsiyet ile operasyon sonrası AF gelişimi arasında ilişki saptanmamıştır12,13.
Sonuç olarak, koroner arter hastalarında koroner arter bypass cerrahisi öncesi EKG de bakılan P dalga dispersiyonu arttıkça koroner arter bypass cerrahisi sonrası erken dönemde atriyal fibrilasyon gelişim riski artmaktadır. Ayrıca kronik iskemik kalp hastalığının değiştirilemez risk faktörleri arasında yaş ile ilişki olduğu da saptanmıştır.
Sınırlamalar
Çalışmamızın en önemli kısıtlılığı retrospektif bir değerlendirme
olmasıdır. Çalışmamızdaki hasta sayısının
sınırlı olması ve bu hastaların aritmik olay gelişimi
açısından ileriye dönük takip edilmemesi çalışmamızın
diğer kısıtlayıcı tarafıdır. Üçüncü kısıtlılık ise; P dalga
süresinin ölçümünün zorluğuydu. Standart EKG kayıtlarında
iskemiye sekonder P dalga süre uzamasını saptamanın
güçlüğü nedeniyle EKG kayıtlarının dört kat
büyütülmesi oldukça önemlidir.
Kaynaklar
1)Mallika V, Goswami B, Rajappa M. Atherosclerosis
2)pathophysiology and the role of novel risk factors:
3)a clinicobiochemical perspective. Angiology
4)2007; 58: 513-22.
5)Grudy SM, Becker D, Clark LT, et al. Third Report
6)of the National Cholesterol Education Program
7)(NCEP) Expert Panel on Detection, Evaluation,
8)and Treatment of High Blood Cholesterol in
9)Adults (Adult Treatment Panel III) Final Report.
10)National Cholesterol Education Program. National
11)Heart Lung and Blood Institute. National Institutes
12)of Health, NIH Publication September 2002; 2-
13)5215.
14)Fuster V, Ryden LE, Cannom DS, et al. ACC/
15)AHA/ESC 2006 guidelines for management of patients
16)with atrial fibrillation executive summary: a
17)report of American Collage of Cardilogy/American
18)Heart Association Task Force on Practice Guidelines
19)and European Society of Cardiology Committee
20)for Practice Guidelines (Writing Committee to
21)Revise the 2001 Guidelines for the Management of
22)Patients With Atrial Fibrillation). J Am Coll Cardiol
23)2006; 48: 854-906.
24)Krahn AD, Manfreda J, Tate RB, Mathewson FA,
25)Cuddy TE. The natural history of atrial fibrillation:
26)incidence, risk factors, and prognosis in the Manitoba
27)Follow-Up Study. Am J Med 1995; 98: 476-84.
28)Furberg CD, Psaty BM, Manolio TA, Gardin JM,
29)Smith VE, Rautaharju PM. Prevalence of atrial fibrillation
30)in elderly subjects (The Cardiovascular
31)Health Study). Am J Cardiol 1994; 74: 236-41.
32)Benjamin EJ, Levy D, Vaziri SM, D'Agostino RB,
33)Belanger AJ, Wolf PA. Independent risk factors
34)for atrial fibrillation in a population-based cohort.
35)The Framingham Heart Study. JAMA 1994; 271:
36)840-4.
37)Dilaveris PE, Gialafos EJ, Sideris SK, et al. Simple
38)electrocardiographic markers for the prediction of
39)paroxysmal idiopathic atrial fibrillation. Am Heart
40)J 1998; 135: 733-8.
41)Rathore SS, Berger A, Weinfurt KP, et al. Acute
42)myocardial infarction complicated by atrial fibrillation
43)in the elderly: prevalance and outcomes.
44)Circulation 2000; 101: 969-74.
45)Moe GK, Abildskov JA. Atrial fibrillation as a self
46)sustaining arrhythmia independent of focal discharge.
47)Am Heart J 1959; 58: 59-70.
48)Leier CV, Jewell GM, Magorien RD, Wepsic RA,
49)Schaal SF. Interatrial conduction (activation) times.
50)Am J Cardiol 1979; 44: 442-6.
51)Raybaud F, Camous JP, Benoit P, Dolisi C, Baudouy
52)M. Relationship between interatrial conduction
53)times and left atrial dimention in patients undergoing
54)atrioventricular stimulation. PACE 1995;
55)18: 447-50.
56)Ceylan O, Bayata S, Yeşil M, Arıkan E, Postacı N.
57)Value of interatrial conduction time and P wave
58)dispersion in the prediction of atrial fibrillation following
59)coronary bypass surgry. Anadolu Kardiyol
60)Derg 2010; 10: 495-501.
61)Hashemi Jazi M, Amirpour A, Zavvar R, Behjati
62)M, Gharipour M. Predictive value of P-wave duration
63)and dispersion in post coronary artery bypass
64)surgery atrial fibrillation. ARYA Atheroscler 2012;
65)8: 59-62.
66)Chandy J, Nakai T, Lee RJ, Bellows WH, Dzankic
67)S, Leung JM. Increases in P-wave dispersion predict
68)postoperative atrial fibrillation after coronary
69)artery bypass graft surgery. Anesth Analg 2004;
70)98: 303-10.
71)Ekim H, Kutay V, Demirbağ R, Turan E, Hazar A,
72)Karadağ M. Koroner arter cerrahisi sonrası atrial
73)fibrilasyon gelişiminde rol oynayan faktörler. Van
74)Tıp Dergisi 2004; 11: 43-7.
75)Haghjoo M, Basiri H, Salek M, et al. Predictors of
76)postoperative atrial fibrillation after coronary artery
77)bypass graft surgery. Indian Pacing Electrophysiol
78)J 2008; 8: 94-101.
79)Magee MJ, Herbert MA, Dewey TM, et al. Atrial
80)fibrillation after coronary artery bypass grafting
81)surgery: development of a predictive risk algorithm.
82)Ann Thorac Surg 2007; 83: 1707-12.
83)Yazici M, Ozdemir K, Altunkeser BB, et al. The
84)effect of diabetes mellitus on the P-wave dispersion.
85)Circ J 2007; 71: 880-3.
86)Dogan A, Ozaydin M, Nazli C, et al. Does impaired
87)left ventricular relaxation affect P wave dispersion
88)in patients with hypertension? Ann Noninvasive
89)Electrocardiol 2003; 8: 189-93.
90)Dilaveris PE, Gialafos EJ, Chrissos D, et al. Detection
91)of hypertensive patients at risk for paroxysmal
92)atrial fibrillation during sinus rhythm by computerassisted
93)P wave analysis. J Hypertens 1999; 17:
94)1463-70.
95)Turhan H, Yetkin E, Sahin O, et al. Comparison of
96)P-wave duration and dispersion in patients aged >
97)or =65 years with those aged < or =45 years. J
98)Electrocardiol 2003; 36: 321-6.
© 2017 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

