İskemik Lezyon Lokalizasyonlarının Belirlenmesinde Elektrokardiyogramın Değeri ve Koroner Anjiyografi Sonuçlarıyla Karşılaştırılması
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı, ELAZIĞ
Anahtar Kelimeler: Elektrokardiyogram, Koroner anjiyografi, iskemi lokalizasyonu, Electrocardiography, Coronary angiography, Ischemia localization
9.617 görüntülenme 8.555 indirme
Gereç ve Yöntem: Yaşları 28-74 arasında olan (52,1±10,9) 78i erkek, 23ü kadın 101 olgu EKG bulgularına göre 3 gruba ayrıldı. EKGlerinde geçirilmiş miyokard infarktüsü olanlar (GMİ), Grup-1 (38 olgu), T menfiliği olanlar, Grup-2 (38 olgu) ve istirahat EKGleri normal olanlar, Grup-3 (25 olgu). EKGde lezyonun bulunduğu derivasyona göre lokalizasyonlar; I, aVL, V1-6 anteriyor, II, III, aVF inferiyor olarak sınıflandırıldı. EKG kayıtlarından sonra KA yapıldı. Koroner arter lumeninde %50 darlıklar önemli darlık olarak kabul edildi.
Bulgular: EKGde anteriyor veya inferiyor lokalizasyonu olan Grup-1 ve Grup-2 olgularda lezyondan sorumlu olan arterde (anteriyor bölge için LAD, inferiyor bölge için RCA veya CX) KAda darlığa göre hesaplanan sensitivite değerleri sırasıyla %71, %63 ve %56 spesifite değerleri %51,%78, %73 ve pozitif prediktivite degerleri %50, %58, %43 olarak bulundu. KAda bulunan darlıkların karşılaştırılmasında inferiyor ve anteriyor lokalizasyon gösteren Grup-1 olgularda damarlardaki total tıkanıklık sırasıyla %60, %18 (P<0.05), multipl damar hastalığı insidansı ise %67, %24 hesaplandı (P<0.05). T menfiliği olan olguların (Grup-2) %58sinde önemli koroner darlığı bulundu. İstirahat EKGsi normal olan olguların (Grup-3) %36sında önemli koroner arter darlığı belirlendi.
Sonuç: Bulgularımız EKGnin miyokardiyal iskemik lezyonlardan sorumlu olan koroner arteri önceden tahmin etmede kullanılabilir bir yöntem olduğunu ve GMİ paterni olan olgularda tanıda daha sensitif olduğunu göstermiştir.
Materials & Methods: A total of 101 cases (78 men, 23 women) ageing between 28 and 74 (52.1±10.9) were divided into three groups according to ECG findings. Group-I (38) included cases who had myocardial infarction in ECG, Group-II (38) having T negative and Group-III (25) with normal resting ECGs. Localizations, according to derivation in ECG were classified as I, aVL, V1-6 anterior, and II, III, aVF inferior. CA was applied after ECG recordings, >50% narrowing in the coronary artery lumen was considered to be important.
Results: Narrowing in the artery responsible for lesion in the fact group-I or Group-II which had anterior or inferior localizations in ECG (LAD for anterior wall, RCA or CX for inferior wall) the sensitivity values (according to presence or absence of narrowing in CA) were found to be 71%, 63% and 56%, specificity 51%, 78%, 73% and positive predictability 50%, 58%, 43%, respectively. Comparison of narrowing in CA in Group-I showing inferior or anterior localizations showed that the total obstruction values were 60% and 18%, respectively, (P<0.01) and the incidence of multiple vessel disease 67% and 24%, respectively (P<0.05). Of the cases with T negativity (Group-II) and normal ECG (Group-III), 58% and 36% had significant coronary narrowing, respectively.
Conclusion: Our findings have shown that ECG is a useful method in predicting the coronary artery responsible for myocardial ischemic lesions, and it is more sensitive in the diagnosis of cases with GMI pattern.
Giriş
F.Ü. Kardiyolojı ABDna Mart 1994- Mart 1995 arasında KAsı yapılan, yaşları 24-74 arasında olan (Ort. 52,1±10,9) 78i erkek 23ü kadın, 101 vaka çalışmaya alındı. Tüm vakaların, KAlerı yapılmadan önce EKG kayıtları alındı. EKG bulgularına göre vakalar 3 gruba ayrıldı. EKGlerinda geçirilmiş miyokard infarktüsü (GMİ) olanlar, grup-1 (38 vaka), T menfiliği olanlar, grup-2 (38 vaka) ve istirahat EKGsi normal olanlar, grup-3 (25 vaka).
