İdrar Kültürlerinde Streptococcus agalactiae Üreme Oranlarının Araştırılması: 3 Yıllık İzlem
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Streptococcus agalactiae, B Grubu Beta Hemolitik Streptokok, İdrar Kültürü, Antibiyotik Direnci, Streptococcus agalactiae, Group B Beta Hemolytic Streptococcus, Urine Culture, Antibiotic Resistance
18.590 görüntülenme 2.350 indirme
Gereç ve Yöntem: Haziran 2016 - Nisan 2019 tarihleri arasında idrar kültürlerinde üreyen S. agalactiae izolatları retrospektif olarak araştırılmıştır. Bakterinin identifikasyonunda konvansiyonel yöntemler kullanılmıştır. Antibiyotik duyarlılık testleri Klinik ve Laboratuvar Standartları Enstitüsü önerilerine göre yapılmış ve değerlendirilmiştir.
Bulgular: İncelenen 54.009 idrar kültürünün 163ünde (%0,30) tek etken olarak S. agalactiae üremesi saptanmıştır. Toplamda 19.794 erkek hastanın 29 (%0,14)unda, 34.215 kadın hastanın 134 (%0,39)ünde, kadın hastalar içinde ise 2.883 gebenin 18 (%0,62)inde S. agalactiae üremiştir. Hastaların %95inin polikliniklere başvuran hastalar olduğu ve %35inin Kadın Hastalıkları ve Doğum Biriminden gönderilmiş olduğu tespit edilmiştir. İzole edilen suşlar; penisiline, ampisiline, sefotaksime ve vankomisine %100 duyarlı saptanırken, suşların %10,6sı eritromisine, %24,3ü ofloksasine dirençli bulunmuştur.
Sonuç: S. agalactiae, idrar yolu enfeksiyonlarında diğer etkenlere göre daha az oranda izlenmektedir. Özellikle risk grubunda olanlar için profilaksi ve tedavi önerilmektedir. Çalışmamızda eritromisin ve ofloksasine artan direnç oranları dikkat çekmektedir. İdrar kültürleri başta olmak üzere klinik örneklerde rutin olarak S. agalactiae izolasyonunun yakından takibi, özellikle gebe ve/veya altta yatan hastalıkları olan kişilerde kliniği ile birlikte değerlendirilmesi, erken ve doğru tedavi açısından antibiyotik direncinin takip edilmesi önemlidir.
Material and Method: S. agalactiae isolates recovered from urine cultures between June 2016 and April 2019 were investigated retrospectively. Conventional methods were used for the identification. Antibiotic susceptibility tests were performed and evaluated according to Clinical and Labora-tory Standards Institute recommendations.
Results: S. agalactiae was detected as a single agent in 163 (0,30%) of 54.009 urine cultures. In total, S. agalactiae was isolated in 29 (0,14%) of 19.794 male patients 134 (0,39%) of 34.215 female patients. Among female patients, 18 (0,62%) of 2.883 were pregnant. It was determined that 95% of the patients were outpatients and 35% were from the Obstetrics and Gynecology Unit. The isolates were 100% sensitive to penicillin, ampicillin, cefotaxime and vancomycin; while 10,6% of the strains were resistant to erythromycin and 24,3% of the strains were resistant to to ofloxacin.
Conclusion: S. agalactiae is less frequently isolated from urinary tract infections. Prophylaxis and treatment are recommended especially for risk group. In our study, the increased resistance rates of erythromycin and ofloxacin is notable. Routinely follow-up of S. agalactiae isolation from clini-cal samples, especially from urine cultures, evaluation of the clinical symptoms of patients (particularly in pregnant and/or people with underlying diseases) and monitor antibiotic resistance for early and appropriate treatment are important.
Giriş
S. agalactiae, asemptomatik bakteriüri dışında sistit ve piyelonefrite de yol açabilmektedir. On serotipi (Ia, Ib, II - IX) bulunan S. agalactiaeda serotip Ia, II, III ve V sık enfeksiyona sebep olan serotipler olarak izlenirken; serotip Ia, III ve V sıklıkla yenidoğan enfeksiyonlarına sebep olmakta, serotip III ise gebe olmayan erişkinler de dahil olmak üzere tüm yaş grupları içinde en sık saptanan serotip olarak akut enfeksiyona sebep olmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonu (İYE)na neden olmasının patogenezi henüz tam aydınlatılmamış olsa da mesane cidarına bağlanma, beta hemolizin üretimi, ürotelyal hücrelerde sitotoksisite gelişmesi ve kapsül varlığı önem arz etmektedir 6,7.
