Escherichia Coli ve Klebsiella Pneumoniae Türlerinde Antibiyotik Direnci ne Durumda? Yoğun Bakım Ünitesinden Beş Yıllık Analiz
1Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Balıkesir, Türkiye
2İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Tekirdağ, Türkiye
3Balıkesir Devlet Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı, Balıkesir, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Escherichia Coli, Klebsiella Pneumoniae, Antibiyotik Direnci, Escherichia Coli, Klebsiella Pneumoniae, Antibiotic Resistance
9.422 görüntülenme 1.491 indirme
Gereç ve Yöntem: 2016-2020 yılları arasında YBÜlerden mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilen çeşitli örneklerden izole edilen E.coli ve K.penumoniae suşları çalışmaya dahil edilmiştir. Bakteri tanımlaması ve antibiyotik duyarlılık testleri konvansiyonel yöntemler ve otomatize sistemler kullanılarak yapılmıştır.
Bulgular: Çalışma sürecinde, 1154 E.coli ve 924 K.pneumoniae suşu değerlendirmeye alınmıştır. Gram negatif bakteriler arasında E.coli suşları ilk sırada, K.pneumoniae ise ikinci sıklıkta tespit edilmiştir. Her iki mikroorganizma da en sık idrar örneklerinde, ikinci sırada endotrakeal aspirat örneklerinden izole edilmiştir. Amoksisilin-klavulanat, seftriakson, trimetoprim-sülfametoksazol ve siprofloksasin direnç oranları en yüksek antibiyotikler olarak saptanmıştır. GSBL (genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz direnci) pozitifliğinin E.coli suşlarında, karbapenem ve piperasilin-tazobaktam direncinin K.pneumoniada çok daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, direnç oranlarının yıllar içinde değiştiği gözlenmiştir.
Sonuç: Gram negatif bakterilerde görülen yüksek antibiyotik direnç oranları tedavi başarısını azaltmaktadır. Bu nedenle her merkezin kendi direnç sürveyansını düzenli takip etmesi ve buna yönelik tedavi protokolleri belirlemesi direncin azalmasına katkıda bulunacaktır.
Material and Method: In this study, E.coli and K.pneumoniae strains isolated from clinical samples sent from ICUs to microbiology laboratory between 2016-2020, were included. Bacterial identification and antibiotic susceptibility tests were performed using conventional methods and automated systems.
Results: A total of 1154 E.coli and 924 K.pneumoniae isolates were included in the study. Among the gram-negative bacteria, E.coli and K. pneumoniae strains were detected as the first and the second most common respectively. Both microorganisms were isolated most frequently from urine samples and secondly from endotracheal aspirate samples. The highest resistance rates were to amoxicillin-clavulanate, ceftriaxone, trimethoprimsulfamethoxazole and ciprofloxacin. It was observed that ESBL positivity was higher in E.coli strains, carbapenem and piperacillin-tazobactam resistance was much higher in K.pneumonia. Also, the resistance rates have changed over the years.
Conclusion: High rates of antibiotic resistance seen in gram-negative bacteria reduce the success of the treatment. For this reason, regular follow-up of their resistance surveillance and determining treatment protocols will contribute to the decrease in resistance.
Giriş
Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae gibi Enterobacteriaceae türlerinin YBÜde en sık tespit edilen patojenlerin arasında olduğu bilinmektedir 3-5. 30 ülkeden 200 sağlık merkezini kapsayan Avrupa çapında yapılan inceleme ile son 10 yılda çoklu ilaca dirençli Gram negatif bakterilerin baskınlığının arttığı tespit edilmiştir 2,6. Bu mikroorganizmalar kan dolaşımı, solunum yolu, idrar yolu ve deri ve yumuşak doku enfeksiyonlarından etken olarak sıklıkla tespit edilmektedirler 4,5.
