Yoğun Bakım Ünitesinde Obstetrik Olgular
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı, MANİSA
Anahtar Kelimeler: Gebelik, preeklampsi, eklampsi, postpartum hemoraji, yoğun bakım ünitesi, Pregnancy, preeclampsia, postpartum hemorrhage, intensive care unit
7.215 görüntülenme 3.143 indirme
Gereç ve Yöntem: Yoğun bakım ünitesine (YBÜ) 1999-2005 yılları arasında gebe ve/veya postpartum dönemde yatırılan 18 obstetrik olgunun retrospektif demografik verileri, kabul nedenleri, yoğun bakımda yapılan girişimleri ve klinik sonuçları incelenerek değerlendirilmeye alındı.
Bulgular: Obstetrik olguların YBÜndeki sıklığı %2.7 olarak bulundu. 13 olgu (%72.2) diğer hastanelerden sevk edilmiştir. Yoğun bakım kullanma oranımız 421 doğumda 1dir. 18 olgunun ortalama yaşı 27.4±5.4tür. Yatış süreleri 4.6 gün ve APACHE II skoru orta değeri 7dir. Yaşayan ile yaşamayan olgular arasında APACHE II skorları farklı bulundu (p<0.05). YBÜne kabulün en sık nedenleri preeklampsi/eklampsiye bağlı hipertansiyon (%38.7) ve postpartum kanamaya bağlı hipovolemik şoktu (%27.8). Olguların 5i mortalite ile sonuçlandı ve mortalite oranı % 27.7 olarak saptandı.
Sonuç: Obstetrik olgular için YBÜne gereksinim en sık obstetrik kanama ve kontrol edilemeyen hipertansiyon nedeniyle olmaktadır. Bu sorunların çözümlenmesi için geliştirilen stratejiler ve düzenli antenatal bakım maternal morbidite ve mortaliteyi belirgin derecede azaltacaktır. ©2006, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Materials and Methods: In this study; 18 obstetric patient referred to ICU from 1999 to 2005 in pregnancy and/or postpartum period, were evaluated by observing demographic data, admittance reasons, interventions in ICU and clinical outcomes.
Results: Incidence of obstetric cases in ICU was obtained as 2.7%. 13 cases (72.2%) were delivered from other hospitals. ICU requirement rate is 1 per 421 deliveries. Mean age of 18 patients is 27.4±5.4 years. ICU stay is 4.6 days and median APACHE II score is 7. There were differences APACHE II score between survivors and non-survivors (p<0.05). Most common reasons of ICU admittance were hypertension related to eclampsia/preeclampsia (%38.7) and hypovolemic shock related to postpartum hemorrhage (%27.8). 5 of patients died and mortality rate was found as 27.7%.
Conclusion: ICU requirement for obstetric cases was seen mostly because of obstetric hemorrhage and uncontrolled hypertension. Strategies improved for solving these problems and regular antenatal care would significantly decrease major maternal morbidity and mortality. ©2006, Fırat Üniversitesi, Tıp Fakültesi
Giriş
Yoğun bakım ünitesine (YBÜ) obstetrik olguların kabulü Kanadada 1000 doğumda 0.7 iken 3 bu oran Hindistanda 540 doğumda 1 olmaktadır 4. Yine anne ölümü batı dünyasında gittikçe nadir görülen bir gebelik komplikasyonu haline gelmiştir 5. ABDde mortalite oranı 12000 canlı doğumda 1 iken, İngilterede daha düşüktür 5,6. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığının anne ölümlerine yönelik yaptığı son araştırmada 53 ilin 615 hastanesi ile belirtilen rakamlarla anne ölüm hızı 2140 canlı doğumda 1dir 7. Bu ölümlerin büyük çoğunluğu direkt obstetrik nedenli olup düzenli ve uzmanlarca yapılmış doğum öncesi bakımla önlenebilecek ölümlerdir 8.
Bu çalışmanın amacı, YBÜne alınan obstetrik olguları retrospektif olarak değerlendirmek, YBÜne kabul sıklığını, nedenlerini ve klinik sonuçlarını araştırmaktır.
