Halotan İle Oluşan Karaciğer Toksisitesinin Belirlenmesinde Paraoksonazın (PON 1) Yeri
1 Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, ELAZIĞ
2Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı, ELAZIĞ
3 Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, ELAZIĞ
Anahtar Kelimeler: Anestezi, halotan, hepatotoksisite, paraoksonaz (PON 1),Anaesthesia, Halothane, Hepatotoxicity and Paraoxonase (PON 1 )
6.667 görüntülenme 4.287 indirme
Gereç ve Yöntem: Çalışmada 180-200 gr ağırlığındaki 70 rat çalışmaya alındı. Ratlardan 10 tanesi kontrol grubunda yer aldı. Çalışmada 1. gün (60 rat), 3. gün (40 rat) ve 5. gün (20 rat) %1.5 oranında halotan 2 saat süreyle uygulandı. Her uygulama öncesinde 10 ve sonrasında 10 rat sakrifeye edilip, kan ve karaciğerleri alındı. Kalan 10 rat 12. günde sakrifiye edilerek kan ve karaciğerleri alındı. Alınan kan örneklerinde PON1 ve malonil dialdehit (MDA) düzeyleri ölçüldü. Karaciğer örnekleri histopatolojik olarak incelendi. Malonil dialdehit ve PON 1 enzim düzeyleri ile hasar değerlendirmeleri eş zamanlı yapılıp bulgular istatistiksel olarak değerlendirildi.
Bulgular ve Sonuç: Çalışma grubunda PON1 düzeyi (169.63±49.07) ile histopatolojik hasar, MDA (0.583±0.059) arasında anlamlı ters bir ilişki bulundu (p<0.05). Tekrarlanan uygulamalarda histopatolojik hasar artarken PON1 (110.71±9.70) düşmekte (p<0.05), geç dönemde PON1(192.12±70.12) artarken hasar derecesi azalmaktadır (p<0.05). Karaciğerde halotan tarafından baskılanan protein yapımının göstergesi olarak PON1 sentezi de uygulama sırasında düşmektedir. Geç dönemde PON1 düzeyi artarken histopatolojik bulgular buna ters ilişkili uyum göstermektedir. PON1ın karaciğer mikrozomlarında antioksidan sistemde özellikli rol oynadığı görülmektedir. Halotan ve PON1 ilişkisine literatürde rastlanılmamış olması nedeniyle patofizyolojik değişmelerin açıklığa kavuşturulması için başka çalışmalara gereksinim vardır. ©2004, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Materials and Methods: In this study, 70 rats which ranged between 180-200 gr used. 10 of them divided as control group. In the study % 1.5 halothane applied for 2 hours in first (60 rats), third (40 rats) and fifth (20 rats) day. 10 rats sacrified before and after for each application than blood and liver sampling performed. Paraoxonase, and malonil dialdehide levels measured in this blood samples. This blood samples are also examined as histopathologically.
Results and Conclusions: Significant and opposite relation were found between paraoxonase levels (169.63 ± 49.07), histopathologic damage, MDA (0.583±0.059) and other enzyme levels (p<0.05) in the studay groups. While histopathologic damage increases with repetative application, paraoxonase (110.71±9.70) level decreases. In the later period paraoxonase level (192.12±70.12) will increase and degree of damage will decrease (p<0.05).
Conclusions: The indicator of suppression of protein synthesis by halothane in liver is that decreasing of paraoxonase synthesis while application. In the later period histopathologic results will show opposite relation with this enhancement. In the literature there is no relationship between halothane and paraoxonase because of this new studies are needed for expression of pathologic changes. ©2004, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Giriş
Rat karaciğeri ve plazmasında yüksek oranda bulunan paraoksonaz (PON1, arildialkilfosfataz, EC.3.1.8.1), 43 kDaluk ve 354 aminoasidden oluşan glikoprotein yapısındaki doğal antioksidan enzimdir. Sentez ve salınımı karaciğer tarafından yapılmaktadır 10,11,12,13,14. Bir insektisit olan parationun toksik bir metaboliti olan paraoksonu hidrolize edebilme yeteneği nedeniyle bu isimle anılmıştır 15. Ateroskleroz oluşumunda yüksek dansiteli lipoproteinler ile PON1 arasında sıkı ve paralel ilişki olduğu belirlenmiştir. Kronik karaciğer hastalığı, diabetes mellitus ve sigara içenlerde bu enzim düşük bulunmuştur 10,11,16,17,18. Halotan ile oluşan akut karaciğer hasarının belirlenmesinde ucuz, basit, kolay, hızlı ve önemli bir gösterge olması nedeniyle PON 1 aktivitesi ile halotanın karaciğere etkisi arasındaki ilişkinin biyokimyasal ve histopatolojik varlığı amaçlanmıştır.
