Henoch Schönlein Purpura and Hyperbaric Oxygen Therapy: A Case Report
1GATA, Hava ve Uzay Hekimliği Anabilim Dalı, ESKİŞEHİR
2GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi, Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Tıp Servisi, İSTANBUL
3Eskişehir Asker Hastanesi, Dahiliye, ESKİŞEHİR
4Eskişehir Asker Hastanesi, Cildiye, ESKİŞEHİR
5Kızılay Tıp Merkezi, Patoloji, ESKİŞEHİR
Keywords: Purpura, yara, hiperbarik oksijenasyon, Carcinoma, Purpura; wound; hyperbaric oxygenation
18,291 views 3,967 downloads
Giriş
HSP tanısı genellikle ekstansör yüzeyleri tutan, ürtikeriyal veya purpurik olabilen klasik döküntülerin görülmesiyle konur. Purpurik döküntüler hastaların tamamında görülür4.Eklem tutulumu %60-84 vakada olup genellikle ayak bileği ve diz eklemleri tutulur. HSPnin doğal seyrinde çoğu vakada kendiğinden iyileşme olabilmektedir. En önemli uzun dönem morbidite renal tutuluma bağlı gelişen nefropatidir1. Şiddetli abdominal ağrı, eklem ağrısı ve renal tutulumlarda sıklıkla klasik doz steroid (1 mg/kg/gün), şiddetli nefriti olan hastalarda intravenöz pulse metilprednizolon, oral siklofosfamid, dipiridamol ve prednizolon kullanılmıştır5-7.
Hiperbarik oksijen (HBO2) tedavisi, hastalara yüksek basınç altında (genellikle 2-3 mutlak atmosfer basıncında) aralıklarla %100 oksijen solutulmasıdır. HBO2 tedavisi, iyileşmeyen yaraların tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. HBO2nun purpura fulminans tedavisinde faydalı olduğu olgular bildirilmiştir8. Bir başka yazıda HBO2 tedavisinin katkısıyla, entero-Behçet hastalığında ülsere lezyonun başarılı bir şekilde tedavi edildiği bildirilmektedir9. HBO2 tedavisinin, bir vaskülitik hastalık olan HSPye bağlı cilt bulgularının tedavisinde de faydalı olabileceği düşünüldü. Bu yazıda yalnızca HBO2 tedavisi ile başarılı sonuç alınan, alt ekstremitede yaygın cilt tutulumlu HSPli bir olgu sunulmaktadır.
Olgu Sunumu
Şekil 1: Tedavi öncesi her iki ayak bileğinde purpurik döküntüler ve kurutlu lezyonlar.
Hastanın tam kan sayımı, eritrosit sedimantasyon hızı, rutin biyokimyasal testleri, tam idrar tahlili, akciğer grafisi ve tüm batın ultrasonografisi normaldi. Gaitada gizli kan negatif olarak bulundu. Boğaz kültüründe üreme olmadı. Elektrokardiyografisi ve tüm batın ultrasonografik incelemesi normal olarak değerlendirildi. Lezyon yerlerinde tanı amaçlı alınan cilt biyopsisinde lökositoklastik vaskülit saptandı.
Hastaya klinik bulgular ve cilt biyopsisi sonuçları ile HSP tanısı kondu. Nefropati tespit edilmediği için steroid tedavisi başlanmadı. Hastadan aydınlatılmış onam yazısı alındıktan sonra HBO2 tedavisi başlandı. Tedaviler günde bir seans (2,5 mutlak atmosfer basınçta 90 dakika/gün) olmak üzere toplam on gün uygulandı. Bu dönemde HBO2 dışında başka bir tedavi almadı. On seans HBO2 tedavisi sonunda hastanın lezyonlarında belirgin düzelme gözlendi (Şekil 2). Kontrollere gelmek üzere taburcu edildi.
Şekil 2: On seans hiperbarik oksijen tedavisi sonrası ayak bileklerindeki lezyonlarda belirgin iyileşme gözlendi.
Tartışma
Mollica ve arkadaşları 1992de, steroidlerin HSP nefritini önleme konusunda prospektif, randomize, kontrollü bir çalışma rapor etmişlerdir5. Bu çalışmada HSPli 221 çocuğun 168i başlangıçta nefritsiz idi ve bunlar 2 hafta süreli steroid alan (1 mg/kg/gün) ve steroid almayan şekilde randomize edilmiş. Steroid alan grupta nefropati gelişmemesine karşın, kontrol grubunda 6 hafta içinde 10 vakada ve yine kontrol grubunda 24 ve 72nci haftalarda 2 vakada daha nefropati geliştiği bildirilmiş ve iki grup arasındaki farkın anlamlı olduğu vurgulanmıştır.
Yukardaki yoruma ters olarak rapor edilen retrospektif bir çalışmada HSPli 69 çocuğun 50sinde tanı anında nefropati yoktu ve steroidlerle tedavi edilenle edilmeyen arasında nefropati gelişim insidansı benzerdi10. Bu çalışma retrospektif olduğundan belki de şiddetli vakalara tedavi uygulanmış ve şiddetli gastrointestinal tutulum nefropati gelişimi için bir risk faktörü olduğundan iki grup arasında nefropati gelişme insidansının eşit olması bundan kaynaklanabilir.