Antibiyotik dirençli izolatların kontrolünde hastanelerde uygulanan doğru enfeksiyon kontrol yöntemleri ve antibiyotik direnç sürveyansının yapılması ve takip edilmesi oldukça önemlidir 1,3,4. Merkezler arasında antibiyotik direnç profillerinin değişebileceği göz önüne alındığında her merkezin kendi antibiyotik direnç oranlarını takip etmesi akılcı antibiyotik kullanım politikalarının geliştirilmesine ve antimikrobiyal direncin önlenmesi ve kontrol altında tutulmasına katkı sağlayacaktır 2,3,5.
Bu çalışma ile YBÜde takip edilen hastaların çeşitli klinik örneklerinden izole edilen E.coli ve K.pneumoniae izolatlarının antibiyotik direnç oranlarının belirlenmesi ve antibiyotik direnç sürveyansının yapılması ile doğru antibiyotik kullanım şemalarının geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlamıştır.
Materyal ve Metot
Kan kültürü örneklerinin çalışılmasında BacT/Alert® 3D (bioMérieux, MarcylEtoile, Fransa) ve Render BC128 (Shandong Huifa Electronics Technology Co., Ltd., Çin) tam otomatik kan kültür sistemleri kullanılmıştır. Tüm örneklerin ekimi için %5 koyun kanlı agar ve Eosin Methylene Blue (EMB) agar besiyerleri kullanılmış ve petriler 37°Cde 24-48 saat inkübe edilmiştir. Koloni morfolojisi, Gram boyama, karbonhidrat ve sitrat kullanımı, üreaz testi gibi konvansiyonel yöntemler ile belirlenen Enterobacteriaceae izolatlarının tür düzeyinde tanımlanmasında PhoenixTM 100 otomatize identifikasyon sistemi (BD Phoenix System, Beckton Dickinson, ABD) kullanılmıştır.
Bakterilerin in-vitro antibiyotik duyarlılıkları European Committee on Antimicrobial Susceptibility Testing (EUCAST) kriterlerine göre tanımlama için kullanılan Phoenix TM 100 otomatize identifikasyon sistemi (BD Phoenix System, Beckton Dickinson, ABD) ile çalışılmıştır 10. Her hastadan tanımlanan ilk izolat değerlendirmeye alınmıştır. Bu çalışma ile bildirilen genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) sonuçları otomatize identifikasyon sisteminden alınan olası sonuçlardır.
İstatistiksel Analiz
Çalışmanın verileri bilgisayar ortamında SPSS 22.0
paket programına aktarılmış olup veri kontrolü ve analizler
bu programda yapılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede
tanımlayıcı değerler ortalama ve (%) yüzde
olarak olarak verilmiştir.
Bulgular
Tablo 1: İzole edilen E.coli suşlarının antibiyotik direnç oranları (%).
Tablo 2: İzole edilen K.pneumoniae suşlarının antibiyotik direnç oranları (%).
E.coliden farklı olarak K.pneumoniae izolatlarında piperasilin-tazobaktama (TZP) karşı da yüksek direnç görülmüştür. GSBL oranının E.coli suşlarında, karbapenem direncinin ise K.pneumoniaeda daha fazla olduğu bulunmuştur. Direnç oranlarının yıllar içinde E.coli suşlarında genel olarak arttığı, K.pneumoniae suşlarında ise dalgalı seyrettiği izlenmiştir (Şekil 1, 2).
Şekil 1: İzole edilen E.coli suşlarının antibiyotik direnç oranlarının
yıllara göre değişimi (%).
*AMC: Amoksisilin-klavulanat, TZP: Piperasilin-tazobaktam, TMPSXT:
Trimetoprim-sülfametoksazol.
Şekil 2: İzole edilen K.pneumoniae suşlarının antibiyotik direnç
oranlarının yıllara göre değişimi (%).
*AMC: Amoksisilin-klavulanat, TZP: Piperasilin-tazobaktam, TMPSXT:
Trimetoprim-sülfametoksazol.