Materyal ve Metot
Çalışmadan habersiz çalışmacılar Biyokimya laboratuvarında Olympus 600 Autoanalyzer (Olympus Optical Co. LTD. Shizuoka-ken, Japan) ticari kiti ile serumda PON 1 ve MDA, düzeylerini ölçtüler. PON 1 için Ruiz ve ark 19 ile Juretic ve ark 20 tarafından belirlenmiş metota uygun yöntem kullanıldı. MDA ölçümü için ise Loeper ve ark 21 tarafından belirlenmiş metota uygun (Schimadzu UV-1201 spectrophotometer) olarak 532 nmde spektrofotometrik yöntem kullanıldı. Kan örneği ile eş zamanlı alınan karaciğerlerin histopatolojik incelemesi grupları bilmeyen veteriner patologlar tarafından yapıldı. %10 formalin solüsyonu içinde saklanan organların önce makroskopik, sonra parafin bloktan yapılan 5 µluk kesitlerinin hematoksilen eozin boyası ile boyanmasını takiben mikroskopik incelemesi yapıldı. Işık mikroskobunda 10x20x40 büyütme ile histopatolojik değerlendirme yapıldı. Karaciğerin histopatolojik değerlendirilmesinde nekroz/nekrobiyoz, dejenerasyon, fokal nekroz, hücre infiltrasyonu, Kupffer hücre aktivasyonu ve sinuzoidal konjesyon varlığı göz önüne alındı. Saptanan bu lezyonların derecesi 0 (lezyon yok) 1 (hafif), 2 (orta) ve 3 (şiddetli) olarak skorlandı. Laboratuvar sonuçları ve histopatolojik sonuçlar istatistiksel olarak değerlendirildi. Bulguların özeti ortalama±SD olarak verildi. İstatistiksel değerlendirmede multivariate ANOVA (M-ANOVA) Wilks Lambda testi kullanıldı. Anlamlı bulunan gruplarda parametrelerin değişiminin değerlendirilmesinde Post-hoc testlerden Tukey testi kullanıldı. P<0.05 anlamlı olarak kabul edildi.
Bulgular
Grupların biyokimyasal (Ort.±SD) ve histopatolojik hasar verileri
Deneklerdeki histopatolojik bulguların dağılımı
PON 1 ve MDA arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı (p=0.000) idi. MDA için gruplar arası istatistik değerlendirmede Grup I ve Grup VII (p=0.038), Grup IIGrup VII (p=0.048), Grup III-Grup VII (p=0.006), Grup IV-Grup VII (p=0.014), Grup V-Grup VII (p=0.048) ve Grup VI-Grup VII (p=0.027) şeklinde olup anlamlı (p<0.05 ) idi. PON 1 ve MDA düzeylerinin seyri çalışılan tüm deneklerde tamamen ters gidişat göstermiştir.
Histopatolojik hasar ve MDA arasındaki ilişkiye bakıldığında her iki parametrenin artış ve azalışları paralel bir seyir izlemekte olup, istatistiksel olarak da anlamlı (p=0.000) bulundu.
