Erişkinlerde Eklemi İlgilendiren İnstabil Radius Distal Uç Kırıklarının Cerrahi Tedavi Sonuçları
1Kırklareli Devlet Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, Kırklareli, Türkiye
2Özel Kayseri Memorial Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, Kayseri
3Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, Adıyaman, Türkiye
4Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, Van, Türkiye
5Özel Ortopedia Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği, Adana, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Radius distal uç kırıkları, Kilitli anatomik plak, Kilitsiz plak, İnternal tespit, Radius distal fractures, Locked anatomic plate, Unlocked plate, İnternal fixation
10.049 görüntülenme 2.862 indirme
Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda Ocak 2005 ile Mayıs 2009 arasında AO sınıflandırmasına göre C grubunda yer alan radius distal uç kırığı nedeniyle açık redüksiyon ve iki değişik volar plak tespitiyle tedavi edilen erişkin 35 distal radius kırıklı hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hepsi Tip C olan kırıkların alt grupları 16 (% 46)'sı C1, 9 (% 26)'u C2, 10 (% 28)'u C3 şeklindeydi. Ortalama takip süresi 20 ay (6-50 ay) idi. Grup 1'deki 13 hastaya volar kilitsiz plak, Grup 2'deki 22 hastaya volar anatomik kilitli plak uygulandı. Gruplar arasında yaş, cins ve kırık tipi yönünden istatistik olarak anlamlı bir fark yoktu.
Bulgular: Gartland ve Werley klinik değerlendirme kriterlerine göre Grup 1'de % 86 mükemmel-iyi, % 14 orta sonuç; Grup 2'de % 77 mükemmel-iyi, % 23 orta sonuç alındı. Her iki grup için eklem hareket açıları kavrama güçleri ve klinik değerlendirme sonuçları arasında istatistik olarak fark yoktu. Stewart radyolojik değerlendirmesine göre mükemmel-iyi sonuç Grup 1'de % 100, Grup 2'de % 91 olarak bulundu. Gruplar arasında istatistik olarak fark yoktu, ancak kilitli anatomik plak yapılan grupta radyolojik düzelme daha iyiydi.
Sonuç: Radius distal uç kırıklarının eklemi ilgilendiren kompleks kırıklarının kilitsiz veya kilitli anatomik volar plaklarla tedavisinden iyi fonksiyonel sonuçlar alınmış, geç dönemde iki yöntem arasında fonksiyonel ve radyolojik sonuçlar yönünden fark bulunamamıştır. Ancak, kilitli anatomik plaklar distalde çok sayıda ve düşük profilli vida içerdiği için daha iyi radyolojik düzelme sağlamakta ve sıkılıkları nedeniyle erken harekete izin vermektedir.
Materials and Methods: According to AO classification type C with 35 patient treated open reduction and two different volar plate fixation for distal end of the radius fractures retrospectively reviewed between January 2005 and May 2009. All type C fractures were evaluated 16 (% 46) C1, 9 (% 29) C 2, 10 (% 28) C3. The median follow-up period was 20 month (6-50). Volar locked plate treatment was used for 13 patient in Group 1 and volar unlocked anatomic plated was used 22 patient in Group 2. There were no statiscally differences in age, gender, fracture type among groups.
Results: According to Gardland and Werley cilinically evaluation criters; excellent-good was % 86, fair was % 14 in group 1; excellent-good % 77, fair was % 23 in Group 2 respectively. Wrist range of motion and forearm rotation was similar statistically for 2 groups as were clinical scoring and grip strenght.According to radiological evaluation system of Steward et al. excellent-good were % 100; in Group 1 and % 91 in Group 2 respecti-vely. Althought there was no statistically differences among groups, but in locked plate group radiological improvement was better.
Conclusion: Treatment of complex distal end fractures of radius involment articular with volar unlocked or locked plate provide good functional results and late period follow up there were no difference in terms of functional and radiologic results among two method. Locked anatomic plates provide good radiologic correction because of including multiple screws with low profile and allow to early joint movement because of rigidity.