Materyal ve Metot
Bu amaçla maternal yaş, gestasyonel yaş, önceden var olan medikal hastalıklar, akut fizyoloji ve kronik sağlık değerlendirme skoru II (APACHE II) ve klinik sonuçlar incelendi. Olguların YBÜne alınmasına neden olan ciddi hastalıklar (hemoraji, preeklampsi, enfeksiyon vb) ve komplikasyonlar kaydedildi.
YBÜne kabulde ve/veya tedavisi sırasında izlenen akut respiratuar distres sendromu (ARDS), multiorgan yetmezliği (MOY); HELLP sendromu (hemoliz, yüksek karaciğer enzimleri ve düşük trombositler); yaygın damar içi pıhtılaşma (DIC) gibi hastalıklar da ayrıca incelendi. Düşük trombosit sayısı (< 100 x 109/L), azalmış fibrinojen (< 3mg/L), uzamış protrombin zamanı ( (PT > 14s), uzamış parsiyel tromboplastin zamanı (PTT > 40 sn) ve artmış fibrin yıkım ürünleri varlığı DIC olarak tanımlandı.
Olguların YBÜnde kalış süreleri, uygulanan girişimler (kateterizasyonlar, kan transfüzyonu vb) ve sonuçları değerlendirmeye alındı. Mekanik ventilasyon kullanımı ve vazoaktif ajan gereksinimi de (dopamin, dobutamin, adrenalin, vb) kaydedildi.
İstatistiksel değerlendirmede yaşayan ve ölen hastaların yaş, yatış süresi, APACHE II skoru ve mekanik ventilasyon sürelerinin karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanıldı. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular
18 olgunun ortalama yaşı 27.4 ± 5.4tür (18-37). Bu olguların 3ü 20 yaş altı, 9u 21-30 yaş arası ve 6sı 30 yaşın üzerinde idi. Ortalama gestasyonel yaşları 29.7± 8.8 haftadır (Tablo 1).
Tablo 1: Yoğun Bakım Ünitesinde izlenen obstetrik olguların özellikleri (Ort±SD)
Olguların yoğun bakımda yatış süreleri ortalama 4.6±3.4 gündür. APACHE II skoru ortalama 8.7±8.3dur. Yaşamayan olgular ile yaşayan edilen olguların APACHE II skorları karşılaştırıldığında (16.1±8.5e karşın 5.0±5.5), yaşamayan olguların skorları anlamlı oranda yüksek bulundu (p<0.05) (Tablo 1).
Tüm olgulara standart noninvaziv monitörizasyon yöntemleri uygulandı. İnvaziv arter kateteri 14 (%77.7), santral venöz kateter 11 (%64.7) ve pulmoner arter kateteri 2 (%11.1) olguda uygulandı. Ayrıca olguların %72.2sine (13 olgu) tedavileri sırasında kan veya kan ürünü infüzyonu yapıldı.
Olguların YBÜne kabul edilmelerinin en sık nedeni preeklampsi/ eklampsiye bağlı olarak görülen hipertansiyondur (%38.7). 4 olguda antenatal, 1 olguda ise postnatal dönemde tespit edilmiştir. Ayrıca bu gruptaki olguların 2sinde HELLP sendromu da gelişmiştir.
İkinci en sık neden ise hemorajiye bağlı hipovolemik şoktur (%27.8). Hemoraji nedeni postpartum dönemde 2 olguda uterin atoni, 2 olguda uterin arter kesisi, 1 olguda koagülopatidir. 3. sıklıkla görülen 2 DIC olgusu da intrauterin bebek ölümlerinin erken dönemde fark edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer nedenler ise pulmoner ödem, pnömoni, travma ve postpartum dönemde anesteziden geç uyanmadır (Tablo 2).
Tablo 2: Obstetrik olguların Yoğun Bakım Ünitesine kabul nedenleri
Olguların 5 tanesinde gebelik öncesi sağlık problemi olarak hipertansiyon varlığı saptandı. 4 olguda antenatal dönemde yeni sağlık problemi olarak preeklampsi tanısı kondu. 14 olgu ise gebelik boyunca stabil olan ve sadece postpartum dönemde sorun yasayan olgulardı.