Tartışma
Organofosfatların detoksifikasyonunda primer görev alan PON 1 sentezinin ve salınmasının karaciğerden olması karaciğerin disfonksiyonuyla değişebilmektedir 10,11,12,15, 26. Yüksek dansiteli lipoproteinlerle de sıkı bağı bulunan PON 1in bu özelliği çok sayıdaki çalışmada ortaya konulmuştur 10,16,17,18,27. Bilinen özellikleri içinde en önemlisi karaciğerde yoğun olarak bulunduğudur 12,15. Rolünün doğal antioksidan olarak gözükmesi oksidasyon olayındaki durumuyla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Öyle ki, PON1 yüksek dansiteli lipoproteinlerin yapısında bulunarak düşük dansiteli lipoproteinlere bağlı olan lipid peroksidasyon ürünlerinin oluşumunu ve dolayısıyla sitotoksisiteyi önleyebilmektedir. Halotanın oksidatif metabolizmasıyla ortaya çıkan ürünlerin antioksidanlarla azaltılabildiği bilinmektedir 12. Ferre ve ark 28 hepatik antioksidan PON1in aktivitesi, lipid peroksidasyonu ve karaciğer hasarı arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla ratlarda CCl (4) ile siroz modeli oluşturulmuştur. Bu çalışmada kontrol grubuna göre çalışma grubunda PON1 düzeyi daha düşük bulunmuştur. Lipid peroksidasyonu ve PON 1 aktivitesi arasındaki ilişki, bu enzimin karaciğer mikrozomlarında antioksidan sistemde önemli rol oynadığını göstermiştir. Ferre ve arknın yapmış olduğu başka bir çalışmada 29 serum PON1 aktivitesinin karaciğer hasarının belirlenmesinde önemli bir gösterge olduğu belirtilmiştir. Bu çalışmada kronik karaciğer hastalığında PON 1 aktivitesi düşük bulunurken, hasar düzeyi artmış bulunmuştur.
Çalışmamızın sonucunda PON 1 enzimi 2 saatlik halotan uygulamalarından sonra (birinci, ikinci ve üçüncü halotan uygulamaları) anlamlı şekilde düşmüştür. Ancak, her uygulama sonrasındaki iki günlük dinlenme sonucu standart koşullarda saklanan ratlarda PON 1 düzeyi tekrar artma eğilimine girmiştir. Son uygulama olan üçüncü uygulamadan bir hafta sonra yapılan değerlendirmede PON 1 düzeyinin arttığı görülmüştür. Tüm uygulamaların sonrasında alınan karaciğer örneklerinden elde edilen histopatolojik değişmelerin her uygulama sonrasında arttığı tespit edilmiştir. Dinlenme dönemlerinde histopatolojik değişmelerin biraz düştüğünü göstermiştir. Histopatolojik hasar ve PON 1 düzeyi arasında akut dönem ve geç dönemlerinde görülen bu ilişki dikkat çekici olarak bulunmuştur. Histopatolojik hasar ve MDA düzeyleri arasındaki ilişki paralel bir gidişat gösterirken, dönemsel olarak PON1 düzeyi ile ters bir gidişat göstermiştir. PON1 düzeylerinin düştüğü dönemlerde hasarlanmanın yanısıra MDA düzeylerinin de artmış olduğu anlaşılmıştır.
Literatürde halotan hepatotoksisitesi ve serum PON 1 ilişkisini değerlendiren herhangi bir çalışmanın olmadığı görülmüştür. Bu nedenle halotan ile oluşan akut karaciğer hasarının belirlenmesinde ucuz, basit, kolay, hızlı ve önemli bir gösterge olması nedeniyle serum PON1 aktivitesi kullanılabilir bir parametre olarak değerlendirilmiştir. Bu konuda başka çalışmaların yapılmasına gereksinim vardır.
Teşekkür:Bu çalışma Münferit Çalışma Projesi olarak FÜBAP Proje No: 844 ile desteklenmiş olup, bu destekleri nedeniyle teşekkür ederiz.
Kaynaklar
1)Akita S, Morio M, Kawahara M, et al. Halothane induced liver injury as a consequence of enhanced microsomal lipid peroxidation in guinea pigs. Res Commun Chem Pathol Pharmacol 1988;61:227-243.
2)Elliot RH, Strunin L. Hepatotoxicity of volatile anaesthetics. Br J Anaesth 1993;70:339-348.
3)Kenna JG, Jones RM. The organ toxicity of inhaled anesthetics. Anesth Analg 1995;81:51-56.
4)Ray DC, Drumond GB. Halothane hepatitis. Br J Anaesth 1991;67:84-89.
5)Ghantus HN, Fernando J, Gandolfi AJ, Brendel K. Toxicity of halotan in guinea pig liver slices. Toxicology 1990;62:59-69.
6)Sui B, Zhang GM, Yu WF, et al. Experimental research on phospholipids variation of halotane on liver mitochondria. World J Gastroenterol 1999;5:28-30.
7)Ray DC, Drummond GB. Halothane hepatitis. Br J Anaesth 1991;67:84-99.