Giriş
Kırık tedavisinde amaç, kemik ve yumuşak dokuda anatomik düzelmeyi sağlamaktır. Özellikle kompleks kırıklarda konservatif yöntemlerle elde edilen başarısız klinik ve fonksiyonel sonuçlar, bu kırıkların tedavisinde yeni arayışlar gündeme getirmiştir1,2. Bu bölge için üretilen özel plak ve vidalar uygulanarak yapılan cerrahi tedavilerle eklem yüzeyinde ve meta-fizde anatomik redüksiyon yapılabilmekte, aynı anda interkarpal patolojiler de tedavi edilebilmekte ve sıkı tespit nedeniyle erken harekete başlama olanağı sağlanmaktadır3,4.
Çalışmamızdaki amaç, eklemi ilgilendiren instabil radius distal uç kırıklarının cerrahi tedavisinde volar girişle uyguladığımız kilitli anatomik plak ve kilitsiz plakla yapılan tespit yöntemlerinin sonuçlarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmekti.
Materyal ve Metot
Hastalarımızın 27 (% 77)’si erkek, 8 (% 23)’ü kadındı. Erkeklerin yaş ortalaması 36,7 (18-57), kadınların ise 52,8 (21-71) olup genel yaş ortalaması 40,4 (18-71) olarak bulundu. Grup 1 olarak isimlendirdiğimiz kilitsiz volar plak uygulanan 13 hastanın 10 (% 77)’u erkek 3 (% 23)’ü kadın olup yaş ortalaması 38 (18-54) idi. Grup 2 olarak isimlendirdiğimiz sabit açılı anatomik kilitli volar plak uygulanan 22 hastanın 17 (% 77)’si erkek, 5 (% 23)’i kadındı ve yaş ortalaması 41,8 (21-67) idi. Kırıklarının 23 (% 66)’ü sağ, 12 (% 34)’si sol taraf yerleşimli olup, bunların 24 (% 68)’ü baskın ekstremitede idi.
Hastanemize el bileği travması nedeniyle başvuran ve yapılan fizik ve radyolojik değerlendirme sonrası el bileği kırığı saptanan hastaların varsa daha önemli diğer sorunları öncelikle çözümlendi. Eklem dışı radius distal uç kırığı olan hastalar bu çalışma içerisine alınmadı. Etyolojik etkenlere bakıldığında, hastaların 16 (% 46)’sında açık el üzerine düşme, 6 (% 17)’sinde motorsiklet kazası, 5 (% 15)’inde yüksekten düşme, 4 (% 11)’ünde araç içi trafik kazası, 4 (% 11)’ünde araç dışı trafik kazası sonucunda kırık oluşmuştu. Hastalarımızın 9 (%26)’unda ek yaralanmalar vardı. İki hastada tibia cisim kırığı, iki hastada femur cisim kırığı, iki hastada dirsek kırıklı çıkığı, bir hastada asetebulum kırığı, bir hastada L1 vertebra kırığı, bir hastada humerus proksimal bölge kırığı saptandı.
Eklemi ilgilendiren radius distal uç kırığı saptanan hastalara sedoanaljezi altında kapalı redüksiyon ve uzun kol ateli uygulanmasını takiben kontrol grafileri çektirildi. Redüksiyonu iyi olmayan (10°’den fazla dorsal açılanma, 20°’den fazla volar açılanma, 5 mm’den fazla radial kısalık ve eklem yüzünde 2 mm’den fazla ayrışma olan) ve instabil parçalı kırığı olan hastalardan cerrahi tedaviyi kabul edenler ve yeterli süre izlenenler çalışma grubumuzu oluşturdu (Resim 1, 2).
