Erken Gebelik Kayıplarında Trombofilik Faktörlerin Önemi
1Zonguldak Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Zonguldak, Türkiye
2Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Ankara, Türkiye
3Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Ankara, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Antikardiyolipin antikorlar, Trombofili, Fetal kayıp, Anticardiolipin antibodies, Thrombophilia, Fetal loss
19.623 görüntülenme 2.424 indirme
Gereç ve Yöntem: Nisan 2003-Mayıs 2004 tarihleri arasında 10-16 gebelik haftasında fetal kayıp nedeniyle Ankara Etlik Zübeyde Hanım Doğumevi Erken Gebelik Servisine yatırılan 50 hasta çalışma grubu olarak, daha önce gebelik kaybı öyküsü olmayan ve en az bir sağlıklı doğum yapmış 50 kadın kontrol grubu olarak kabul edildi. Tüm hastalarda aktive protein C resistansı, protein S ve antitrombin 3 eksikliği ve antikardiyolipin antikor pozitifliği araştırıldı. Her iki grup arasında bu parametreler açısından fark olup olmadığı bağımsız T testi, ki-kare testi kullanılarak incelendi. P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.
Bulgular: Çalışma ve kontrol grubundaki hastaların ortalama serum antitrombin III, antikardiyolipin antikor ve protein S düzeyleri istatistiksel olarak benzer bulundu. Ancak, aktive protein C rezistansı pozitifliği çalışma grubunda anlamlı olarak yüksek bulundu (22% vs 6%, p=0,047). Ayrıca, trombofili prevelansı kontrol grubuna kıyasla çalışma grubunda istatistiksel olarak daha yüksek saptandı (%42 vs %16, p=0.001).
Sonuç: Sonuç olarak 10. Gebelik haftası sonrası meydana gelen gebelik kayıplarında trombofili prevelansı yüksek olup bu dönemde meydana gelen gebelik kayıplarında araştırılmalıdır.
Materials and Methods: Between April 2003 and May 2004, 50 women who were hospitalized due to fetal loss at 10-16 gestational weeks were defined as study group and 50 women with at least 1 healthy term infant and had no previous miscarriage history were defined as control group. Activated protein C resistance, anti-thrombin III deficiency, protein S deficiency and the presence of anticardiolipin antibodies were evaluated. Chisquare test and independent sample t-test were used for statistical analysis. The cut-off value for statistical significance was set at p <0.05.
Results: The groups were similar with regard to mean serum antithrombin III, anticardiolipin antibodies and protein S level. However, activated protein C resistance was more frequent in the study group (22% vs 6%, p=0,047). Moreover, thrombophilia prevelance was higher in study group when compared to control group (42% vs 16%, p=0.001).
Conclusion: High prevelance of of thrombophilia found in patients with fetal loss at >10 gestational weeks suggests that thrombophilia screening should be a part of the management of these patients.
Giriş
Antifosfolipid sendrom, kazanılmış bir trombofilik durum olup, gebelik kaybı ile ilişkili olduğu bilinmektedir9. Yakın zamanda yapılan çalışmalar kalıtımsal trombofililerin de belirli gebelik komplikasyonları ile ilişkili olabileceğini göstermektedir10-11. Kalıtımsal trombofili tanısı almış kadınlarda yapılan çalışmalarda AT-III, protein C, protein S eksiklikleri ve APC-R olan olgularda artmış gebelik kaybı prevelansı gösterilmiştir10-11.
Fetal dönemde uteroplasental ve villöz kan akımı dramatik olarak artmakta, hem fetüs hem plasenta normal oksijenli ortamla karşılaşmaktadır. Bu durum uteroplasental sirkulasyonun 10. gebelik haftası öncesi ve sonrasında farklı olacağını göstermektedir12,13. Trombofili ve gebelik kaybı ilişkisini araştıran çalışmaların çoğunda gebelik trimesterı dikkate alınmıştır. Biyolojik gelişim evreleri dikkate alınarak yapılmış sınırlı sayıda çalışma literatürde mevcuttur14.
Bu çalışmanın amacı, gebeliğin 10. haftasından sonra gelişen gebelik kayıplarında trombofilik faktörlerin (AT-III, protein S, APC-R, antikardiyolipin antikor (ACA) etkisini araştırmaktır.
Materyal ve Metot
Hastaların ayrıntılı obstetrik hikaye, kişisel ve ailesel sistemik hastalık öyküsü alındı. Rutin pelvik muayeneyi takiben tam kan sayımı, biyokimyasal parametreler ve TORCH incelemesini içeren rutin gebelik tetkikleri ve obstetrik USG (Aloka prosound SSD 5500 ultrason cihazında, 7,5 MHZ’lik vaginal ve abdominal prob) yapıldı. Her iki grupta günleme ultrasonografik ölçümler ve son adet tarihine göre yapıldı. Onuncu gebelik haftasından önce gelişen gebelik kayıpları, 10. gebelik haftası ve üstündeki morfolojik olarak anormal fetüse sahip gebelikler, tıbbi tahliye yapılan gebelikler çalışmaya dahil edilmedi. Anamnezinde akraba evliliği, sistemik hastalığı (diabetes mellitus, nefrotik sendrom, kollajen doku hastalıkları) ve kişisel, ailesel tromboemboli öyküsü olan olgular çalışma dışı tutuldu. Çalışma ve kontrol grubunu oluşturan toplam 100 hastanın trombofilik faktör pozitifliği ve düzeyleri araştırıldı.