E.coli suşlarının en duyarlı olduğu antibiyotik karbapenemler olarak saptanırken K.pneumoniaeda amikasin olarak tespit edilmiştir.
Tartışma
Çalışmamızda üreme tespit ettiğimiz klinik örnekler arasında idrar ve ETA örnekleri en fazla oranda tespit edilmiştir. E.coli suşlarının yarıdan fazlası idrar örneklerinden izole edilirken K.pneumoniae suşları idrar ve ETA örneklerinde benzer oranlarda saptanmıştır. Naldan ve ark 11 E.coli suşlarını en sık idrar örneklerinde, K.pneumoniae suşlarını ise idrar örneklerine yakın oranda solunum örneklerinde izole etmişlerdir. Bu durum gerek idrar sondası gerekse endotrakeal tüp gibi YBÜde uygulanan invaziv işlemlerin hastalarda kolonizasyon ve enfeksiyona zemin hazırladığını göstermektedir.
YBÜde yatan hastalardan izole edilen etkenlerin ortak özelliği hastanenin diğer bölümlerine kıyasla daha yüksek oranda direnç göstermeleridir. Buna bağlı olarak geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı artmakta, bu durum da direncin hem sebebi hem de sonucu olarak kısır döngü oluşturmaktadır 8,12. Tüm dünyada doksanlı yıllardan itibaren gram negatif bakterilerin sıklığının yanısıra direnç oranlarında da artış bildirilmektedir 13. Yaptığımız çalışmada literatürle uyumlu olarak en yüksek direnç oranları AMC, sefalosporinler, siprofloksasin ve TMP-SXT gibi Enterobacteriaceae kaynaklı enfeksiyonlarda sıklıkla kullanılan antibiyotiklere karşı saptanmıştır 11,14. Ayrıca direnç oranlarının yıllar içinde arttığı fakat tedavide sık tercih edilmelerinin sonucu olarak tüm yıllarda %50-75 gibi yüksek düzeylerde seyrettiği görülmüştür.
Enterik bakterilerde GSBL pozitifliği de hem toplum kökenli hem de hastane kökenli enfeksiyonlarda hızla artış göstermekte, tedavi başarısızlıkları ve komplikasyonlara neden olmaktadır 15. E.coli ve K.pneumoniae suşlarında GSBL pozitifliğini çok farklı oranlarda bildiren yayınlar mevcuttur 16. Bazı çalışmalar bizim çalışmamıza benzer şekilde E.coli suşlarında daha yüksek oranlar saptarken bazıları ise K.pneumoniaeda daha fazla görüldüğünü bildirmektedirler 9,17-19. Özer-Balın ve ark 9 YBÜ hastalarında 2014-2015 yılları arasında GSBL pozitifliğini E.colide %40, K.pneumoniae'da %60 olarak saptamışlardır. Şanal ve ark 17 2014-2017 yılları arasında sağlık bakımı ilişkili enfeksiyon tanısı alan hastalarda yaptıkları çalışmada GSBL pozitifliğini E. coli suşlarında 2014 yılında %60.8, 2015 yılında %71.1, 2016 yılında %72.7 ve 2017 yılında %65; K. pneumoniae suşlarında ise 2014 yılında %38.7, 2015 yılında %52.7, 2016 yılında %38.4 ve 2017 yılında %25.5 olarak tespit etmişlerdir. Yaptığımız çalışmada E.coli suşlarında GSBL pozitifliği %55-60 arasında saptanmış ve yıllar içinde oranın bu aralıkta kaldığı görülmüştür. K.pneumoniaeda ise yıllar içindeki seyrin %30-60 gibi daha geniş bir aralıkta olduğu saptanmıştır. Bu durum bize hastanemiz YBÜ için GSBL pozitifliğinin E.coli suşlarında her zaman başlıca sorunlardan biri olduğunu, K.pneumoniae içinse bazı yıllarda artışa geçerek daha önem kazandığını göstermektedir.
