Kadın Hastalarda Ürogenital Fistüllere Yaklaşım: 10 Yıllık Klinik Deneyimimiz
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Elazığ, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ürogenital Fistül, Etiyoloji, Cerrahi, Obstetrik, Urogenital Fistula, Etiology, Surgery, Obstetrics
1.112 görüntülenme 808 indirme
Gereç ve Yöntem: Hastanemiz veri tabanından 2013 ile 2022 yılları arasında ürogenital fistül tanısı ile fistül eksizyonu yaptığımız kadın hastalara ait bilgiler geriye dönük olarak değerlendirildi. Operasyon öncesi fistül yeri ve sayısı açısından tüm hastalara yapılan rutin sistoskopi işlem bilgileri not edildi. Operasyon süresi, operasyon şekli, intraoperatif ve postoperatif komplikasyon gelişimi, ortalama hastanede kalış süreleri gibi veriler de değerlendirildi.
Bulgular: Çalışmada yer alan 10 hastanın ortalama yaşı 41 yıl olup (21-65 yıl) 5 kişinin anamnezinde (%50) komorbid kronik hastalıklar öyküsü mevcut idi. Hastaların 9unda (%90) etyolojik neden olarak obstetrik operasyon öyküsü tespit edildi. Hastaların 4üne (%40) laparoskopik fistül onarımı yapılırken 2 hastaya (%20) vajinal yaklaşım ile, 4 hastaya ise (%40) abdominal yaklaşım ile fistül onarımı yapıldı. Hiç bir hastada operasyon sırasında komplikasyon gözlenmezken laparoskopik fistül onarımı yapılan bir hastada operasyon sonrası nüks gözlendi ve bu hasta vajinal yaklaşım ile sorunsuz şekilde tedavi edildi.
Sonuç: Onarım yolunun seçimini etkileyen birçok faktör olmasına rağmen cerrahi başarıyı etkileyen en önemli faktör fistülün yeri, cerrahın seçimi ve tecrübesidir.
Material and Method: The data of female patients who underwent fistula excision with the diagnosis of urogenital fistula between 2013 and 2022 from our hospital database were evaluated retrospectively. Routine cystoscopy procedure information for all patients in terms of fistula location, diameter and number was noted before the operation. Data such as operation time, operation type, development of intraoperative and postoperative complications, and average hospital stay were also evaluated.
Results: The mean age of 10 patients included in the study was 41 years (range 21-65), and five patients (50%) had a history of comorbid chronic diseases. A history of obstetric surgery was found as the etiological cause in 9 (90%) of the patients. Laparoscopic fistula repair was performed in 4 patients (40%), while fistula repair was performed with the vaginal approach in 2 patients (20%) and the abdominal approach in 4 patients (40%). While no complications were observed during the operation in any of the patients, a postoperative recurrence was observed in one patient who un-derwent laparoscopic fistula repair, and this patient was treated with the vaginal approach without any problems.
Conclusion: Although there are many factors affecting the choice of the repair method, the most important factor affecting the surgical success is the location of the fistula, the choice and experience of the surgeons.
Giriş
Ağrısız, sabit debili idrar kaçırma, ürogenital fistül için önemli bir ayırt edici bulgudur. Tanı için, uygun görüntüleme ve laboratuvar çalışmalarının birlikteliği gerekmektedir. İnspeksiyon, sistoskopi, renkli bir sıvı ile retrograd mesane dolumu veya lekelenmeyi belirlemek için vajinaya bir tampon yerleştirilmesi tanıyı kolaylaştırabilir. Yine sızıntıdan üre kreatinin bakılması ve özellikle üreter iştirakının değerlendirilmesi için kontrastlı bilgisayarlı tomografi ve T2 ağırlıklı manyetik rezonans görüntüleme tanıda yardımcı olabilecek diğer yöntemledir6. Genitoüriner fistüllerin tedavisinde; özellikle 1cm den küçük vezikovajinal fistüllerde gözlem yöntemi önerilirken, sezaryen sonrası küçük (<7 mm) olan, üretero- veya veziko-uterin fistüllerde östrojen, östrojen/progesteron kombinasyonları veya Lüteinleştirici Hormon Salgılatıcı Hormon (LHRH) analogları kullanılabilir7,8. Konservatif tedavi başarısız olursa cerrahi onarım yapılmalıdır. Genitoüriner fistüllerin cerrahi olarak düzeltilmesi, konusunda eğitim almış bir uzman ekip tarafından gerçekleştirilmelidir. Eğer fistül traktı 24-72 saat içinde tanımlanırsa, hemen onarılabilir. Fistülün neden olduğu ilk travmadan sonra operasyon sıklıkla geciktirilebilir. Zor doğum eylemi sonrası oluşan fistüllerde 3-6 ay, radyoterapiye bağlı oluşan fistüller için 6-12 ay beklenmesi (endarterit oluşumu nedeni ile) önerilmektedir9. Bu durum, fistül traktının olgunlaşmasına ve inflamasyonun azalmasına, böylece cerrahi planların ve fistülün daha iyi belirlenmesine olanak tanır.