Tedavide ilk seçenek olarak penisilinler kullanılmaktadır. S. agalactiae ampisilin gibi diğer betalaktam gru-bu antibiyotiklere; birinci, ikinci, üçüncü kuşak sefalosporinlere ve karbapenemlere de genel olarak duyarlıdır. Anaflaksi gelişen veya beta-laktam grubu antibiyotiklere alerjisi olan hastalarda ise klindamisin, eritromisin, florokinolonlar ve vankomisin diğer tedavi seçenekleridir 8-12. Bu çalışmada idrar kültürlerinden izole edilen S. agalactiaeların değerlendirilmesi ve antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Materyal ve Metot
Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 15.0 for Windows programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler; kategorik değişkenler için sayı ve yüzde olarak verilmiştir. Gruplarda oranlar Ki Kare Testi ile karşılaştırılmıştır. Alfa anlamlılık seviyesi p ˂0,05 olarak kabul edilmiştir.
Bulgular
Tablo 1: S. agalactiae üremelerinin cinsiyete göre dağılımı.
Tablo 2: S. agalactiae üremesi saptanan hastaların yıllara göre servis-polikliniklerdeki dağılımları (Kadın / Erkek n (%)).
Tablo 3: S. agalactiae üremesi saptanan kadın hastaların Kadın Hastalıkları ve Doğum birimi ile diğer birimlere yıllar içerisindeki başvuru sayıları (n (%)).
Yoğun bakım servislerinde yatan hastalarda S. agalac-tiae üremesi saptanmamıştır. S. agalactiae üreyen hastaların yıllara göre servis ve poliklinik ünitelerindeki dağılımlarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p= 0,749) (Tablo 2).
S. agalactiae üremesi saptanan kadın hastaların, Kadın Hastalıkları ve Doğum birimine başvuru oranı diğer birimlere başvuran kadın hastalara göre yüksek bulunmuş (p =0,005) ve yıllara göre izolasyon oranlarının giderek anlamlı derecede artış gösterdiği görülmüştür (p <0,001). Kadın Hastalıkları ve Doğum dışındaki diğer birimlerde 2017 yılındaki üreme oranı 2018 ve 2019 yıllarına göre yüksek bulunmuş (p =0,022 ve p <0,001) ve yıllara göre izolasyon oranlarının giderek anlamlı derecede azaldığı görülmüştür (p <0,001) (Tablo 3).
Tartışma
Literatürde, vajinal ve perianal S. agalactiae kolonizasyonu araştırmaları dışında yapılan çalışmalarda diğer çeşitli klinik örneklerden (idrar, kan, solunum yolları, kemik/eklem sıvısı, vb.) izole edilen ve etken olarak kabul edilen S. agalactiae, bu örnekler arasında çoğunlukla veya en sık oranda İYE etkeni olarak izlenmektedir. Örneğin İYEden izole edilme oranları araştırıldığında; Paveenkittiporn ve ark. 7 çeşitli kinik örneklerden izole edilen 1394 suşun 417 (%29,9)sini İYE etkeni, ayrıca suşların %0,4ünü üretrit ve %0,9unu nefrit/piyelonefrit etkeni olarak saptamışlardır. En sık saptanan serotipler serotip V (%34,3) ve III (%23,3) olmuştur. On yedi seneyi kap-sayan çalışmalarında Crespo-Ortiz ve ark. 19 ise yine çeşitli klinik örneklerden izole ettikleri 872 izolatın 398ini S. agalactiae olarak ve bunların da %96,9unu tek İYE etkeni olarak bildirmişlerdir. Dutra ve ark. 20, S. agalactiae enfeksiyonu veya kolonizasyonu olan bireylerden izole ettikleri suşların özelliklerini değerlendirdikleri çalışmalarında 434 S. agalactiae izolatının 185ini enfeksiyon