YBÜnde izlem sırasında 12 (% 66.7) olgu hemodinamik olarak instabil halde izlendi ve 9 olguda (% 50) tedavileri sırasında vazoaktif ajan kullanıldı. Mekanik ventilasyon desteği gereksinimi 11 (% 64.7) olguda oldu. (Tablo 3).
Tablo 3: Olguların perinatal sağlık durumları ve gelişen patolojiler
Toplam 8 (% 44.4) olgu DIC ve MOY tanısı aldı. Bu olguların yoğun bakım tedavileri sırasında 4 olguda (% 22.2) ARDS gelişti ve ARDS gelişen tüm olgular eksitus oldu (Tablo 3).
Yoğun bakıma kabul edilen 18 obstetrik olgunun 5i mortalite ile sonuçlandı. Mortalite oranı %27.7 olarak saptandı. Mortalite nedeni 3 olguda MOY ve 2 olguda ise DICdir.
Yenidoğan mortalite oranı ise % 33.3 (6 olgu) olarak saptanmıştır. Bu olguların 2si inuteromort fetalis nedeniyle diğer 4 olgu ise prematürite sorunları nedeniyle kaybedildi.
Tartışma
Bu çalışmadaki sonuçlarımıza göre, multidisipliner yoğun bakım ünitemize obstetrik olguların yatış oranını 1000 doğumda 2.8 olarak saptadık. Bu oranı Graham 10 1000 doğumda 1, Mahutte 5 ise, 1000 doğumda 3 olarak bildirmiştir. Bu oranlardaki farklılığın nedenleri, YBÜlerinin hasta kabul kriterleri ve özellikleri, çeşitliliği ve gebelerin özellikle doğum öncesi bakımlarının düzenleri ile ilişkili olabilir . Komplike obstetrik olguların daha donanımlı hastanelere sevk edildiği bilinmektedir 5. Bizim olgularımızın da 13 tanesi diğer hastanelerden sevk edilen gebelerdir.
APACHE II skorlaması, YBÜndeki hastaların kliniğinin ciddiyeti ve prognozun tahmininde yaygın olarak kullanılan objektif bir metotdur 11. Yoğun bakımdaki obstetrik olgularda da hastalığın ciddiyetinin ve klinik sonucun belirlenmesinde ve mortalite tahmininde APACHE II skorlamasının kullanılabileceği bildirilmiştir 12,13. Lapinsky ve ark. 14 gebeliğin akut fizyoloji skorlarını arttırabileceğini ileri sürmüşler, bu nedenle de basitleştirilmiş akut fizyoloji skoru (SAPS) II, APACHE II ve APACHE III için mortalite belirlenmesinde hatalı sonuçlar verebileceğini de belirtmiştir. Gebe olgular için farklı skorlama sistemi de önerilebilir 15. Değerlendirmemizde APACHE II skorunu kullandık ve orta değerini 7 olarak saptadık. Obstetrik olgularda bu skor genelde 6.8-11 arasında bildirilmiştir 12,16.
Yoğun bakım ünitesine kabul nedenlerine baktığımızda en sık preeklampsi/eklampsiye (%38.7) bağlı hipertansiyon yer almakta, ikinci sırada doğum sonrası kanamalara bağlı hipovolemik şokun (%27.8) izlediği görülmektedir. Bu sıralama literatür bilgileri ile de uyumludur 5,16,17. Ülkemiz genelinde, Sağlık Bakanlığı verilerine göre anne ölümlerinin nedenlerine baktığımızda % 30.3 ile kanamaların ilk sırayı aldığı bunu % 15.5 ile toksemilerin, %9.6 ile enfeksiyonların, % 4 ile düşük komplikasyonlarının takip ettiği görülmektedir 7. Ortak sonuç olarak gebelik dönemi kanamaları ve preeklampsi/eklampsi orijinli toksemiler hayatı ciddi boyutlarda tehdit edici faktörlerdir. Maternal morbidite nedenlerinin belirlenmesi YBÜnde obstetrik olgularda nereye odaklanmamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olacaktır.
