Astımlı Hastanın Preoperatif ve İntraoperatif Anestezi Yönetimi: Bir Anket Çalışması
1Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara, Türkiye
2Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Alerji ve İmmünoloji Kliniği, Ankara, Türkiye
3Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara, Türkiye
4Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara, Türkiye
5Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Alerji ve İmmünoloji Bilim Dalı, Muğla, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Astım, Anestezi, Anket, Hekim, Asthma, Anesthesia, Survey, Physician
6.808 görüntülenme 2.670 indirme
Gereç ve Yöntem: Çalışmada, anestezi uzmanlarının astımlı hastalarda anestezi yönetimi ile ilgili yaklaşımlarını değerlendiren 13 sorudan oluşan bir anket uygulandı. Ankete katılan hekimler çalıştıkları kuruma göre gruplandırıldı. Üniversite hastanesi grup A, devlet hastanesi grup B, eğitim ve araştırma hastanesi grup C ve özel hastaneler grup D olarak adlandırıldı.
Bulgular: Çalışmamıza 261 anestezi doktoru katıldı. Hekimlerin 45i (%17,2) üniversite hastanesi, 74ü (%28,4) devlet hastanesi, 128i (%49) eğitim araştırma hastanesi, 14ü (%5,4) özel hastanede çalışmaktaydı. Çalışmamızda, farklı kategorilerdeki hastanelerden katılan anestezi uzmanlarının preoperatif ve intraoperatif astımlı hasta yönetiminde önemli bir değişkenlik saptanmadı. Sadece Grup D yanıtlarında astımlı hasta yönetiminde indüksiyonda tercih edilecek ilaç ve idamede kullanılacak ajan seçiminde diğer gruplara göre istatiksel olarak anlamlı fark mevcuttu.
Sonuç: Bu çalışmada, ülkemizde anestezi uzmanlarının astımlı hastalarda anestezi yönetimi ile ilgili yaklaşımlarının güncel durumu analiz edilmiştir. Anketimizde ortaya çıkan sonuçlara göre; anestezi hekimlerinin astımlı hastanın yönetimi ile ilgili tutum ve tecrübeleri literatür ile uyumluydu. Ülkemizde çalışan anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının astımlı hastalarda anestezi uygulamaları konusundaki tutum, davranış ve uygulamaları ile ilişkili veriler astımlı hastanın anestezi yönetimleri için yol gösterici olabilir.
Material and Method: A questionnaire consisting of 13 questions was used in order to evaluate anesthesists for their approach to anesthesia management by asthmatic patients. The physicians were grouped according to the institution they work at. The physicians who work at university hospitals, state hospitals, education and research hospitals and private hospitals are divided into group A, group B, group C and group D respectively.
Results: Two hundred sixty-one anesthesiologists participated in our study. Forty-five (17,2%) of the physicians were working in university hospitals, 74 (28,4%) in state hospitals, 128 (49%) in educational research hospitals and 14 (5,4%) in private hospitals. In Group D responses, there was a statistically significant difference in the choice of the drug used in the management of asthmatic patients induction and the choice of agent used in the maintenance treatment.
Conclusion: In this study, the current status of anesthesiologists\' approach to anesthesia management in asthmatic patients has been analyzed. According to the results of our survey, the attitudes and experiences of the anesthesiologists regarding the management of asthmatic patients have been found to be consistent with the literature. The data related to the attitudes, behaviors and practices of anesthesiologists and reanimation specialists working in our country in the applications of anesthesia in asthmatic patients may be a guide for the anesthesia management of asthmatic patients.
Giriş
Kaynak taramasında anestezi uzmanlarının astım hastalarına yaklaşımlarını değerlendiren çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmada ülkemizin farklı kategorilerdeki hastanelerinde çalışan anestezi hekimlerinin astımlı hastalarda anestezi yönetimi hakkındaki tutum ve deneyimlerini araştırmak amaçlanmıştır.
Materyal ve Metot

Çalışmanın etik kurul onayı alındı (Etik kurul no: 2016-061).
İstatistiksel Analiz
Literatürde daha önce dört çeşit hastane grubunda yapılmış çalışma bulunmadığı için örneklem büyüklüğü hesabı yapılamamıştır.