etkeni ve bunların da 167sini İYE etkeni olarak belirlemişler, ayrıca daha sık saptanan serotip V ve III yerine serotip Ianın en sık saptanan serotip olduğunu bildirmişlerdir. Matsumoto ve ark. 21 yine çeşitli örneklerden izole edilen 1312 akut komplike olmayan sistit vakasında etken olarak %4,6 oranında, 994 komplike sistit vakasında ise etken olarak da %4,7 oranında S. agalactiae saptamışlardır. Zwane ve ark. 22 kadınlarda 4 yıllık bir süreçte araş-tırdıkları İYE etkenleri arasında ise %5 (186/3558) oranında S. agalactiae saptamışlardır. Ülkemizde de benzer çalışma sonuçları bulunmaktadır. Keskin ve ark. 23 idrar kültürlerinin 745 (%26)inde Gram pozitif bakteri üremesi saptamışlar ve bu suşların %10unun S. agalactiae olduğunu bildirmişlerdir. Savcı ve ark. 24 çalışmalarında %71,2si idrar, %13,8i vajen sürüntüsü, %12,5i yara ve %2,5i kan örneklerinden olmak üzere toplam 80 S. agalactiae suşu izole etmişlerdir. Arabacı ve ark. 25 ise çeşitli klinik örneklerden izole edilen 1276 streptokok cinsi içinde saptanan 648 S. agalactiaenın 547 (%42,9)sini idrar kültüründen izole etmişlerdir. Evren ve ark. 26 166 S. agalactiae izolatını değerlendirdikleri çalışmalarında suşların %74ünü idrar örneklerinden izole etmişlerdir. Çalışmamızda da incelenen 54.009 idrar kültürünün %0,30unda İYE tek etkeni olarak S. agalactiae üremesi saptanmıştır. Diğer çalışmalara göre hastanemizde S. agalactiaenın idrar yolu enfeksiyonu etkeni olarak daha az oranda izole edildiği görülmektedir. Bu oranının düşüklüğü kısmen, çalışmamızda S. agalactiae'nın tek etken olarak ürediği kültürlerin değerlendirilmesine bağlı olabilir.
Sirijatuphat ve ark. 27 idrar kültüründe üreyen 3009 bakterinin %5,8ini S. agalactiae olarak saptamışlar ve bunların %2,5ini İYE etkeni, %8,4ünü kolonizasyon olarak bildirmişlerdir. İYEli hastalarda toplum kay-naklı infeksiyon %28,7, hastane kaynaklı infeksiyon %74,2 oranında saptanmıştır. Etken dağılımında toplum kaynaklı infeksiyonlarda sıklıkla E. coli ve S. agalactiae, buna karşılık hastane kaynaklı infeksiyonlarda daha yaygın olarak Pseudomonas aeruginosa, Proteus mirabilis, Enterococcus faecium ve Acineto-bacter baumannii gözlenmiştir. Çalışmamızda da bu veriyle uyumlu olarak enfeksiyon etkeni S. agalactiae kabul edilen hastaların %95inin polikliniklere başvuran ayaktan hastalar olduğu anlaşılmaktadır.
Literatürde özellikle idrar yollarında üreme yine kadınlarda daha sık izlenmektedir. Paveenkittiporn ve ark. 7 %56,5 kadın ve %43,5 erkek hastada; Crespo-Ortiz ve ark. 19 ise invaziv S. agalactiae enfeksiyonlarını %36,8 kadın, %63,2 erkekte saptarken, non invaziv enfeksiyonları ise %81 kadın ve %19 erkekte bildirmişlerdir. Evren ve ark. 26da %94 kadın ve %6 erkek hastadan izolasyon saptamış ve klinik örneklerin %93,4ünün polikliniklerden özellikle de en fazla kadın hastalıkları ve doğum polikliniğinden (n= 87) geldiğini bildirmişlerdir. Çalışmamızda da İYE etkeni olarak 134 (%82) kadın ve 29 (%18) erkekte S. agalactiae saptanmış ve bu verilerin literatür ile uyumlu olarak kadın hastalarda daha yüksek oranda saptandığı görülmüştür.