Bu çalışmada son 10 yıl içinde kliniğimizde ürogenital sistem fistülü nedeni ile başvuran hastaların demografik özelliklerini, preoperatif verilerini, cerrahi gerçekleştirdiğimiz hastalardaki başarı ve komplikasyon oranlarını değerlendirmeyi amaçladık.
Materyal ve Metot
Cerrahi Teknik
Vajinal yöntem
Tüm hastalara gerekli cerrahi arınma ve uygun örtünme sağlandıktan sonra genel anestezi altında litotomi pozisyonunda gerekli hazırlıkları takiben 20F Sistoskop ile üretradan vizüalize girildi. Mesaneye ulaşıldı. Her iki üreter orifisi lokalize edildi. Daha önceden görüntüleme yöntemleri ile tespit edilen Fistül hattı, verifiye edilerek gözlendi (Resim 1).
Resim 1: Fistül ağzının sistoskopi sırasındaki görüntüsü.
Fistül hattının üretere yakın olması durumunda her iki üretere double j stent kondu. Fistül ağzından kılavuz tel veya üreter katateri gönderildi (Resim 2).
Resim 2: Mesanedeki fistül ağzından gönderilen üreter kataterinin vajenden dışarı çıkması.
Kılavuz tel veya kataterin vajenden çıkış yeri gözlendi. Daha sonra litotomi pozisyonunda üretranın yaklaşık 1 cm. altında vajen ön duvarına hidrodiseksiyon sonrası ters U insizyonu yapıldı (Resim 3).
Resim 3: Fistül hatının vajinal insizyonu.
Fistül hattından kılavuz tel veya katater alınarak traksiyon amaçlı 6-8 nolu sonda fistül hattından mesaneye doğru gönderilip balonu 5 cc ile şişirildi. Fistül traktı çevre dokulardan ayrıştırıldı. Fistül ağzı 3.0 vikril ile sütürize edildi. Kompleks vakalarda veya mesane boynuna yakın fistüllerde martius flep fistül hattı ile vajen arasına yerleştirildi. Mesaneye hastada en az 21 gün kalacak şekilde foley sonda takıldı. Kanama kontrolü sağladı. Dokular enfeksiyon gelişimini önlemek amacıyla povidin iyot ile irrige edildi. Vajen ön duvarı katlarına uygun olarak kapatıldı. Operasyon sonrası 1. günde çıkarılmak üzere vajene oksitetrasiklin ve povidin iyotlu bir adet rulo kondu işleme son verildi.
Laparoskopik yöntem
Tüm hastalara gerekli cerrahi arınma ve uygun örtünme sağlandıktan sonra genel anestezi altında supin pozisyonda gerekli boyama ve örtünmeyi takiben 20 nolu 2 yollu foley sonda takıldı balon 10 cc şişirildi. Mesane boşaltıldı. Ardından Veres iğnesi ile peritoneal alana girildi. Batın CO2 ile 20 mmHg basınç oluşuncaya kadar şişirilmeye başlandı. Ardından umblikusun 1cm altından 1 adet kesi yapılarak batına 1. trokar girildi. Ardından 30 derece optik yardımı ile 1. trokar girişinden periperitoneale alana vizüalize girildi. Birinci kesinin sağ lateralinden 1 adet, sol lateralinden 1 adet olmak üzere 2 adet daha kesi yapıldı. Trokarlar görülerek peritoneal alana girildi. Ardından basınç 13 mm Hgya düşürüldü. Mesane ve vajina arasında fistül ağzı izlendi. Fibrotik olan fistül ağzı diseke edildi. Fistül alanı eksize edildi. Mesaneye sonda takıldı. Mesane 2.0 vikril ile sütürize edildi. Mesanede sızdarmazlık kontrolü yapıldı. Ardından mesane ve fistül olan ilgili organ arasına bağırsak omentumu kondu. Ardından loj dren yerleştirildi. Katlar anatomisine uygun olarak kapatıldı.