İstatistiksel analiz için SPSS. 11.5 (SPSS Inc., Chicago, IL) paket programı kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler olarak sayı ve yüzdeler verilmiştir. Kategorik değişkenler arası farklılık Pearson ki-kare ya da beklenen frekansı 5ten küçük göz sayısı toplam göz sayısının %20sinden fazla olduğunda Fisherin kesin testinin çok gözlü tablolara genellenmiş formu ile incelenmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir.
Bulgular
Uzmanlık süresi ortalama ve standart sapması 10,29±7,25 yıl idi (min:1- max:35).
Hekimlerin preoperatif tutumlarını değerlendiren Astımlı hastayı operasyon öncesi alerji bölümüne yönlendirir misiniz? sorusuna anestezistlerin %7,3ü her zaman, %8,8i çoğunlukla, %23,5i bazen, %11,2si hiçbir zaman cevabını verirken, Kontrol altında olmayanları gönderirim cevabı % 49,2 ile en yüksek oranda işaretlenen seçenek oldu. Aynı soru çalıştığı hastaneye göre değerlendirildiğinde, üniversite hastanelerinde çalışan uzmanların %13,4ü, devlet hastanelerinde çalışanların %12,2si, EAHsinde çalışanların %19,6sı özel hastanelerde çalışan uzmanların %14,3ü her zaman ve çoğunlukla astımlı hastayı operasyon öncesi alerji bölümüne yönlendiririm seçeneğini işaretledi (p >0,05).
Astımlı hastalara ameliyat öncesi nasıl bir uygulama yaparsınız? sorusuna ise katılımcıların %78i tek cevap işaretlerken, %22si birden fazla şık işaretlemişti. Anestezistlerin %19,3ü inhaler salbutamol tedavisini tek başına, %18,9u steroid tedavisini tek başına ve %7,5u salbutamol ve steroid tedavisini kombine olarak kullanmakta idi. Katılımcıların %45,5i ise salbutamolü diğer seçeneklerle kombine etti. Anestezistlerin %0,8i antikolinerjik, %4,3ü inhale steroid tedavisini tercih etti. Astımlı hastaların ameliyat öncesi tedavilerini düzenlerken, Alerji bölümünün önerilerine uyarım cevabını tek cevap olarak işaretleyenler %35 iken, birden fazla şık ile birlikte işaretleyenler %59idi.
Astımlı hastaların entübasyonunda kaflı tüpler tercih edilmelidir ifadesine anestezi uzmanlarının %29,1i evet, %59,1i hayır ve %11,8i bilmiyorum cevabını verdi. Katılımcıların diğer sorulara verdiği cevaplar tablo 1 ve 2 de ayrıntılı olarak verilmiştir.
Tablo 1: Anket soruları ve katılımcıların doğru cevap oranı.
Tablo 2: İntraoperatif bronkospazm durumunda aşağıdakilerden hangileri uygulanmalıdır? sorusuna verilen cevapların işaretlenme oranları ( Birden fazla şık işaretlemeye izin verildi ).
Astımlı hastalarda indüksiyonda hangisi tercih edilmez? ve Volatil anesteziklerden hangisi bronko-konstrüksiyona yol açabileceği için astımlı çocuklarda tercih edilmez? şeklinde ifade edilen 2 soruya özel hastanelerde çalışan anestezistlerin verdikleri doğru yanıt oranları istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu (p <0,05) (Tablo 3).
Tablo 3: Hekimlerin çalıştıkları hastanelere göre anket sorularına evet cevabını verme yüzdeleri.
Tartışma
Domany ve ark. 4nın çalışmasında, pediatrik anestezistlerin %45i astımlı hastanın klinik durumuna göre preoperatif konsültasyon isterken, %25'i tüm astımlı olgularda kendi değerlendirmelerine ek olarak pediatrik gögüs hastalıkları uzmanlarına preoperatif konsülte etmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Ancak hekimlerin %5i herhangi bir konsültasyona gerek duymamıştır. Ortaya çıkan bu sonucu pediatrik anestezistlerin ve pediatrik gögüs hastalıkları uzmanlarının, astımlı çocuk hastaları preoperatif değerlendirirken farklı zaman aralıklarında ve hastalığın farklı klinik durumlarında karar verme sürecine dahil olmalarına bağlamışlar. Çalışmamızda da benzer şekilde katılımcıların %49,2si kontrol altında olmayan vakaların alerji bölümüne konsülte edilmesi gerektiğini, %16,1i her zaman ve çoğunlukla alerji bölümüne konsültasyon önerdiklerini belirtti. Sadece %11,2si hiçbir zaman konsültasyon istemediğini ifade etti. Hastaların klinik durumlarına göre konsültasyon isteme yaklaşımı farklı çalışmalar tarafından da önerilmektedir 1,5.