Karbapenemler GSBL pozitif bakterilerin etken olduğu enfeksiyonların tedavisinde ilk tercih ajanlardır fakat yatan hastalarda sık ve uygunsuz kullanımları bu antibiyotiklere karşı direnç problemini meydana getirmiş, özellikle Klebsiella türlerinde yüksek oranlarda karbapenem direnci görülmesine sebep olmuştur 20,21. Duman ve ark 22 2013-2017 yılları arasında yaptıkları çalışmada YBÜde yatan hastalarda karbapenem direncini E.coli suşlarında ortalama %1.4, K.pneumoniaeda ise %20.1 olarak saptamışlardır. Ayrıca E.colide 2013 yılında %0.5 olan direncin çok fazla artmayarak 2017de %2.3e yükseldiğini, K.pneumoniaeda ise 2013 yılında %5.4 olarak saptanırken 2017 yılında dramatik bir şekilde artarak %36.5e ulaştığını bildirmişlerdir. Tümtürk ve ark 23 2014-2017 yılları arasında yatan hastalarda yaptıkları çalışmada izole ettikleri E.coli suşlarında 2014 yılında %4.1 olan karbapenem direncinin 2017 yılında %7.5e, K.pneumoniaeda ise 2014 yılında %32.2 olan direncin 2017 yılında %48.9a çıktığını bildirmişlerdir. Yaptığımız beş yıllık çalışmada karbapenem direnci E.colide %8, K.pneumoniaeda ise %35.1 olarak saptanmıştır. Direncin yıllar içindeki seyrine baktığımızda E.coli suşlarında 2016 yılında %4.2 iken sonraki dört yılda artarak %13lere ulaştığı, K.pneumoniaeda ise 2016 yılında %20 civarında saptanan direncin dalgalı seyrettiği fakat 2017 ve 2019 yıllarında %50 gibi ciddi oranlara yaklaştığı görülmektedir. Gerek bu iki çalışma gerekse bizim çalışmamız değerlendiğinde karbapenem direncinin K.pneumoniae suşlarında daha yüksek olduğu, direncin hastalar için risk oluşturacak düzeylere ulaştığı ve karbapenemlerin yaygın kullanımlarını kısıtlamazsak artarak devam edeceği açıktır.
Yaptığımız çalışmada her iki mikroorganizma için, GSBL pozitiflik oranı dışında tüm antibiyotiklere karşı direnç oranları K.pneumoniaeda daha yüksek olarak bulunmuştur. Ayrıca K.pneumoniaeda karbapenemlere karşı olduğu gibi TZPye karşı saptanan direncin de E.coli suşlarına kıyasla çok daha yüksek olduğu görülmüştür. İzole edilen E.coli suşlarında TZP direnci %25 civarı iken K.pneumoniae suşlarında %60 seviyelerinde tespit edilmiş, hatta 2017 yılında %75lere ulaştığı saptanmıştır. TZP, GSBL pozitif enterik bakteri enfeksiyonlarında sıklıkla tercih edilen antipsödomonal bir penisilindir. Karbapenemler gibi TZPnin de uygunsuz kullanımı başta K.pneumoniae olmak üzere Enterobacteriaceaeda dirence neden olmuştur 24. Aydemir ve ark GSBL 24 pozitif E.coli suşlarında TZP direncini %44.6, K.pneumoniaeda ise %41 olarak saptamışlardır. Çalışmamızın aksine bu çalışmada her iki etken için direnç oranları birbirine yakın ve bizim tespit ettiğimizden farklı oranlarda bulunmuştur. Bu sonuç bize direnç oranlarının hastaneler arasında değişebileceğini göstermektedir.
Çalışmamızda antibiyotik direnç oranları kadar direncin yıllar içindeki seyri de dikkat çekicidir. K.pneumoniaeda daha belirgin olmak üzere bazı yıllar direncin çok ciddi artış gösterdiği, sonraki yıllarda ise önce azalışa geçip sonar tekrar pik yaptığı görülmüştür. Bu durum enfeksiyonların hastane içinde dirençli suşların neden olduğu salgınlar kaynaklı olabileceği, enfeksiyon kontrolü ve etkin temizlik ile bu salgınların önüne geçebilirsek direncin yayılımını da azaltabileceğimizi düşündürmektedir.