HSPnin altında yatan patogenetik mekanizma yeterince anlaşılamamıştır. En yaygın anormallik serum IgA konsantrasyonunda artış olup, IgA depozitleri cilt ve renal biyopsilerde saptanabilir. Cilt biyopsilerinde perivasküler infiltrasyonlu lökositoklastik vaskülit görülür. Ayrıca küçük damar nekrozu ve platelet trombusu da görülebilir. Cilt lezyonları ve diğer organ tutulumlarının patogenezinde, gelişen vaskülit sonrası tutulan alanda doku beslenme bozukluğu ve hipoksik ortamın rolü olduğu düşünülmektedir. Oksijenin artan parsiyel basıncı hipoksik dokuda lökositlerin fonksiyonunun düzelmesini ve antimikrobiyal aktivitenin normale dönmesini sağlayabilir11,12.
Yaptığımız literatür taramasında HSP tedavisinde HBO2 kullanımıyla ilgili bir çalışmaya rastlamadık. HBO2 tedavisi kanda çözünmüş olarak taşınan oksijen miktarını artırarak dokularda hiperoksi oluşturur. HBO2 tedavisi problemli yaralarda sıkça kullanılmaktadır. HBO2 özellikle hipoksik yaralarda, hipoksiyi azaltarak yara iyileşmesinin birçok basamağı üzerinde olumlu etkiler gösterir. HBO2 tedavisi fibroblastların çoğalmasını, kollajen sentezini ve matürasyonunu, anjiogenezisi ve lökositlerin fagositik kapasitelerini artırır13. Tüm bu faydalı etkilerin bu olguda gözlenen iyileşmeyi açıklayabileceğini düşünüyoruz.
Olgumuz tedavisiz sürede cilt bulguları itibariyle kötüye giderken, 10 günlük HBO2 tedavisi sonrası belirgin şekilde iyileşti. Ancak HBO2nun HSPnin değişik klinik formlarının tedavisinde ne ölçüde etkin olduğunu gösteren kontrollü çalışma yapılmasına ihtiyaç olup, HSP tedavisinde HBO2nun rutin olarak kullanımı henüz önerilmemektedir.
Kaynaklar
1)Tizard EJ. Henoch Schönlein purpura. Arch Dis Child. 1999; 80: 380-383.
2)Trujillo H, Gunasekaran TS, Eisenberg GM, Pojman D, Kallen R. Henoch-Schonlein purpura: a diagnosis not to be forgotten. J Fam Pract. 1996; 43: 495-498.
3)Mills JA, Michel BA, Bloch DA, et al. The American College of Rheumatology 1990 criteria for the classification of Henoch-Schönlein purpura. Arthritis Rheum. 1990; 33: 1114-1121.
4)Aydın M, Demirol M, Kurt A, Kurt AN, Yılmaz S. Henoch-Schönlein purpuralı vakalarımızın değerlendirilmesi. Çocuk Dergisi 2005; 5: 249-253.
5)Mollica F, Li Volti S, Garozzo R, Russo G. Effectiveness of early prednisone treatment in preventing the development of nephropathy in anaphylactoid purpura. Eur J Pediatr. 1992; 151: 140-144.
6)Niaudet P, Habib R. Methylprednisolone pulse therapy in the treatment of severe forms of Henoch-Schönlein purpura nephritis. Pediatr Nephrol. 1998; 12: 238-243.
7)Öner A, Tınaztepe K, Erdoğan O. The effect of triple therapy on rapidly progressive type of Henoch-Schönlein nephritis. Pediatr Nephrol. 1995; 9: 6-10.
8)Krzelj V, Petri NM, Mestrovic J, Andric D, Biocic M. Purpura fulminans successfully treated with hyperbaric oxygen - a report of two cases. Pediatr Emerg Care. 2005; 21: 31-34.
9)Kume K, Hashiba T, Yoshikawa I, Kanda K, Narita R, Otsuki M. Therapeutic experience of hyperbaric oxygenation in entero-Behcet syndrome. Am J Gastroenterol. 2001; 96: 1308-1309.
10)Saulsbury FT. Corticosteroid therapy does not prevent nephritis in Henoch-Schonlein purpura. Pediatr Nephrol. 1993; 7: 69-71.
11)Forman HJ, Thomas MJ. Oxidant production and bactericidal activity of phagocytes. Annu Rev Physiol. 1986; 48: 669-680.
12)Hohn DC, MacKay RD, Halliday B, Hunt TK. Effect of O2 tension on microbicidal function of leukocytes in wounds and in vitro. Surg Forum. 1976; 27: 18-20.
13)Tibbles PM, Edelsberg JS. Hyperbaric- oxygen therapy. N Engl J Med. 1996; 334: 1642-1648.
© 2008 Fırat Tıp Dergisi. All rights reserved.