Domany ve ark.nın 4 çalışmasında da pediatrik anestezi uzmanlarının %100ü astımlı çocuklarda, klinik durumlarına bakılmaksızın, preoperatif tedavinin yapılması gerektiğini düşünmüşler. Bu hastalarda intravenöz (IV) kortikosteroid ya da inhale kortikosteroid tedavisini kendilerine sunulan senaryolara göre tercih etmişlerdir. Bizim çalışmamızda da tüm hekimler preoperatif tedavi uygulamayı tercih ettiler. En yüksek olarak %35i Alerji bölümünün önerilerine uyarım cevabını seçti. Salbutamol, IV kortikosteroid ya da inhale kortikosteroid tedavi seçenekleri daha düşük oranda tercih edildi. Tedavi tercihlerindeki çeşitlilik, astımın heterojen doğası ve astımlı hastanın farklı yaklaşımlar gerektirebilecek cerrahi prosedürlere maruz kalmasıyla açıklanabilir 1,4.
Anestezi yönetiminde indüksiyonun IV veya inhaler ajanlardan hangisi ile yapılacağı kararı birçok klinik faktörden etkilenir. Bu yöntemlerde kullanılan ajanların kendi içlerinde karşılaştırıldığında bazı tercih sebepleri vardır. Propofol, hemodinamik olarak stabil astımlı hastalarda tercih edilirken, ketamin hemodinamik olarak stabil olmayan astımlı hastalarda tercih edilir 6. Propofolün etkisi, bronşiyal muskarinik reseptörlerin baskılanmasıyla gerçekleşirken, ketaminin etkisi katekolaminler ve vagal yolla oluşan mekanizmalar aracılığıyla bronkodilatasyon yapmasıyla gerçekleşir 7-9.
Astımlı olmayan bir popülasyonda, etomidat, propofol ve tiyopentalin trakeal entübasyon sonrası hava yolu direnci üzerindeki etkileri karşılaştırıldığında, en düşük hava yolu direnç artışı propofol indüksiyonu sonrası gözlenmiştir 10. Çalışmamızda Astımlı hastalarda anestezi indüksiyonunda aşağıdakilerden hangisi tercih edilmez? sorusuna A grubu %79,5, B grubu %83,3, C grubu %71,2 ve D grubu %35,7 oranında tiyopental yanıtını işaretledi. D grubu dışında doğru cevap oranı literatürle uyumluydu.
Bronkodilatör etki gösteren volatil anestezikler, havayolu aşırı duyarlılığı olan hastalarda idamede tercih edilen ajanlar olmuştur 11. Desfluran, öksürük, laringospazm, bronkospazm ve sekresyon artışına sebep olduğu için havayolu aşırı duyarlılığı olan hastalarda önerilmeyen tek volatil anesteziktir 12. Sevofluran, çocuklarda iyi tolere edilen, maske indüksiyonu için en çok tercih edilen bronkodilatör etkiye sahip ajandır 13. Ancak astımlı çocuklarla astımlı olmayan çocuklar karşılaştırıldığında, entübasyon için yüksek konsantrasyonda sevofluran (%5 konsantrasyonda bile) kullanımı astımlı çocuklarda solunum sistemi direncinde artışa neden olabileceğinden önerilmemektedir 14. Halotan ve izofluran güçlü bronkodilatatörlerdir ve status astmatikus da bile yararlı olabilir 11,15. Çalışmamızda Volatil anesteziklerden hangisi bronko-konstrüksiyona yol açabileceği için astımlı çocuklarda tercih edilmez? sorusuna A grubu %80, B grubu % 71,2, C grubu %79,4 ve D grubu %64,3 oranında desfluran yanıtını işaretledi. Grup D dışında doğru cevap oranı literatürle oldukça uyumluydu. Özel hastanelerde çalışan anestezi hekimlerinden oluşan D grubunda ankete katılan hekim sayısının az olmasını çalışmamızın kısıtlılığı olarak düşünmekteyiz.