GMİü tanısı; EKGda anormal Q dalgası ( >0,04sn ve kendisini takip eden R dalgasının en az %25ı kadar derin) 1 anteriyor bölgede yetersiz R dalgası gelişiMİ (R dalgası genliğinin V2de <1,5 mm, V3de <3 mm olması yada R dalgasının V1den V3e genliğinin giderek azalması) 1,4. EKGlerinda dal bloku olan vakalar, Mİ bulgularını saklayabileceği veya yalancı Mİ görünümüne neden olabileceği düşünülerek çalışmaya alınmadı 5.
EKGde lezyonun bulunduğu derivasyona göre lokalizasyonlar; I, aVL, V1-6 yaygın anteriyor, DII, DIII, aVF inferiyor olarak sınıflandırıldı.
KA, premedikasyon yapıldıktan sonra sağ femoral arterden girilerek yapıldı. Değerlendirmeler için Phılıps dıgıtal cıne ımagıng cihazı kullanıldı.
Koroner arter lümenınde >%50 darlık oluşturan lezyonlar önemli olarak kabul edildi. Koroner arter darlığının yerleşim yerleri belirlendikten sonra,EKGdeki lezyon yerleşim yerleri ile uyumu araştırıldı. İstatistiksel değerlendirme aşağıdaki formüllere göre yapıldı.
Sensitivite: Gerçek pozitif/ gerçek pozitif+yalancı negatif
Spesifite: Gerçek negatif/ gerçek negatif+ yalancı pozitif
Pozitif prediktivite: Gerçek pozitif/ gerçek pozitif+ yalancı pozitif
Ayrıca yüzdeler arası farkın anlamlılIığ için t-testı uygulandı.
Bulgular
İnferiyor lokalizasyonlu Grup-1 (GMİ örneği olanlar) olan vakaların %73ünde sağ koroner arterde (RCA) darlık yada total tıkanıklık vardı. İnferiyor bölgede anormal Q dalgası olan vakalarda, RCA darlığıyla birlikte vakaların %53ünde sol ön inen koroner arterde (LAD) arterde, %33ünde ise sirkumfleks (CX) arter darlığı bulunmaktaydı. Anormal Q dalgası olmasına rağmen olguların % 17sınde KA normaldi.
İnferiyor lokalizasyonu olan grup 1 vakalarda multıpl damar darlığı insidansı %67 idi. Anteriyor lokalizasyonlu olgularIn %71ınde LAD darlığı, %6sında RCA total tıkanıklığı, %23ünde KA nomal bulundu. Anteriyor GMİ olan olgularda multıpl damar darlığı insidansı %24 olarak hesaplandı. Hem anteriyor hem de inferiyor lokalizasyonu olan olgularda KAsı normal olan vaka yoktu. Multıpl damar darlığı bulunma sıklığı ise %86 olarak hesaplandı.
Grup-2 (T menfiliği olanlar) inferiyor lokalizasyonlu vakaların incelenmesinde; olguların %40ında CX, %40ında hem CX hemde RCA darlığı, %20sınde ise KA normal olduğu görüldü. Anteriyor lokalizasyonu olan olguların sadece %24ünde isole LAD, %12sinde CX yada RCA ile birlikte LAD darlığı, %12sınde isole RCA darlığı ve %8 vakada ise CX darlığı saptandı. Anteriyor bölgede T menfiliği olmasına karşın KAsı normal olan vaka insidansı %44 idi.
Grup-3 (istirahat EKGsi normal) vakaların, %36sında KAde önemli darlık, %64ünde ise KA normaldi. Bu grup vakalarda saptanan darlıkların 5ı RCAda, 4ü CXde 4ü LADde ve biride sol ana koroner arterde (LMCA) lokalize olmuştu.
b) KAde saptanan total tıkanıklıklar
Grup-1 de inferiyor lokalizasyonda (bazı vakalarda birden fazla olmak üzere) 13 damarda total tıkanıklık vardı. Anteriyor lokalizasyonda ise ikisi LADde biri ise RCAda olmak üzere 3 vakada total tıkanıklık vardı. Hem anteriyor hemde inferiyor GMİ paterni olan vakalarda 4 koroner arter total oklüzyonu vardı.. İnferiyor lokalizasyonlu vakalarda anteriyor lokalizasyona göre total tıkanıklık anlamlı olarak yüksek bulundu (P<0.05).
Grup-2 inferiyor lokalizasyonda iki vakada, anteriyor lokalizasyonda iki total tıkanıklık saptandı. Grup-2 olgular total tıkanıklıklar açısından incelendiğinde, lokalizasyonlar (anteriyor ve inferiyor) arasında anlamlı fark yoktu.
c) Hastalıklı damar sayıları
Hasta damar sayısı açısından olgular incelendiğinde, 37 vakada tek damar, 15ınde iki damar, 14ünde ise 3 damar hastalığı mevcuttu. Lezyonların 41ı LADde, 33ü RCAde, 27sı CXde ve 4 vakada ise LMCA darlığı mevcuttu.
d)Sensitivite, spesifite ve prediktivite değerleri
Anteriyor bölgede GMİ yada T menfiliği olan olgularda lezyondan sorumlu arterın LAD olmasının sensitivite, spesifite ve pozitif prediktif değerleri sırasıyla %71, %51 ve %50 olarak hesaplandı.