Gebe olmayan erişkinlerde tekrarlayan S. agalactiae enfeksiyon oranlarının araştırıldığı bir çalışmada, 32 hastanın 70 tekrarlayan atağı içinde en sık olarak %55,7 İYE, %31,4 yumuşak doku enfeksiyonu ve %12,9 kan dolaşımı enfeksiyonu izlenmiştir. Yirmi beş hastanın ilk enfeksiyonu ve tekrarlayan atakları incelendiğinde ise; ilk İYE olup tekrarlayan atağın yine İYE olma oranının %40,6, ilk enfeksiyon yumuşak doku enfeksiyonu olup tekrarlayan atağın yine yumuşak doku enfeksiyonu olma oranının %18,8 ve ilk enfeksiyonu kan dolaşımı enfeksiyonu olup tekrarlayan atağın yine kan dolaşımı enfeksiyonu olma oranının %6,2 olarak saptanması S. agalactiaenın İYElerde önemli bir etken olduğunu, yüksek oranda tekrarlayabildiğinin dikkate alınması ve yakından takip edilmesi gerektiğini göstermektedir 28.
Klinik örneklerde S. agalactiae üremesi saptandığında, özellikle risk grubunda olanlar için profilaksi ve tedavi önerilmektedir. Penisilin tedavide başlıca kullanılan antibiyotik olmasına rağmen, bazı izolatlarda azalmış duyarlılık görülmektedir. Ancak pek çok çalışmada klindamisin, eritromisin ve florokinolonlara karşı artan direnç oranlarına vurgu yapılmakta ve bu antibiyotiklerin sadece penisilin, ampisilin ve sefalosporinlerin kullanılamayacağı durumlarda başvuru noktaları olmaları önerilmektedir 8-12. Eritromisine %086, klindamisine %4-84, ve tetrasikline %23-96 arasında di-renç oranları bildirilmektedir. Yine florokinolonlar gibi beta-laktam olmayan antibiyotiklere direnç artışına sıklıkla rastlanırken, vankomisine dirençli suşlar da saptanmaktadır 29,30.
Dutra ve ark. 20 beta-laktam grubu antibiyotiklere karşı direnç saptamamış ve tetrasikline %97, eritromisine %4,1, klindamisine %3 oranında direnç bildirmişlerdir. Wu ve ark. 31 çalışmalarında, levofloksasin direncinin özellikle 2002-2006 arasında %2,2den 2008-2012 yılları arasında %6,2 ye yükseldiğini saptamışlardır. Araştırmacılar direnç oranlarının klinik örnek tiplerine, yaş gruplarına göre değişkenlik gösterdiğine dikkat çekmişler, levofloksasin direncinin en sık serotip III (%43,1), VI (%28,4), II (%18,2), Ib (%8,0) ve V (%2,3)te izlendiğini bildirmişler ayrıca özellikle serotip IIIün ağırlıklı olarak 65 yaşından küçük, erişkin, ayaktan hastaların idrar ve kadın genital sistem örneklerinden, serotip II ve VInın ise çoğunlukla 65 yaşından büyük yatan hastaların solunum ve idrar ör-neklerinden izole edildiğini vurgulamışlardır. Matsumoto ve ark. 21 inceledikleri 108 suşun 61ini akut komplike olmayan sistit vakalarından izole etmişler ve florokinolonlara karşı değişken duyarlılık gösteren bu suşlarda en yüksek duyarlılığı sitafloksasinde (%100), sonrasında levofloksasin (%80,3) ve tosufloksasinde (%80,3) saptamışlardır. Komplike sistit vakalarından izole edilen suşlarda ise sitafloksasin duyarlılığı değişmezken; levofloksasin (%63,8) ve tosufloksasin (%63,8) duyarlılığında azalma ve her iki grupta da tüm sefalosporinlerde %100 duyarlılık izlenmiştir.