Havayolu yönetimi ile ilgili karar birden fazla klinik faktörden etkilenmektedir. Bölgesel anestezi, her durumda düşünülmelidir. Fakat koopere olmayan pediatrik hasta veya bazı cerrahi durumlar için uygun olmayabilir. Trakeal entübasyon bronkospazmın en güçlü tetikleyicilerinden biri olduğu için, laringeal maske veya yüz maskesi kullanmak daha güvenilir olarak kabul edilmektedir 16,17. Ancak mide boşalmasının yeterli olmadığı durumlarda yüz maskesi ve laringeal maske ile havalandırmadan kaçınılmalıdır 18.
Trakeal entübasyon gerektiğinde kaflı ve kafsız endotrakeal tüp (ETT) arasındaki seçim konusunda hala bir ikilem mevcuttur. Kafsız tüpleri özellikle küçük çocuklarda ilk seçenek olarak düşünen yazarlar vardır. Uygun bir tüp boyutu seçildiğinde, çocuğun hava yolunun anatomik özellikleri yeterli bir sızdırmazlık sağlar (19,20). Kaflı ETT'ler ile igili kaygılar çoğunlukla daha önce kullanımda olan yüksek basınç ve düşük hacimli tüplerle ilişkilidir 21,22. Günümüzde kullanılan yüksek hacimli, düşük basınçlı kaflı tüpler; düşük taze gaz akışı, azaltılmış gaz kirliliği, gelişmiş endtidal gaz izlem avantajı, tekrarlanan laringoskopiler ve aspirasyon riskinde azalma sağlar 23. Kaflı tüp ile entübasyon gerektiğinde (örneğin, baş-boyun ameliyatı, beyin cerrahisi, laparoskopik cerrahi) mükemmel bir ekstübasyon zamanlaması planlanmalıdır. Ekstübasyon havayolu reflekslerini önlemek için, çocuk derin anestezi altındayken ancak spontan ve yeterli solunum aktivitesi varken yapılmalıdır 24. Çalışmamızda Astımlı hastaların entübasyonunda kaflı tüp tercih edilir mi? sorusuna anestezi uzmanları %29,1i evet, %59,1i hayır ve %11,8i bilmiyorum şeklinde farklı tercihleri işaretleyerek cevap verdiler. Literatürlerdeki kaflı ve kafsız endotrakeal tüp seçimi konusundaki ikilem çalışmamızın sonuçlarına da yansıdı.
Pediatrik anestezi uzmanları özellikle ayaktan gelen küçük çocuklar ve küçük cerrahi işlemlerin çoğunda indüksiyonda nöromusküler blokör kullanmazlar. Entübasyonu genellikle derin inhalasyon anestezisi altında gerçekleştirirler 5. Kas gevşemesinin gerekli olduğu cerrahi işlemlerde astımlı çocuk hastalar için vekuronyum, rokuronyum, sisatrakurium ve pankuronyum gibi histamin içermeyen nöromusküler blokörlerin kullanımı güvenli kabul edilir 25. Mivakuryum ve atrakuryum, doz bağımlı olarak histamin salma özellikleri nedeniyle dikkatli kullanılmalıdır 15. Anketimizdeki Astımlı çocuklarda nöromuskuler bloke edici ajanlardan hangisi tercih edilmez? sorusununa anestezi uzmanlarının %67,1i literatürle uyumlu olarak mivakuryum yanıtını verdi.
Çocuklarda (özellikle süt çocuklarında) erişkinlere göre solunum sistemi ile ilgili daha fazla yan etki (laringospazm ve bronkospazm) görülür 26. Katılımcılarımızda literatürle uyumlu bir şekilde %96 oranında Perioperatif bronkospazm riski astımlı çocuklarda daha fazladır yanıtını tercih ettiler.
Bronkospazm hayatı tehdit eden ve perioperatif dönemde daha fazla morbidite ve mortaliteye neden olabilecek bir durumdur. İntraoperatif bronkospazm durumunda %100 oksijen uygulanmalı ve anestezi derinleştirilmelidir. Kısa etkili bir β2 agonisti, bir nebülizör yoluyla (4-8 puf) 20-30 dakikada bir uygulanmalıdır. Etkisi birkaç saat sonra ortaya çıkan kortikosteroid tedavisi ise bronkospazmın ilk basamak tedavisini temsil etmese de rekürrensi önlediği için uygulanır (2mg kg¯¹ metilprednisolone veya 4 mg kg¯¹ hidrokortizon) 27. İntravenöz lidokain ( 1.5- 2 mg kg¯¹ ) hava yolu reflekslerinin köreltilmesine yardım ederek ekstübasyon esnasında meydana gelebilecek olan bronkospazmın önlenmesinde önerilmektedir 28. Çalışmamızda katılımcıların büyük çoğunluğunun yukarıdaki uygulamaların yapılmasında hem fikir olduğu görülmüştür.