Vajene bir adet oksitetrasiklin ve povidin iyotlu rulo kondu. İşleme son verildi.
Transvezikal (Ekstraperitoneal ) yaklaşım
Tüm hastalara gerekli cerrahi arınma ve uygun örtünme sağlandıktan sonra genel anestezi altında supin pozisyonda göbek altı median insizyonla cilt, cilt altı, fasya geçildi. Rektus kası aralandı, periton yukarıya itildi. Mesaneye 1.0 vikril ile 2 adet askı sütürü konularak orta hat vertikal insizyon yapıldı. Fistül hattı gözlendi. Fistül hattı üreter orifislerine yakın ise dj stent konuldu. Fistül hattını daha iyi görebilmek için fistül hattına 6 veya 8 numaralı sonda takılıp traksiyona alındı. Fistül hattı çepeçevre eksize edildi. Fistül hattı 3.0 vikril ile çift kat sütürize edildi. Mesaneye sonda yerleştirildi. Mesane 3.0 ve 4.0 vikril ile çift kat sütürize edildi ve sızdırmazlık kontrolü yapıldı. Loj dren konuldu. Kanama kontrolü sağlanıp katlar anatomisine uygun kapatıldı. İşleme son verildi.
Tüm hastalara bir hafta süreyle profilaktik antibiyotik, 30 gün boyunca spasmolitik veya antikolinerjik başlandı. Tüm hastaların sondaları 21. gün sonunda çekilen sistografi sonucunda fistül olmadığı teyit edildikten sonra çıkarıldı.
Transabdominal (İntraperitoneal ) yaklaşım
Tüm hastalara gerekli cerrahi arınma ve uygun örtünme sağlandıktan sonra genel anestezi altında supin pozisyonda göbek altı median insizyonla cilt, cilt altı, fasya geçildi. Rektus kası aralandı, periton yukarıya itildi. Mesaneye 1.0 vikril ile 2 adet askı sütürü konularak orta hat vertikal insizyon yapıldı. Fistül hattından kılavuz tel gönderildi. Periton boşluğuna girilerek posterior mesane duvarından kılavuz tele ulaşıldı. Böylece mesane ve diğer organlar arasındaki bağlantı bulundu. Mesane ve diğer organ tampon monte ile birbirinden ayrıştırılıp iki tabaka halinde 3.0 ve 4.0 vikril ile kapatıldı. Araya Omentum flebi konularak loj dren konuldu. Kanama kontrolü sağlanıp katlar anatomisine uygun kapatıldı. İşleme son verildi.
Bulgular
Tablo 1: Çalışmada yer alan hastalar ile ilgili demografik ve genel bilgiler.
Hastaların 4üne (%40) laparoskopik fistül onarımı yapılırken 2 hastaya (%20) vajinal yaklaşım, 4 hastaya ise (%40) abdominal yaklaşım ile fistül onarımı yapıldı. Hiçbir hastada operasyon sırasında komplikasyon gözlenmezken laparoskopik fistül onarımı yapılan bir hastada operasyon sonrası nüks gözlendi ve bu hasta vajinal yaklaşım ile sorunsuz şekilde tedavi edildi. Ortalama operasyon süresi 130.5 (90-180) dakika olarak gerçekleşirken hiçbir hastaya operasyon sonrası kan transfüzyonu gerekmedi. Hastaların hastanede kalma süresi ortalama 14.1 (3-76 ) gün, üriner kataterli kalma süresi ise 22 (21-29) gün olarak bulundu (Tablo 2).
Tablo 2: Hastalara ait operatif ve post operatif veriler.
Tüm hastaların üriner kataterleri işlem sonrası gerekli görüntüleme işlemleri (voiding sistoüretrografi vb.) yapıldıktan sonra alındı.
Tartışma
Hastalardaki fistülün onarım yöntemi ve yolu konusunda fikir ayrılığı vardır. Onarım yolunun seçimini etkileyen birçok faktör olmasına rağmen kuşkusuz cerrahi başarıyı belirleyecek olan en önemli faktör fistülün yeri, cerrahın seçimi ve tecrübesidir. Her ne kadar başarı oranları benzer olsa da abdominal yaklaşım daha fazla kan kaybı, daha uzun hastanede kalış süresi, daha fazla ağrı ve maliyet gibi daha fazla morbidite ile ilişkilendirilmiş olup bu durumlar da vajinal yaklaşımların daha çok tercih edilmesine neden olmaktadır13. Kendi çalışmamızda literatürden farklı olarak vajinal yaklaşımlar daha düşük oranda olmuştur. Bunun en önemli nedeni fistülün lokalizasyonun daha derinde olması ve non invaziv yöntemlerden laparoskopik yöntemlerin uzun zamandır kliniğimizde başarılı şekilde kullanılıyor olmasıdır.