İnferiyor bölgede GMİ yada T menfiliği olan olgularda lezyondan sorumlu arterın RCA olmasının sensitivite, spesifite ve pozitif prediktivite değerleri sırasıyla %63, %78 ve %58, CXın lezyondan sorumlu arter olması ise %56, %73 ve %43 olarak bulundu.
Tartışma
İnferiyor miyokard ınfarktüslü olguların %92sınde RCA darlığının, anteriyor miyokard ınfarktüslü olguların ise tümünde LAD darlığının olduğunu bildirilmiş, LADın bağlandığı LADın bağladığı hayvan deneylerinde, deneklerin tümünde anteriyor bölgede ST yüsekliğinin oluştuğunu gösterilmiştir 7,8. Wıllıams ve arkadaşları, 100 inferiyor miyokard ınfarktüsünün 87sınde (%87) RCA, 55ınde (%55) CXte önemli darlık olduğunu, 82 anteriyor miyokard ınfarktüsünün 79unda (%96) LAD darlığının olduğunu gösterdiler 2. Çalışmamızda inferiyor GMİ olan olguların %83ünde RCA darlığı, anteriyor GMİ olanların %71ınde LAD lezyonu vardı.
KAde önemsiz koroner arter lezyonu olmasına karşın anteriyor bölgede %23, inferiyor bölgede %17 olguda GMİ paterninin olması değişik şekillerde açıklanabilir; 1-Bu vakalarda aterosklerozun olması, daha önce oluşan trombotik bır oklüzyon ile spontan trombolizis ve rekanalizasyonu temsil edebilir 2,9. Gerçekten Mİ geçirmiş ve trombolitik tedavi yapılanların %5-31, trombolitik tedavi yapılmayanların %1-15ınde koroner arterlerin anjiyografik olarak normal bulunabileceği bildirilmiştir 8,10. Keen ve arkadaşları, AMİnün ilk 6 saati içinde yaptıkları anjiyografik çalışmada trombozis sıklığını Q-wave Mİde %84 ve non-Q Mİde %43 olarak bulmuşlardır 3. 2- Miyokard infarktüsü anjiyogarfik olarak normal bulunan koroner arterlerde de oluşabilmekte ve bu durumdan koroner arter spazmı, tromboz, embolizasyon gibi mekanizmalar sorumlu olabilmektedir 3,7. 3- İsole olarak inferiyor derivasyonlarda yada anteroseptal derivasyonlarda görülen anormal Q dalgasının false pozitif (%46) olabileceği postmortem çalışmalarda gösterilmiştir 11. Geren ve arkadaşları,5438 inferiyor Mİlü olgunun ancak %78ının Q-wave Mİ olduğunu ve bunlarda sorumlu arterde total tıkanıklık sıklığının %55,3 olduğunu bildirdiler. Bu çalışmada KAsı normal olan Q-wave Mİ olgusu yoktu. Bu çalışmanın aksine, Colls ve arkadaşlar, 12 Q-wave Mİda anjiyografik olarak normal koroner arter bulunma sıklığını %6 olarak bildirdiler.
Çalışmamızda, inferiyor bölgede anormal Q dalgası bulunan vakaların %60ında, anteriyor GMİ paterni olan olguların %18ınde bir veya daha fazla damarda total oklüzyon vardı. İnferiyor bölgede GMİ paterni olan olgularda damarlarda total tıkanıklık ve multıpl damar hastalığı insidansı anteriyora göre anlamlı olarak yüksek bulundu.(P<0,05).