Resim 1: 34y, E. AO Tip C 3, kilitsiz plak tespiti, mükemmel sonuç. (a ve b: Preop grafiler, c ve d: Postop 24. ay grafileri, e: Bilek hareketlerinin klinik görünümü)
Resim 2: 55y, K. AO Tip C 3, kilitli plak tespiti, mükemmel sonuç. (a ve b: Preop grafiler, c ve d: Postop 20. ay grafileri, e: Bilek hareketlerinin klinik görünümü)
Hastalarımızın hepsi genel anestezi altında ve pnömatik turnike uygulanarak ameliyat edildi. Anestezi uygulaması takiben profilaktik amaçlı 1 gr sefazolin sodyum antibiyotik İ.V. verildi. El bilek ön yüz distalde palmar yaklaşım için Henry açılımı kullanıldı. Kırık açık olarak redükte edilip, eklem yüzeyinin uyumu ve kırık parçaların redüksiyonu skopi ile kontrol edildi. Uygun pozisyon sağlandıktan sonra kırık radial stiloidden geçici olarak K telleriyle tespit edildi. Kilitsiz plak kullanılanlarda distal radial eğime uygun imal edilmiş T plağın distal kısmı radiusun ön eğimine uygun eğilerek radius ön yüzüne yerleştirildi. Plak yerleşimi skopi ile kontrol edildikten sonra proksimalden bir vida ile plak radiusa tespit edildi. Skopi kontrolünde uygun redüksiyon sağlandığı saptandığında 3,5 mm.lik vidalarla posterior korteksi geçmeyecek şekilde metafizer parça tespit edilip, proksimalde cismi tutacak eksik vidalar konarak tespit tamamlandı. Anatomik sabit açılı kilitli plak kullanılanlarda ise, plak radius distal volar yüzeyine uygun olacak şekilde yerleştirilerek plak üzerindeki deliklerden geçici K telleriyle tutturuldu. Daha sonra anatomik plağın oval deliğine kilitsiz vida konularak plak yerleşimi skopi ile kontrol edildi. Distal sıradaki kilitli vidalar dorsal korteksi geçmeyecek şekilde yerleştirildi. Daha sonra plağın radius cismini ilgilendiren vidaları yerleştirildi.
Metakarpofalangeal eklem açıkta kalacak şekilde kısa kol ateli yapıldı. Ödem kontrolu amacıyla ön kol yüksekte tutularak hemen aktif parmak hareketlerine başlandı. Kilitsiz plak kullanılanlarda postop 6 haftada, kilitli plak kullanılanlarda ise 2-3 haftada atel sonlandırılıp el bilek ve ön kol rotasyon hareketleri başlandı.
Hastaların son kontrollerinde yakınmaları sorgulandı. Yapılan klinik muayene ile önkol rotasyon ve el bilek hareketlerine bakıldı. El kavrama güçleri dinamometre (Jamar, Baseline hydraulic hand dynomometer, Irvington, NY, USA) ile dirsek 90°, ön kol ve el bilek nötral pozisyondayken karşılaştırmalı olarak ölçüldü. Değerler sağlam tarafa göre yüzdesi alınarak bulundu. El bileğinin arka-ön ve yan grafileri çektirildi.
Klinik bulgular Gardland ve Werley5 klinik değerlendirme sistemine göre yapıldı. Radyolojik bulgulardan artritik değişikler Knirk ve Jupiter’in6 artritik skorlama sistemine göre; açısal değerlendirmeler ise Stewart ve arkadaşlarının7 radyolojik değerlendirme sistemine göre yapıldı.
Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 17.0 paket programı kullanıldı. Kategorik ölçümler sayı ve yüzde olarak, sürekli ölçümler ise ortalama ± satandart sapma veya ortanca olarak özetlendi. Kategorik ölçümlerin gruplar arasında karşılaştırılmasında Ki kare test istatistiği kullanıldı. Normal dağılım göstermeyen sürekli değişkenlerin analizinde Mann-Whitney U testi kullanıldı. Tüm testlerde p<0,05 değeri anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Hastaların el kavrama güçleri dinamometre (Jamar, Baseline hydraulic hand dynomometer, Irvington, NY, USA) ile dirsek 90°, ön kol ve el bilek nötral pozisyondayken karşılaştırmalı olarak ölçüldü. Değerler sağlam tarafa göre yüzdesi alınarak bulundu. Tüm gruplarlarda el kavrama gücü ortalaması sağlam olan tarafa göre % 79 (40-96) bulundu. Grup 1 de yer alan hastaların kas gücü ortalaması sağlam tarafa göre % 81,7 (46-96) iken, Grup 2 de % 78,1 (40-95) olarak bulundu. Kavrama gücü yönünden gruplar arasında istatistik olarak fark yoktu (p=0,67).