Savcı ve ark. 24nın 2012-2016 yılları arasında, %71,2sini idrar örneklerinden izole ettikleri 80 S. agalactiae suşunun tamamı penisilin, imipenem, mero-penem, linezolid, trimetoprim-sülfametoksazol, tigesik-lin, teikoplanin ve vankomisine duyarlı bulunmuştur. İzolatların tetraksiklin, eritromisin, siprofloksasin, klindamisin, moksifloksasin ve ampisiline direnç oran-ları ise sırasıyla %91,5, %50, %31, %23,7, %23,3 ve %2,9 olarak izlenmiş olup, diğer bildirilen çalışmalardan farklı olarak oldukça yüksek oranda eritromisin direnci (%50) ve klindamisin direnci (%23,7) tespit edilmiştir. Arabacı ve ark. 25 ise 200 izolatın tümünü penisiline duyarlı, %99ununu nitrofurantoine duyarlı; %90nını tetrasikline, %34ünü eritromisine, %25ini levofloksasine ve %11ini klindamisine dirençli olarak tespit etmişlerdir. Çalışmamızda da literatür ile uyumlu olarak penisilin, ampisilin ve vankomisine direnç saptanmazken, yine literatür ile uyumlu olarak özellikle eritromisin ve ofloksasin için artan direnç oranları dikkat çekicidir.
İdrar kültürleri de dahil olmak üzere tüm klinik örneklerde rutin olarak S. agalactiaenın gözden kaçırılmaması, izolasyonun hastanın kliniği ve altta yatan hastalıklarıyla birlikte değerlendirilmesi, antibiyotik direncinin takibi ve risk grubunda olanlara öncelikli tedaviye başlanması önemlidir.
Kaynaklar
1)Spellerberg B, Brandt C. Streptococcus. In: Jorge-sen JH and Phaler MA (Editors). Manual of Clinical Microbiology, 11. Baskı, Washington: ASM Press 2015: 383-402.
2)Seale AC, Blencowe H, Bianchi-Jassir et al. Still-birth with group B Streptococcus disease worldwi-de: systematic review and metaanalyses. Clin Infect Dis 2017; 65: 125-32.
3)Bianchi-Jassir F, Seale AC, Kohli-Lynch M et al. Preterm birth associated with group B Streptococ-cus maternal colonization worldwide: systemic re-view and meta-analyses. Clin Infect Dis 2017; 65: 133-42.
4)Lin K, Fajardo K, U.S. Preventive Services Task Force. Screening for asymptomatic bacteriuria in adults: evidence for U.S. Preventive Services Task Force reaffirmation recommendation statement. Ann Intern Med 2008; 149: 20-4.
5)Davies HG, Carreras-Abad C, Le Doare K, Heath P. Group B Streptococcus: trials and tribulations. Pediatr Infect Dis J 2019; 38: 72-6.
6)Sullivan MJ, Leclercq SY, Ipe DS et al. Effect of the Streptococcus agalactiae virulence regulator CovR on the pathogenesis of urinary tract infection. J Infect Dis 2017; 215: 475-83.
7)Paveenkittiporn W, Ungcharoen R, Kerdsin A. Streptococcus agalactiae infections and clinical relevance in adults, Thailand. Diagn Microbiol Infect Dis 2020; 97: 115005.
8)Kimura K, Nishiyama Y, Shimizu S et al. Screening for group B streptococci with reduced penicillin susceptibility in clinical isolates ob-tained between 1977 and 2005. Jpn J Infect Dis 2013; 66: 222-5.
9)Seki T, Kimura K, Reid ME et al. High isolation rate of MDR group B streptococci with reduced penicillin susceptibility in Japan. J Antimicrob Chemother 2015; 70: 2725-8.
10)Hawkins PA, Law CS, Metcalf BJ et al. Crossresistance to lincosamides, streptogramins a and pleuromutilins in Streptococcus agalactiae isolates from the USA. J Antimicrob Chemother 2017; 72: 1886-92. Wehbeh W, Rojas-Diaz R, Li X, Mariano N, Grenner L, Segal-Maurer S. Fluoroquinolone-resistant Streptococcus agalactiae: epidemiology and mechanism of resistance. Antimicrob Agents Chemother 2005; 49: 2495-7.
11)Hays C, Louis M, Plainvert C et al. Changing epidemiology of group B Streptococcus susceptibi-lity to fluoroquinolones and aminoglycosides in France. Antimicrob Agents Chemother 2016; 60: 7424-30. 13. CLSI. Performance Standards for Antimicrobial Susceptibility Testing. 29th ed. CLSI supplement M100. Wayne, PA: Clinical and Laboratory Stan-dards Institute; 2019.
12)Kline KA, Lewis AL. Gram-positive uropathogens, polymicrobial urinary tract infection, and the emerging microbiota of the urinary tract. Microbiol Spectr 2016; 4: UTI-0012-2012.