8)Akita S, Kawahara M, Takeshita T, Morio M, Fujii K. Halothaneinduced hepatic microsomal lipid peroxidation in guinea pigs and rats. J Appl Toxicol 1989;9:9-14.
9)Tiainen P, Rosenberg PH. Hepatocellular integrity during and after isoflurane and halothane anaesthesia in surgical patients. Br J Anaesth 1997;78:744-747.
10)Aviram M. Does Paraooxonase play a role in susceptibility to cardiovascular disease ? Molecular Medicine Today 1999;5: 381-386.
11)Hong SH, Song J, Min WK, Kim JQ. Genetic variations of the paraoxonase gene in patients with coronary artery disease. Clin Biochemistry 2001;34:475-481.
12)Rodrigo L, Hernandez AF, Lopez-Caballero JJ, Gil F, Pla A. Immunohistochemical evidence for the expression and induction of paraoxonase in rat liver, kidney, lung and brain tissue implications for its physiological role. Chem-Biol Interac 2001;137:123-137.
13)Rodrigo L, Gill F, Hernandez AF, Pla A. Identification of two rat liver proteins with paraoxonase activity: biochemical evidence for the identity of paraoxonase and arylesterase. Chem-Biol Interac 1999;119-120:263-275.
14)Durrington PN, Mackness B, Mackness MI. Paraoxonase and atherosclerosis (Brief Reviews) Arterioscler Thromb Vasc Biol 2001;21:473-480.
15). Costa LG, Li WF, Richter RJ, et al. The role of paraoxonase (PON1) in the detoxication of organophosphates and its human polimorphism. Chem-Biol Interac 1999;119-120:429-438.
16)Abbott CA, Mackness MI, Kumar S, Boulton AJ, Durrington PN. Serum paraoxonase avtivity, concentration, and phenotype distrubution in diabetes mellitus and its relationship to serum lipids and lipoproteins. Arterioscler Thromb Vasc Biol 1995;15:1812- 1818.
17)Sutherland WWF, Walker RJ, De Jong SA, et al. Reduced postprandial serum paraoxonase activity after a meal rich in used cooking fat. Arterioscler Thromb Vasc Biol 1999;19:1340-1347.
18)Jarvik GP, Tsai NT, McKinstry LA, et al. Vitamin C and E intake is associated with increased paraoxonase activity. Arterioscler Thromb Vasc Biol 2002;22:1329-1333.
19)Ruiz J, Blanche H, James RW, et al. Gln-Arg 192 polymorphism of paraoxonase and coronary heart disease in type 2 diabetes. Lancet 1995;346:869-872.
20)Juretic D, Tadijanovic M, Rekic B, et al. Serum paraoxonase activities in hemodialyzed uremic patients: cohort study. Croat Med J 2001;42:146-150.
21)Loeper J, Goy J, Rozensztajn L, Bedu O, Moisson P. Lipid peroxydation and protective enzymes during myocardial infarction. Clin Chim Acta 1991;196:119-126.
22)Harris B, Moody E. Inhalational anaesthetics. In: Weinberg GL. ed. Basic Science Review of Anesthesiology. Chicago, McGraw- Hill, 1997:8-15.
23)Smith G. Inhalational Anaesthetic agents. In: Aitkenhead AR, Smith G, ed. Text Book of Anaesthesia. Avon, Churchill Livingstone,1994:153-173.
24)Baden JM, Rice SA. Metabolism and toxicity . In: Miller RD, ed. Anesthesia. Newyork, Churchill Livingstone, 1994:157-179.
25)Elliot RH, Strunin L. Hepatotoxicity of volatile anaesthetics. Br J Anaesth 1993;70:339-349.
26)Sogorb MA, Vilanova E. Enzymes involved in the detoxification of organophosporus, carbamate and pyrethroid insecticides through hydrolysis . Toxicol Lett 2002;128:215-228.
27)Kleemola P, Freese R, Jauhiainen M, et al. Dietary determinants of serum paraoxonase activity in healthy humans. Atherosclerosis 2002;160:425-432.
28)Ferre N, Camps J, Cabre M, Paul A, Joven J. Hepatic paraoxonase activity alterations and free radical production in rats with experimental cirrhosis. Metabolism 2001;50:997-1000.
29)Ferre N, Camps J, Prats E, et al. Serum paraoxonase activity: A new additional test for the improved evaluation of chronic liver damage.Clin Chemistry 2002;48:261-268.
© 2004 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