Wıllıams ve arkadaşları, LAD lezyonu olan tüm vakaların EKGdeki lokalızasyonlar; %63ü anteriyor, CX darlığı olan vakaların %70ı inferiyor Mİ ile, RCA darlığı olan vakaların ise %80ı inferiyor Mİ ile birlikte olduğunu bildirmişlerdir 2. Aynı çalışmada anteriyor ve inferiyor GMİnün birlikte olduğu olgularda multıpl damar darlığı bulunma sıklığı % 93 olarak bildirilMİştir 2. Bızım çalışmaMİzda anterıor ve ınferıor GMİ paterninin birlikte olduğu olgularda multıpl damar darlığı sıklığı %86 idi. Blanke ve arkadaşları, AMİnün ilk saatleri içinde yaptıkları KA çalışmasında LADın ınfarktüsten sorumlu olduğu vakaların %93ünde klasık anterior Mİ, CX yada RCAnın ınfarktüsten sorumlu arter olduğu durumların %53ünde klasık inferiyor Mİ paternının olduğunu gösterdiler. CX yada RCAnın AMİden sorumlu olduğu vakalarda çok değışık klasık EKG görünümler bildirilmiştir. (inferiyor, inferoposterior, inferolateral, posterolateral). Aynı çalışmada anteriyor Mİden LADın sorumlu arter olmasının sensitivite, spesifite ve pozitif prediktivite değerlerı sırasıyla %90, %95 ve %96, inferiyor Mİden sorumlu arterin Cx yada RCA olmasının sensitivite, spesifite ve pozitif prediktivite değerleri sırasıyla %53, %98, %94 olarak bildirilmiştir 1. Bizim çalışmamız ile diğer çalışmalar arasındaki fark Mİ ile KA yapılması arasında geçen sürenin değişik çalışmalarda farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Gerçekten Mİ ile KA yapılması arasında geçen sürenin koroner arterdeki lezyonu saptama açısından oldukça önemli olduğu, fibrinolitik aktıvıte ile tromboz sonrası lizis ve rekanalizasyonun gelişebileceği, daralma bölgesindekı lezyonda azalma, hatta kaybolma görülebileceğı bildirilmiştir 13.
EKGda saptanan T menfiliğinin her zaman koroner arter lezyonunu göstermediği ve değişik etiyolojik nedenlerle oluşabildiği bilinmektedir. Ventrikül hipertrofisi, serum elektrolit dengesizliği, dijital kullanımı, miyokardit ve kalp dışı (SAK gibi) hastalıklar nedeniyle de T menfiliği oluşabilmektedir.
Selektif koroner anjiyografinin gelişmesi önemli koroner arter darlığı olmasına rağmen EKGın normal olma insidansının oldukça yüksek olduğunu ortaya koydu [,1]. EKG koroner arter darlığının şiddetini ve yaygınlığını göstermede tam duyarlı değildir 2. Wıllıams ve arkadaşları EKGde normal QRS konfıgürasyonu olan olgularda üç damar hastalığının bulunma insidansını%25 olarak bildirdiler 2. Bununlabirlikte EKGde GMİ paterni saptanan olgularda daha sık koroner arter hastalığı bulunduğu bildirilmiştir 1,4,8,9,10,14.
Sonuç olarak bulgularımız EKGnin miyokardiyal iskemik lezyonlardan sorumlu olan koroner arteri önceden tahmin etmede kullanılabilir yararlı bir yöntem olduğunu, önemli koroner arter darlığı olmasına rağmen EKGnin normal olabileceği, EKGnin koroner arter hastalığının yaygınlığını göstermede her zaman tam duyarlı olmadığı, bununlabirlikte EKGnin GMİ paterni olanlarda olmayanlara göre tanıda daha sensitif olduğu anlaşılmıştır.
Kaynaklar
1)Blanke H, Cohen M, Schluetter G U, Karsch K R, Rentrop P: Electrocardiographic and coronary arteriographic correlations during acute myocardial infarction. Am J Cardiol 1984;54;249-255
2)Williams R A, Kohn P F, Vokonas P, Young E, Herman M V, Gorlin R: Electrocardiographic, arteriographic and ventriculographic correlations in transmural myocardial infarction. Am J Cardiol 1973;31:595-599
3)Keen W, Savage M, Fisch D L, Zalewski A, Walinsky P, Nardone D,Goldberg S: Comparison of coronary angiographic findings during the six hours of non-Q- wave and Q-wave myocardial infarction. Am J Cardiol 1994;74:324-328
4)Zema M J, KlIgfIeld P: Electrocardiographic poor R wave progression II: correlation with angiography. Electrocardioloji 1979;12(1):11-15
5)Geren O, Ersanli M, Enar R, Yazıcıoglu N, Demiroğlu C: Akut inferior Miyokard infarktüsünde Q dalgası değişiklikleri ve
6)hastalığın erken prognozu ve koroner hastalığ arasındaki ilişki. Türkiye Klinikleri Kardiyoloji 1994;7:137-143.
7)Lee G B, Wilson W J, Amplatz K, Tuna N: Correlation of vectorcardiogram and electrocardiogram with arteriogram. Circulation 1968;38:189-199
8)Fletcher O, Gibbons R J, Clements I P: The relationship of inferior ST depression, lateral ST elevation, and left precordial ST elevation to myocardium at risk in acute anterior myocardial infarction. Am Heart J 1993;126:526-535
9)Raizner AE, Chanie RA; Myocardial infarction with normal coronary arteries. In: Hurst JW, ed. Uptade I. The heart New York: Mc Graw-Hill, 1979;147-166.
© 2004 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