13)Rosa-Fraile M, Spellerberg B. Reliable detection of group B Streptococcus in the clinical laboratory. J Clin Microbiol 2017; 55: 2590-8.
14)Kwatra G, Cunnington MC, Merrall E et al. Preva-lence of maternal colonisation with group B Strep-tococcus: a systematic review and meta-analysis. Lancet Infect Dis 2016; 16: 1076-84.
15)Puopolo KM, Lynfield R, Cummings JJ; American Academy of Pediatrics, Committee on Fetus and Newborn, Committee on Infectious Diseases. Ma-nagement of infants at risk for group b streptococ-cal disease. Pediatrics 2019; 144: e20191881.
16)Filkins L, Hauser J, Robinson-Dunn B, Tibbetts R, Boyanton B, Revell P. American Society for Mic-robiology Provides 2020 Guidelines for Detection and Identification of Group B Streptococcus. J Clin Microbiol 2020; 59: e01230-20.
17)Crespo-Ortiz M, Castañeda-Ramirez CR, Recalde-Bolaños M, Vélez-Londoño JD. Emerging trends in invasive and noninvasive isolates of Streptococ-cus agalactiae in a Latin American hospital: a 17-year study. BMC Infect Dis 2014; 14: 428.
18)Dutra VG, Alves VM, Olendzki AN et al. Streptococcus agalactiae in Brazil: serotype distribution, virulence determinants and antimicrobial suscepti-bility. BMC Infect Dis 2014; 14: 323.
19)Matsumoto T, Hamasuna R, Ishikawa K et al. Nationwide survey of antibacterial activity against clinical isolates from urinary tract infections in Japan (2008). Int J Antimicrob Agents 2011; 37: 210-8.
20)Zwane T, Shuping L, Perovic O. Etiology and antimicrobial susceptibility of pathogens associated with urinary tract infections among women attending antenatal care in four South African tertiary-level facilities, 2015-2019. Antibiotics (Basel) 2021; 10: 669.
21)Keskin BH, Çalışkan E, Kaya S, Köse E, Şahin İ. Üriner sistem enfeksiyonlarında etken bakteriler ve antibiyotik direnç oranları. Turk Mikrobiyol Ce-miy Derg 2021; 51: 254-62.
22)Savcı Ü, Şahin M, Toprak S, Sungur M. Antimic-robial resistance pattern of Streptococcus agalactiae strains: five years evaluation of single center. J Health Sci Med 2018; 1: 25-8.
23)Arabacı Ç, Ak K. Beta hemolytic streptococci strains isolated from clinical specimens, their characteristics and antibiotic susceptibility. J Surg Med 2020; 4: 38-42.
24)Evren K, Yardibi Demir HA, Mutlu Sarıgüzel F, Dinç B. Klinik örneklerden izole edilen Streptococcus agalactiae izolatlarının antibiyotik duyarlı-lıkları. Turk Mikrobiyol Cemiy Derg 2021; 51: 239-44.
25)Sirijatuphat R, Pongsuttiyakorn S, Supapueng O, Kiratisin P, Thamlikitkul V. Implementation of global antimicrobial resistance surveillance system (GLASS) in patients with bacteriuria. J Glob An-timicrob Resist 2020; 20: 60-7. 28. Wang YH, Chen HM, Yang YH et al. Clinical and microbiological characteristics of recurrent group B Streptococcal infection among non-pregnant adults. Int J Infect Dis 2014; 26: 140-5.
26)Raabe VN, Shane AL. Group B Streptococcus (Streptococcus agalactiae). Microbiol Spectr 2019; 7: 10.1128/microbiolspec.GPP3-0007-2018.
27)Huang J, Li S, Li L, Wang X, Yao Z, Ye X. Alarming regional differences in prevalence and antimicrobial susceptibility of group B Streptococ-ci in pregnant women: a systematic review and meta-analysis. J Glob Antimicrob Resist 2016; 7: 169-77.
28)Wu CJ, Lai JF, Huang IW et al. Multiclonal emergence of levofloxacin-resistant group B Strepto-coccus, Taiwan. J Antimicrob Chemother 2017; 72: 3263-71.
© 2023 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