Obstetrik olguların yoğun bakım ve tedavileri sırasında invaziv işlemlere gereksinim duyulmaktadır 18,19. Olgularımızda sıklıkla arteriyel ve santral venöz kateterizasyon uygulandı. Genel yoğun bakım populasyonu ile karşılaştırıldığında obstetrik olgularda invaziv monitorizasyonun daha fazla kullanılması, pulmoner ödem ve hipertansif bozuklukların bu grupta yüksek oranda görülmesinden kaynaklanmaktadır.
YBÜnde obstetrik olgulara mekanik ventilasyon desteğini Tripathi ve ark. 4 %64 ve Cohen ve ark. 16 ise %41 oranında bildirmişlerdir. Çalışmamızda olguların % 64.7sine (11 olgu) solunum yetersizliği nedeniyle mekanik ventilasyon desteği uygulandı. 11 olgunun 8i sezaryen operasyonu sonrası postoperatif dönemde, önceden planlandığı şekilde entübe olarak yoğun bakıma alınmıştır. Diğer 3 olguda ise YBÜne alındıktan sonra izlemleri devam ederken akut solunum yetmezliği gelişmesi üzerine entübe edilerek mekanik ventilasyon desteğine başlanmıştır.
Araştırmamızda mortalitenin ana nedenleri MOY ve DIC olarak saptanmıştır. Özellikle MOY obstetrik hastalarda en yaygın mortalite nedenidir 12,20. Organ yetmezliğinin artmasıyla mortalite de artmaktadır 12. Yine ARDS gelişimi %22.2 olguda görülmüş ve mortalite ile sonuçlanmıştır. Obstetride ARDSye bağlı mortalite oranının obstetrik olmayan olgulardaki ile benzer olduğu bildirilmiştir 20. Obstetrideki ARDS gelişiminde doğum sonrası kanama, hipertansiyon ve enfeksiyon en önemli nedendir.
Çalışmamızda anne ölüm oranı %27.7 olarak bulundu. Collop ve ark.(18) bu oranı %20 olarak belirtirken, Mabbie ve ark. 21 %3.5 olarak bildirmiştir. Yüksek maternal mortalitenin bölgemizdeki doğum öncesi ve doğum sırasındaki bakımın düzenli olmaması tanıların erken konamaması ile ilişkili olduğu düşünüldü. Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre Türkiyede yılda 1.958.501 gebeliğin olduğu, 465.000inin gebelikleri süresince hiç doğum öncesi bakım almadığı, 436.526 kadının tek, 156.324 kadının ise birden fazla gebelik ile ilgili risk faktörü taşıdığı 1998 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmasında tespit edilmiştir 7. Kadının üreme çağı boyunca toplam gebe kalma olasılığı ile gebe kaldığında gebeliğe bağlı nedenler ile ölüm olasılığının toplamını ifade eden yaşam boyu risk hesaplanmaktadır. Yaşam boyu ana ölüm riski, Avrupada 2000 gebelikte bir iken, Türkiyede 570 gebelikte birdir 7.
Araştırmamızda yenidoğan mortalite oranı %33.3 olarak saptanmıştır. Obstetrik ve yenidoğan YBÜndeki çalışmalarda, YBÜnde tedavi edilen annelerle ilişkili yenidoğan mortalitesi bizim sonuçlarımıza benzer olarak %16-40 arasında değişmektedir 18.
Hem anne hem de doğacak bebeğin sağlığının geliştirilmesinde doğum öncesi bakım, doğum ve doğum sonrası bakımda uygulanabilir eylem planı geliştirilmesi temeldir.
Sonuç olarak; YBÜne gereksinimde en sık görülen nedenler obstetrik kanama ve kontrol edilemeyen hipertansiyondur. Yoğun bakım uzmanları gebeliğin sık görülen ve mortalite morbiditesi yüksek bu komplikasyonlarına aşina olmalı; maternal-fetal sonuçları iyileştirmek için erken tanı ve uygun tedavide obstetrisyenlerle işbirliği içinde olmalıdır. Sık görülen bu problemlerin çözümlenmesi ve önlenmesi için geliştirilecek stratejilerle ve düzenli doğum öncesi bakımla maternal morbidite ve mortalitenin belirgin derecede azalabileceği kanısındayız.