Çocuklarda intraoperatif bronkospazm şiddetli olduğunda bir dizi problemi beraberinde getirir. Tedavi için inhalasyon yoluyla verilen ilaçların küçük trakeal tüpler aracılığıyla etkili bir şekilde verilmesi zordur ve uygulamaya yönelik mevcut araştırmaların çoğu, yoğun bakıma ait araştırmalardır 29,30. Bu amaçla kullanılan ölçülü doz inhaler aracı parçaların kullanımı nebülizör ile verilmesinden daha verimli ve etkin olduğu için tercih edilmektedir 1,6. Bizim çalışmamızda ise katılımcıların sadece %40,6sı Ventolinin ölçülü doz "inhaler aracı parça" ile kullanımı nebülize verilmesinden daha etkindir demiştir. Bu oranın bu kadar düşük olmasını biz anestezistlerin günlük pratiklerinde bu aparatları yaygın bir şekilde kullanmamalarına bağladık. Gelecekte yoğun bakım uzmanları gibi anestezi hekimlerininde kullanmaya başladıkça farkındalıkları artacaktır.
İntraoperatif bronkospazmda; tedaviler yetersiz kaldığında veya anafilaksi şüphesinde, bronkospazmın şiddetine ve hastanın yanıtına bağlı olarak 1-10 mcg kg¯¹ İV epinefrin kullanımı düşünülmelidir 31,32. Çalışmamızda anestezi uzmanları İntraoperatif bronkospazmda tedaviler yetersiz kalırsa veya anafilaksi şüphesinde adrenalin yapılmalıdır sorusuna %90 oranında evet yanıtını verdiler.
Bu çalışmanın sonucunda anestezi uzmanlarının astımlı hasta ile ilgili tutum ve tecrübeleri literatür ile uyumlu bulundu. Anestezi hekimlerinin bu konudaki farkındalığı yüksekti. Astımın heterojen yapısı nedeniyle cerrahinin türüne göre anestezi yaklaşımında farklılıklar olabileceği unutulmamalı ve astımlı hastaya yaklaşım multidisipliner olmalıdır. Anestezi hekimleri, Türkiye de sayıları az olan alerji hekimlerine ulaşamadığı durumlarda iyi bir peroperatif değerlendirme ve muayene ile alerji konsültasyonunun gerekliliğine karar verebilir. Lüzumu halinde de preoperatif değerlendirme ve hazırlığı yönetip olumlu fark yaratabilir. Ülkemizde çalışan anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının astımlı hastalarda anestezi uygulamaları konusundaki tutum ve davranışları ile ilişkili veriler, astımlı hasta anestezi yönetimi için yol gösterici olabilir.
Kaynaklar
1)Global Initiative for Asthma (GINA). Global strategy for asthma management and prevention, updated 2018. Available from: http://www.ginasthma.org/search.html?q= Global+strategy+for+asthma+management+and+prevention.
2)Bergeron C, Tulic MK, Hamid Q. Airway remodelling in asthma: From bench side to clinical practice. Can Respir J 2010; 17: 85-93.
3)Tirumalasetty J, Grammer LC. Asthma, surgery, and general anesthesia: A review. J Asthma 2006; 43: 251-4.
4)Domany KA, Gut G, Yakir B, Sivan Y. Variability in anesthesiologists approach to the preoperative management of asthmatic children. J Clin Anesth 2016; 35: 62-9.
5)Dones F, Foresta G, Russotto V. Update on perioperative management of the child with asthma. Pediatr Rep 2012; 2: 4: e19. doi: 10.4081/pr.2012.e19.
6)Lauer R, Vadi M, Mason L. Anaesthetic management of the child with coexisting pulmonary disease. Br JAnaesth 2012; 109: 147-59.
7)Kabara S, Hirota K, Hashiba E, et al. Comparison of relaxant effects of propofol on methacholine-induced bronchoconstriction in dogs with and wit-hout vagotomy. Br J Anaesth 2001; 86: 249-53.
8)Brown RH, Wagner EM. Mechanisms of bronchoprotection by anesthetic induction agents: propofol versus ketamine. Anesthesiology 1999; 90: 822-8.
9)Gleason NR, Gallos G, Zhang Y, Emala CW. Propofol preferentially relaxes neurokinin receptor-2-induced airway smooth muscle contraction in guinea pig trachea. Anesthesiology 2010; 112: 1335-44.