Antibiyotik direnci gram negatif bakterilerde önemli bir problem haline gelmiştir. Karbapenemler gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin yatan hastalarda ampirik ya da ilk tercih antibiyotik olarak kullanılması kısıtlanmalı, direnç kısır döngüsünün kırılması için gerekirse kombine tedavi rejimleri seçilmelidir. Ayrıca, her merkezin kendi direnç sürveyansını düzenli takip etmesi ve buna yönelik tedavi protokolleri belirlemesi direncin azalmasına katkıda bulunacaktır.
Kaynaklar
1)Araç E, Kaya Ş, Parlak E ve ark. Yoğun bakım
2)ünitelerindeki enfeksiyonların değerlendirilmesi:
3)Çok merkezli nokta prevalans çalışması.
4)Mikrobiyol Bul 2019; 53: 364-73.
5)Yetkin F, Yakupogullari Y, Kuzucu Ç et al. Pathogens
6)of intensive care unit-acquired infections and
7)their antimicrobial resistance: A 9-year analysis of
8)data from a university hospital. Jundishapur J Microbiol
9)2018; 11: 67716.
10)Dursun Z B, Aydın S, Çelik İ. Yoğun bakım ünitesinde
11)bakteremi nedeni olan mikroorganizmalar
12)ve antibiyotik duyarlılıkları. Flora 2019; 24: 183-9.
13)Uc-Cachón AH, Gracida-Osorno C, Luna-Chi IG,
14)Jiménez-Guillermo JG, Molina-Salinas GM. High
15)prevalence of antimicrobial resistance among
16)Gram-negative isolated bacilli in intensive care
17)units at a tertiary-care hospital in Yucatán Mexico.
18)Medicina (Kaunas) 2019; 55: 588.
19)Ibrahim ME. High antimicrobial resistant rates
20)among Gram-negative pathogens in intensive care
21)units. Saudi Med J 2018; 39: 1035-43.
22)European Centre for Disease Prevention and Control.
23)Antimicrobial resistance surveillance in Europe
24)2016. Annual report of the European Antimicrobial
25)Resistance Surveillance Network (EARSNet).
26)Stockholm: ECDC; 2017.
27)Taş SŞ, Kahveci K. Uzun süreli yoğun bakım
28)ünitesi ve palyatif bakım merkezinde hastane enfeksiyonlarının
29)sürveyansı: üç yıllık analiz. J Contemp
30)Med 2018; 8: 55-9.
31)Barış A, Bulut ME, Öncül A, Bayraktar B. Yoğun
32)bakım ünitelerinde yatan hastalara ait klinik izolatların
33)tür dağılımı ve antibiyotik duyarlılıkları. J
34)Turk Soc Intens Care 2017; 15: 21-7.
35)Balın ŞÖ, Şenol AA. Yoğun bakım ünitesinde
36)gelişen hastane infeksiyonlarının değerlendirilmesi.
37)Klimik Dergisi 2017; 30: 108-13.
38)Karagün BŞ, Akyıldız Ö, Onaç H ve ark. Adana
39)Acıbadem Hastanesinde hastane enfeksiyonları
40)surveyansı: bir yıllık analiz sonuçları. ACU Sağlık
41)Bil Dergisi 2020; 11: 478-82.
42)Naldan ME, Coşkun MV, Ünal O, Karaşahin Ö,
43)Vural MK. Yoğun bakım kliniklerinde yatan hastalardan
44)izole edilen gram-negatif basillerin değerlendirilmesi.
45)Turk J Intensive Care 2017; 15: 117-23.
46)Emre S, Moroğlu Ç, Yıldırmak T ve ark. Panrezistan
47)Klebsiella pneumoniae infeksiyonunda
48)kombinasyon antibiyotik tedavisi: iki olgu bildirisi.