Gardland ve Werley klinik değerlendirme sonuçları sayılar küçük olduğu için mükemmel-iyi, orta-kötü olarak verildi (Tablo 1). Buna göre Grup 1’deki 13 hastanın 11 (% 85)’inden mükemmel-iyi, 2 (% 15)’sinden orta-kötü sonuç elde edildi. Grup 2’deki 22 hastanın 17 (% 77)’sinden mükemmel-iyi, 5 (% 23)’inden orta-kötü sonuç elde edildi. Her iki grup arasında klinik değerlendirme sonuçları yönünden istatistik olarak fark yoktu (p=0.59).
Tablo 1: Gruplara ve kırık tiplerine göre Gardland ve Werley klinik değerlendirme sonuçları
Postop radyolojik bulguların Stewart ve ark radyolojik değerlendirmesi sayılar az olduğundan mükemmel-iyi ve orta-kötü olarak gruplandırıldı (Tablo 2). Buna göre Grup 1’de ise 13 hastanın 11 (% 85)’inde mükemmel-iyi, Grup 2’de ise 22 hastanın 20 (% 91)’ünde mükemmel-iyi, sonuç elde edildi Gruplar arasında istatistik olarak fark saptanamadı (p=0,54). Ancak Grup 2’de radyolojik düzelme daha iyiydi.
Tablo 2: Grupların kırık tiplerine göre Steward değerlendirme sonuçları
Knirk ve Jupiter’in belirlediği artritik radyolojik evrelemesine göre Grup 1’deki hastalarımızın 9 (% 69)’unda evre 0, 3 (% 23)’ünde evre 1, 1 (% 8)’inde evre 2 olarak grup 2’de ise 14 (% 64)’ünde evre 0, 5 (% 22)’inde evre 1, 2 (% 9)’sinde evre 3, 1 (% 5)’inde evre 3 artritik değişiklikler saptandı (Tablo 3). Artritik evreleme yönünden gruplar arasında istatistik olarak fark yoktu (p=0,56).
Tablo 3: Gruplara göre Knirk ve Jupiter’in artritik evreleme sistemine göre sonuçlar
Ameliyatla ilgili olarak erken devrede hiçbir hastada önemli bir komplikasyonla karşılaşılmadı. Hastalardan 3 (% 8)’ ünde refleks sempatik distrofi gelişti, bunlarda biri grup 1’de, diğer ikisi grup 2’deydi. Fizik tedavi ile anlamlı derecede düzelme saptandı. Grup 2’de bir hastada postop 10. ayda vida gevşemesi izlenmesi üzerine plak ve vida çıkartıldı. Her iki grupta birer hastada geç dönemde karpal tünel sendromu bulguları ortaya çıktı. Bu hastalardan birine karpal tünel gevşetmesi yapıldı ve plak çıkartıldı. Diğer hasta ise operasyonu kabul etmedi. 3 hastada evre 2 artrit saptandı, bunlardan biri grup 1 diğer ikisi grup 2’deydi. Grup 2’de bir hastada evre 3 artrit geliştiği gözlendi. Grup 2’de bir hastada distal radioulnar eklem füzyonu gelişti. Hastaların hiçbirinde tendon rüptürü ve tenosinovit gibi komplikasyonlar görülmedi.
Tartışma
Günümüzde daha çok karşılaşılan yüksek enerjili travmalarla oluşan eklem içi, ayrışmış, metafizyel parçalanmış kırıklarda ve alışılmış plaklarla yeterli stabilitenin sağlanamamasındaki yaşanan bazı zorluklar yeni tespit yöntemleri arayışlarına neden olmuştur. Bu amaçla distal radius volar yüzündeki eğime uygun anatomik plaklar tasarlanmıştır8.
Fitousse ve ark.12 volar kilitsiz plakla tedavi ettiği distal radius kırığı olan 34 hastada el bilek ortalama açılarını fleksiyon 52º, ekstansiyon 52º, supinasyon 88º, pronasyon 68º olarak tespit etmişlerdir. Klinik olarak Gardland ve Werley skorlamasına göre % 80 oranında mükemmel ve iyi sonuçlar elde etmişlerdir. Plak vida uygulamasının, eklem içi ve eklem dışı sorunların düzeltilmesini sağlayan bir tedavi seçeneği olduğunu belirtmiştir.