10)Eames WO, Rooke AG, Sai-Chuen Wu R, Bishop MJ. Comparison of the effects of etomidate, propofol, and thiopental on respiratory resistance after tracheal intubation. Anesthesiology 1996; 84: 1307-11.
11)Burburan SM, Xisto DG, Rocco PRM. Anaesthetic management in asthma. Minerva Anesth 2007; 73: 357-65.
12)Von Ungern-Sternberg BS, Saudan S, Petak F, et al. Desflurane but not sevoflurane impairs airway and respiratory tissue mechanics in children with susceptible airways. Anesthesiology 2008; 108: 216-24.
13)Rooke GA, Choi JH, Bishop MJ. The effect of isoflurane, halothane, sevoflurane, and thiopental/nitrous oxide on respiratory system resistance after tracheal intubation. Anesthesiology 1997; 86: 1294-9.
14)Habre W, Scalfaro P, Sims C, Tiller K, Sly PD. Respiratory mechanics during sevoflurane anesthesia in children with and without asthma. Anesth Analg 1999; 89: 1177-81.
15)Rajesh M C. Anaesthesia for children with bronchial asthma and respiratory infections. Indian J Anaesth 2015; 59: 584-8.
16)Von Ungern-Sternberg BS, Boda K, Chambers NA, et al. Risk assessment for respiratory complications in paediatric anaesthesia: a prospective cohort study. Lancet 2010; 376: 773-83.
17)Kim ES, Bishop MJ. Endotracheal intubation, but not laryingeal mask airway insertion, produces reversible bronchoconstriction. Anesthesiology 1999; 90: 391-4.
18)Dones F, Foresta G, Russotto V. Update on perio-perative management of the child with asthm. Pediatric Reports 2012; 4: 19: 70-7.
19)Chen L, Zhang J, Pan G, Li X, Shi T, He W. Cuffed versus uncuffed endotracheal tubes in pediatrics: a meta-analysis. Open Med 2018; 13: 366-73.
20)Shi F, Xiao Y, Xiong W, Zhou Q and Huang X. Cuffed versus uncuffed endotracheal tubes in children: a meta-analysis. J Anesth 2016; 30: 3-11.
21)Joshi VV, Mandavia SG, Stern L, Wiglesworth FW. Acute lesions induced by endotracheal intubation. Am J Dis Child 1972; 124: 646-9.
22)Khine HH, Corddry DH, Kettrick RG et al. Comparison of cuffed and uncuffed endotracheal tubes in young children during general anaesthesia. Anesthesiology 1997; 86: 627-31.
23)Weiss M, Dullenkopf A, Fischer JE, Keller C, Gerber AC. Prospective randomized controlled multicentre trial of cuffed or uncuffed endotracheal tubes in small children. Br J Anaesth 2009; 103: 867-73.
24)Tait AR, Malviya S. Anesthesia for the child with an upper respiratory tract infection: still a dilemma? Anesth Analg 2005; 100: 59-65.
25)Doherty GM, Chisakuta A, Crean P, Shields MD. Anesthesia and the child with asthma. Paediatr Anaesth 2005; 15: 446-54.
26)von Ungern-Sternberg BS, Boda K, Chambers NA, et al. Risk assessment for respiratory complications in paediatric anaesthesia: A prospective cohort study. Lancet 2010; 376: 773-83.
27)Dewachter P, Mouton-Faivre C, Emala CW, et al. Bronchospasm during anesthetic induction. Anesthesiology 2011; 114: 1200-10.
28)Stasic AF. Perioperative implications of common respiratory problems. Semin Pediatr Surg 2004; 13: 174-80.
29)Mazela J, Polin RA. Aerosol delivery to ventilated newborn infants: historical challenges and new directions. Eur J Pediatr 2011; 170: 433-44.
30)Garner SS, Wiest DB, Bradley JW, Habib DM. Two administration methods for inhaled salbutamol in intubated patients. Arch Dis Childhood 2002; 87: 49-53.
31)Dewachter P, Mouton-Faivre C, Emala CW. Anaphylaxis and anesthesia. Anesthesiology 2009; 111: 1141-50.
32)Fisher MM, Ramakrishnan N, Doig G, et al. The investigation of bronchospasm during induction of anaesthesia. Acta Anaesth Scand 2009; 53: 1006-11.
© 2019 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