49)Klimik Dergisi 2018; 31: 169-72.
50)Kamit F, Şener D. Bir devlet hastanesi üçüncü
51)basamak çocuk yoğun bakım ünitesinde çoklu ilaç
52)dirençli gram negatif enfeksiyonların değerlendirilmesi.
53)Pamukkale Tıp Dergisi 2020; 13:
54)547-54.
55)Balin ŞÖ, Denk A. Harput Devlet Hastanesi yoğun
56)bakım ünitesinde 2013-2014 yılı invaziv alet
57)ilişkili hastane enfeksiyonlarının değerlendirilmesi.
58)Fırat Tıp Dergisi 2016; 21: 24-8.
59)Karamanlıoğlu D, Yıldız PA, Kaya M, Sarı N.
60)İdrar kültürlerinden izole edilen enterik bakterilerde
61)genişlemiş spektrumlu β-laktamaz oluşturma
62)sıklığı ve antibiyotik duyarlılıkları. Klimik Dergisi
63)2019; 32: 233-9.
64)Duran H, Çeken N, Atik TK. İdrar kültüründen
65)izole edilen Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae
66)suşlarının antibiyotik direnç oranları: dört
67)yıllık analiz. ANKEM Dergisi 2020; 34: 41-7.
68)Şanal L, Tümtürk A. Sağlık bakımı ile ilişkili
69)infeksiyonlardan izole edilen Escherichia coli ve
70)Klebsiella pneumoniae suşlarında genişlemiş spektrumlu
71)beta-laktamaz sıklığı: Dört yıllık bir
72)çalışma. FLORA 2019; 24: 32-6.
73)Akyıldız Ö, Beşli Y, Kocagöz AS. Yoğun bakım
74)ünitesinde bakteriyemi tanısı ile takip edilen hastaların
75)değerlendirilmesi. Cukurova Med J 2019;
76)44: 521-8.
77)Çırağgil P. Ülkemizde Yoğun bakım ünitelerinde
78)antimikrobiyal direnç sorunu. Türk Mikrobiyol
79)Cem Dergisi 2016; 46: 97-104.
80)Tartar AS, Özer AB, Ulu R, Akbulut A. Endotrakeal
81)aspirat örneklerinden izole edilen bakteriler
82)ve antibiyotik duyarlılıkları: bir yıllık retrospektif
83)analiz. Klimik Dergisi 2018; 31: 56-60.
84)Bayraktar B, Pelit S, Bulut ME, Aktaş E.
85)Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz üreten Escherichia
86)coli ve Klebsiella pneumoniae kan dolaşımı
87)enfeksiyonlarında antibiyotik direnç oranlarının
88)yıllar içindeki değişimi. Med Bull Sisli Etfal Hosp
89)2019; 53: 70-5.
90)Duman Y, Kuzucu C, Tekerekoglu MS, Cakil B,
91)Yakupogullari Y, Kaysadu H. Changing trends of
92)carbapenem resistance of Escherichia coli and
93)Klebsiella pneumoniae strains isolated from intensive
94)care units, inpatient services and outpatients
95)clinics: a five years retrospective analysis. Med-
96)Science 2018; 7: 536-9.
97)Tümtürk A, Tezer Tekçe AY, Şanal L. Nozokomiyal
98)infeksiyon etkeni Gram negatif bakterilerde
99)karbapenem direnç oranları: üçüncü basamak bir
100)hastaneden retrospektif bir çalışma. Ortadoğu Tıp
101)Dergisi 2019; 11: 422-6.
102)Aydemir Ö, Terzi HA, Özözen EŞ, Köroğlu M,
103)Altındiş M. Genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz
104)üreten Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae
105)suşlarında piperasilin/tazobaktam invitro etkinliği.
106)Online Türk Sağ Bil Dergisi 2019; 4: 118-27.
© 2022 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