Kamano ve ark.13 volar sabit açılı plak ile tedavi ettikleri dorsale açılanmış kırıklı 33 hastayı değerlendirmişler, 12 hastada mükemmel ve 20 hastada iyi sonuca varmışlardır. Orbay14 dorsal olarak stabil olmayan 31 radius distal kırığına sabit açılı volar plak uygulamışlar, ortalama 66 haftalık takip sonuçlarında; Gartland ve Werley değerlendirme sonuçlarına göre 19 hastada mükemmel, 12 hastada iyi sonuç bildirmişlerdir. El kavrama gücü karşı tarafa göre % 79 bulunmuştur.
Drobetz ve Kutscha-Lissberg15 50 dorsale deplase distal radius kırığını volar sabit açılı kilitli plakla tedavi etmişler, Gardland ve Werley skorlamasına göre % 52 hastada mükemmel, % 40 hastada iyi sonuç bildirmişlerdir. Green ve O’Brein değerlendirme sistemine göre % 46 mükemmel, % 11 iyi, % 24 orta, % 8 kötü sonuç bildirmişlerdir. Rozental ve Blazar16, 41 radius distal kırığını volar açılı plak ile tedavi etmişlerdir. Gardland ve Werley değerlendirme sistemine göre 27 hastada mükemmel, 14 hastada iyi sonuç elde edilmiştir. Wong ve ark.17 volar sabit açılı plakla tedavi ettikleri 30 hastalık serilerinde 24 hastada mükemmel, 5 hastada iyi, bir hastada orta sonuç elde etmişler, radyolojik olarak değerlendirmesinde 22 mükemmel ve 8 iyi sonuç elde etmişlerdir. Kavrama gücü oranı karşı tarafa göre % 68 olarak bulunmuştur.
Souer ve ark.18 kilitli ve kilitsiz plaklar arasında karşılaştırmalı olarak yaptığı çalışmasında el bilek hareketleri kilitli ve kilitsiz plak yapılan grupta sırasıyla fleksiyon 66º ve 55º, ekstansiyon 71º ve 68º olarak bulmuşlardır. Kavrama gücü arasında her iki grup arasında anlamlı fark bulunamamıştır.
Komplikasyon olarak literatürde kilitsiz voler plaklar için % 14 ila 40,5 arasında oranlar verilmektedir. Kilitli plaklar için ise komplikasyon oranları % 3 ile % 34 arasındadır yer almaktadır19. Volar distal radius kilitli ve kilitsiz plaklar ile tedavi edilen gruplar karşılaştırıldığında; Osada ve ark.20, Schmelzer-Schmide ve ark. nın21 yaptıkları çalışmalarda volar kilitli ve kilitsiz plakları karşılaştırmışlar, bu gruplar arasında komplikasyon açısından fark bulamamışlardır.
Kilitli plakların giderek popülaritesinin artmasının bir diğer sebebinin radyolojik takiplerinde kollapsı önlemesi olduğunu belirtilmiştir22. Volar kilitli anatomik plakların, kilitsiz plaklara göre volar eğimi daha iyi sağladığı saptanmıştır. Kilitli anatomik plaklar distalde çok sayıda düşük profilli kilitli vida içermesi ve daha fazla parçanın tespitine olanak vermesinden dolayı daha sıkı tespit sağladığından erken harekete izin vermekte, hastaya erken rehabilitasyon kolaylığı sağlamaktadır. Bizim çalışmamızda da postoperatif tespit süreleri Grup 1’de 6 hafta, Grup 2’de 2-3 hafta idi. Radyolojik sonuçlar her iki grupta uygun değerler arasındaydı. İstatistiki olarak fark yoktu. Çalışmamızın zayıf yönü grup 1 de yer alan hasta sayının az olması idi. Ancak, volar yaklaşımla açık redüksiyon plak vida ile tespitin anatomik restorasyonu elde etmek için uygun bir yöntem olduğunu düşünmekteyiz.
Sonuç olarak, radius distal uç kırıklarının eklemi ilgilendiren kompleks kırıklarının kilitsiz veya kilitli anatomik volar plaklarla tedavisinden iyi fonksiyonel sonuçlar alınmakta, ileri dönemde iki tespit yöntemi arasında fonksiyonel ve radyolojik sonuçlar yönünden fark bulunmamaktadır. Ancak, kilitli anatomik plaklar, daha iyi radyolojik düzelme sağlamakta ve sıkılıkları nedeniyle erken harekete izin vermektedir.