Kaynaklar
1)Berg CJ, Atrash HK, Koonin LM, Tucker M. Pregnancy-related mortality in United States, 1987-1990. Obstet Gynecol 1996; 88:161-7.
2)Panchal S, Arria AM, Haris AP. Intensive care utilization during hospital admission for delivery. Prevalence, risk factors, and outcomes in a statewide population. Anesthesiology 2000; 92:1537-44.
3)Baskett TF, Sternadel J. Maternal intensive care and near-miss mortality in obstetrics. Br J Obstet Gynaecol 1998; 105:981-4.
4)Tripathi R, Rathore AM, Saran S. Intensive care for critically ill obstetric patients. Int J Gynaecol Obstet 2000; 68: 257-8.
5)Mahutte NG, Murphy-Kaulbeck L, Le Q, Solomon J, Benjamin A, Boyd ME. Obstetric admissions to the intensive care unit. Obstet Gynecol 1999; 94: 263-6.
6)Atrash HK, Koonin LM, Lawson HW, Franks AL, Smith JC. Maternal mortality in the United States, 1976-1986. Obstet Gynecol 1990; 76: 1055-60.
7)T.C. Sağlık Bakanlığı. (2005) Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü. Ana ve Çocuk Ölümlerini Önleme Projesi. Web sayfası: http://www.saglik.gov.tr
8)Yanık FF, Malatyalıoğlu E, Koçak İ, Yanık A, Bolat İ, Kökçü A. Analysis of the pregnancy-related deaths within the last two decades: a university hospital-based study from Turkey. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol 1999; 87: 143-5.
9)Demirkiran O, Dikmen Y, Utku T, Urkmez S. Critically ill obstetric patients in the intensive care unit. International Journal of Obstetric Anesthesia 2003; 12: 266-70
10)Graham SG, Luxton MC. The requirement for intensive care support for pregnant population. Anaesthesia 1989; 44: 581-4.
11)Knaus WA, Draper EA, Wagner DP, Zimmerman JE. APACHE II: A severity of disease classification system. Crit Care Med 1985; 13: 818-29.
12)Karnad DR, Lapsia V, Krishnan A, Salvi VS. Prognostic factors in obstetric patients admitted to an Indian intensive care unit. Crit Care Med 2004; 32: 1294-9.
13)El-Solh AA, Grant BJ. A comparison of severity of illness scoring systems for critically ill obstetric patients. Chest 1996; 110: 1299-304.
14)Lapinsky SE, Kruczynski K, Seaward GR, Farine D, Grossman RF. Critical care management of the obstetric patient. Can J Anaesth 1997; 44: 325-9.
15)Bhagwanjee s, Paruk F, Moodley J, Muckart DJ. Intensive care unit morbidity and mortality from eclampsia:an evaluation of the Acute Physiology and Chronic Health Evaluation II score and the Glasgow Coma Scale score. Crit Care Med 2000; 28: 120-4.
16)Cohen J, Singer P, Kogan A, Hod M, Bar J. Course and outcome of obstetric patients in a general intensive care unit. Acta Obstet Gynecol Scand 2000; 79: 846-50.
17)Waterstone M, Bewley S, Wolfe C. Incidence and predictors of severe obstetric morbidity: case-control study. BMJ 2001; 322: 1089-94.
18)Collop NA, Sahn SA. Critical illness in pregnancy. An analysis of 20 patients admitted to a medical intensive care unit. Chest 1993; 103: 1548-52.
19)Nolan TE, Wakefield M, Devoe LD. Invasive hemodynamic monitoring in obstetrics. A critical review of its indications, benefits, complications, and alternatives. Chest 1992; 101: 1429- 33.
20)Mabie WC, Barton JR, Sibai BM. Adult respiratory distress syndrome in pregnancy. Am J Obstet Gynecol 1992; 167: 950-7.
21)Mabie WC, Sibai BM. Treatment in an obstetric intensive care unit. Am J Obstet Gynecol 1990; 162: 1-4.
© 2006 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