Fistül cerrahisinin başarısı incelendiğinde literatürde bildirilen oran %85-95 arasında olmuştur13,15. Vajinal yaklaşımların tamamında, abdominal yaklaşımda ise bir hasta hariç diğerlerinde ilk işlem sonrasında kür sağlanırken, laparoskopik olarak onarılan bir hastada nüks tespit edilmiş olup daha sonra vajinal yaklaşım ile hastada kesin kür sağlanmıştır. Vajinal yaklaşım ile laparoskopik yaklaşımda bulunulan hastaların ortalama hastanede kalış süreleri birbirine yakın ve abdominal yaklaşıma göre oldukça kısa olarak bulundu. Bu durum literatür ile uyumlu bulunmuştur.
Vaka sayısının küçük ve çalışmanın geriye dönük olması çalışmanın kısıtlayıcı tarafını oluşturmaktadır. Ancak gelişmiş ülkelerdeki yıllık GÜF onarım oranının yaklaşık 120 civarında olması, sadece kendi kliniğimiz için bu vaka sayısının aslında iyi bir vaka serisi olduğunu göstermektedir16.
Kaynaklar
1)Mosbys Medical Dictionary, 8th edition. S.v. genitourinary fistula.
2)Gerber GS, Schoenberg HW. Female urinary tract fistulas. J Urol 1993; 149: 229-36.
3)Langkilde NC, Pless TK, Lundbeck F, Nerstrom B. Surgical repair of vesicovaginal fistulae-a ten-year retrospective study. Scand J Urol Nephrol 1999; 33: 100-3.
4)Goodwin WE, Scardino PT. Vesicovaginal and ureterovaginal fistulas: a summary of 25 years of experience. J Urol 1980; 123: 370-4.
5)de Bernis L. Obstetric fistula: guiding principles for clinical management and programme development, a new WHO guideline. Int J Gynaecol Obs-tet 2007; 99: S117-21.
6)Narayanan P, Nobbenhuis M, Reynolds KM, Sahdev A, Reznek RH, Rockall AG. Fistulas in malignant gynecologic disease: etiology, imaging, and management. Radiographics 2009; 29: 1073-83.
7)Rajaian S, Pragatheeswarane M, Panda A. Vesicovaginal fistula: Review and recent trends. Indian J Urol 2019; 35: 250-8.
8)Tarhan F, Erbay E, Penbegül N, Kuyumcuoğlu U. Minimal invasive treatment of vesicouterine fistula: a case report. Int Urol Nephrol 2007; 39: 791-3.
9)Çevik G, Aktoz T. Genitoüriner Sistem Fistülleri. Güncel Üroloji 2. Baskı. Editör: Seckiner İ, Bayrak O. İstanbul, Nobel Tıp Kitapevleri 2016; 437-52.
10)C.K. Harding, M.C. Lapitan, S. Arlandis et al. EAU guidelines on management of Non-Neurogenic Female Lower Urinary Tract Symptoms (LUTS) 2022. https://uroweb.org/guideline/urinaryincontinence/.
11)Hillary CJ, Osman NI, Hilton P, Chapple CR. The aetiology, treatment, and outcome of urogenital fistulae managed in well- and low-resourced countries: A systematic review. Eur Urol 2016; 70: 478-92.
12)Wadie BS, Kamal MM. Repair of vesicovaginal fistula: Single centre experience and analysis of outcome predictors. Arab J Urol 2011; 9: 135-8.
13)Kumar S, Vatsa R, Bharti J et al. Urinary fistula-A continuing problem with changing trends. J Turk Ger Gynecol Assoc 2017; 18: 15-9.
14)Arrowsmith SD. Genitourinary reconstruction in obstetric fistulas. J Urol 1994; 152: 403-6.
15)Bodner-Adler B, Hanzal E, Pablik E, Koelbl H, Bodner K. Management of vesicovaginal fistulas (VVFs) in women following benign gynaecologic surgery: A systematic review and meta-analysis. PLoS One 2017; 12: e0171554.
16)Cromwell D, Hilton P. Retrospective cohort study on patterns of care and outcomes of surgical treatment for lower urinary-genital tract fistula among English National Health Service hospitals between 2000 and 2009. BJU Int 2013; 111: E257-62.
© 2023 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