Kaynaklar
1)Nalbanoğlu U, Gereli A, Uçar Y. Deplase ve instabil radius distal uç kırıklarında dorsal T plak ile kilitli palmar plak yöntemlerinin karşılaştırılması. Acta Orthop Traum Turc 2008; 42: 365-72.
2)Jupiter JB. Current concepts review fractures of the distal end of the radius. J Bone Joint Surg Am 1991; 73: 461-9.
3)Chen NC, Jupiter JB. Management of distal radial fractures. J Bone Joint Surg Am 2007; 89: 2051-62.
4)Erol B, Tetik C, Şirin E, Kocaoğlu B. Yetişkinlerde parçalı intraartiküler distal radius kırıklarının açık redüksiyon ve voler plaklamayla tedavisi. Ulusal Travma Acil Cerrahi Dergisi 2006; 12: 209-17.
5)Gartland JJ, Werley CW. Evaluation of healed Colles’ fractu-res. J Bone Joint Surg Am 1951; 33: 895-907.
6)Knirk JL, Jupiter JB. Intra-articular fractures of the distal end of the radius in young adults. J Bone Joint Surg 1986; 68: 647-59.
7)Howard PW, Stewart HD, Burke FD, Hind RE. External fixation or plaster for severly displaced comminuted Colles' fractures? Aprospective study of anatomical and functional results. J Bone Joint Surg 1989; 71: 68-73.
8)Orbay JL, Touhami A. Current conceps in volar fixed-angle fixation of unstable distal radius fractures. Clin Orthop Relat Res 2006; 445: 58-67.
9)Simic PM, Weiland AJ. Fractures of the distal radius: Changes in treatment over the past two decades. J Bone Joint Surg 2003; 85: 552-64.
10)Chung KC, Sandra KV, Kim M. Predictiors of functional outcomes after surgical treatment of distal radius fractures. J Hand Surg Am 2007; 32: 76-83.
11)Hanel DP, Jones MD, Trumble TE. Wrist fractures. Orthop Clin N Am 2002; 33: 35-57.
12)Fitousse F, Chow SP. Treatment od displaced intra-articular fractures of the distal end of the radius with plates. J Bone Joint Surg 1997; 79: 1303-14.
13)Kamano M, Yoshinobu H, Kazuki K, et al. Palmar plating for dorsally displaced fractures of the distal radius. Clin Res and Relat Orthop 2002; 397: 403-8.
14)Orbay JL. The treatment of unstable distal radius fractures with volar fixation. Hand Surgery 2000; 5: 103-12.
15)Drobetz H, Kutscha-Lissberg E. Osteosynthesis of distal radius fractures with a volar locking screw plate system. Int Orthop 2003; 27: 1-6.
16)Rozental TD, Blazr PE. Functional outcome and complications after volar plating for dorsally displaced unstable fractures of the distal radius. J Hand Surg Am 2006; 31: 359-65.
17)Wong KK, Chan KW, Kwork TK, Mak KH. Volar fixation of dorsally displaced distal radial fracture using locking compresyon plate. J Orthop Surg 2005; 13: 153-7.
18)Souer JS, Ring D, Matschke S, et al. Comprassion of functional outcome after volar plate fixation with 2,4 mm titanium versus 3,5 mm stainless-steel plate for extraarticular fracture of distal radius. J Hand Surg Am 2010; 35: 398-405.
19)Hakimi M, Jungbluth P, Windolf, Wild M. Functional results and complications following locking palmar plating on distal radius: A retrospective study. J Hand Surg Eur Vol 2010; 35: 283-8.
20)Osada D, Viegas SF, Shah MA, et al. Comprasion of different distal radius dorsal and volar fracture fixation plates: a bio-mechanical study. J Hand Surg 2003; 28: 94-104.
21)Schmelzer-Schmide N, Wieloch P, Martini AK et al. Comprassion of external fixation, locking and non-locking palmar plating for unstable distal radius fractures in the elderly. Int Orthop 2009; 33: 773-8.
22)Murakami K, Abe Y, Takahashi K. Surgical treatment of unstable distal radius fractures with volar locking plates. J Orthop Sci 2007; 12: 134-40.
© 2013 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