Trombofilik faktörlerin incelenmesi için antikoagülan olarak %3-8 trisodyum sitrat içeren polietilen plastik tüplere 1/9 oranında venöz kan örneği alındı. Kan örnekleri veno-oklüzyon yapılmadan oturur pozisyonda alındı. Alınan örnekler, trombositlerin ortamdan uzaklaşması için 4 °C’de 2500 devirle 15 dakika süre ile iki kez santrifüj edildi ve kalan plazma polietilen plastik tüplere alınıp -80 C’de saklandı.
APC-R, Staclot APC-R kiti (Diagnostica starg, France) ile STA analizöründe test edildi. Plazmada pıhtılaşma zamanının 120 saniyeye eşit veya daha uzun çıkması halinde APC-R negatif, 120 saniyeden kısa çıkması halinde APC-R pozitif olarak değerlendirildi.
AT-III aktivitesi, Stachrom AT-III kiti (Diagnostica starg, France) ile STA analizöründe kolorometrik olarak test edildi ve %80’in altındaki değerler AT-III eksikliği olarak değerlendirildi (Referans değerler: %80- %120).
Serbest protein-S; Liatest serbest protein kiti ile, STA analizöründe kantitatif olarak ölçüldü. Gebelikteki fizyolojik değişim dikkate alınarak, %40’ın altındaki değerler protein-S eksikliği olarak değerlendirildi (Referans değerler: %60-%120).
Antikardiolipin antikor Ig G ve Ig M düzeyleri ELISA tekniği ile Euroimmun Antikardiolipin Kiti (Euroimmun, Germany) kullanılarak ölçüldü. Antikardiolipin antikor Ig G ve Ig M seviyeleri standart serumdan elde edilen 1mg/ml’lik pürifiye antikardiolipinin kardiolipin bağlama kapasitesi olarak tanımlanan MPL ve GPL ünitesi olarak belirtildi; 20 MPL veya GPL ünitesinden büyük değerler pozitif olarak kabul edildi. Kardiolipin antikor pozitifliği saptanan hastalardan 6 hafta sonra tekrar kan alınarak pozitif sonuçlar doğrulandı.
Çalışmanın istatiksel analizi SPSS 13,0 programı kullanılarak yapıldı. Her iki grup için bağımsız T testi, ki-kare testi kullanıldı ve hesaplamalar %95 güvenlik aralığında yapıldı. P<0,05 olması halinde istatiksel veriler anlamlı kabul edildi.
Bulgular
Tablo 1: Hastaların demografik ve trombofilik parametrelerinin dağılımı
Genel trombofili prevelansı çalışma grubunda % 42 iken (21/50), kontrol grubunda %16 (8/50) olarak bulundu ve her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi (p=0,001). Antikardiolipin antikor Ig G, Ig M pozitifliği ve protein S eksikliği yönünden çalışma ve kontrol grubu arasında fark gözlenmez iken, APC-R pozitifliği çalışma grubunda daha yüksek saptandı (Tablo 2). AT-III eksikliği ve kombine trombofilik defekt kontrol grubunda hiç izlenmez iken, çalışma grubunda sırasıyla %4 (2/50) ve %6 (3/50) oranında tespit edildi. Ancak iki grup arasındaki fark istatiksel olarak anlamlı değildi (sırasıyla p=0,495, p=0,242) (Tablo 2).
Tablo 2: Trombofilik faktör pozitifliği açısından grupların karşılaştırılması
Çalışma grubundaki 50 hasta gebelik haftasına göre 10-12. gebelik haftası fetal kaybı olanlar (n=25) ve 12- 16. gebelik haftası fetal kaybı olanlar (n=25) şeklinde 2 gruba ayrıldı. Kalıtımsal ya da kazanılmış trombofili prevelansı 10-12. gebelik haftaları arası fetal kaybı olan olgularda kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,01). Trombofilik faktörler tek tek ele alındığında, APC-R pozitifliği geç 1. Trimester fetal kaybı olan olgularda daha yüksek saptanırken, protein S eksikliği ve antikardiolipin antikor pozitifliği açısından kontrol grubuyla fark saptanmadı (Tablo 3).
Tablo 3: Birinci trimester gebelik kaybı olan olgular ile kontrol grubunun trombofilik faktörler açısından karşılaştırılması
Genel trombofili prevelansı 12-16. gebelik haftaları arası fetal kaybı olan olgularda da kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu, ancak bu olgularda trombofilik faktörler tek tek ele alındığında iki grup arasında istatiksel fark izlenmedi (Tablo 4).
Tablo 4: İkinci trimester gebelik kaybı olan olgular ile kontrol grubunun trombofilik faktörler açısından karşılaştırılması
Tartışma
Gebelik kayıpları ve trombofili ilişkisini araştıran çalışmaların çoğunda APC-R en yaygın trombofili olarak saptanmıştır. Younis ve ark.17 I. veya II. trimester gebelik kaybı öyküsü olan 78 kadında APC-R prevelansını %38 olarak bulmuştur. Tal ve ark’nın10 I. trimester gebelik kaybı öyküsü olan 115 kadında gerçekleştirdiği çalışmada APC-R prevelansı %14,4 olarak saptanmıştır. Diğer çalışmalarda APC-R prevelansı için %3’den %42’ye değişen değerler bildirilmiştir1. Çalışmamızda 10. gebelik haftası sonrası meydana gelen fetal kayıplarda APC-R prevelansı %22 olarak saptanmıştır. Prevelanslardaki bu geniş yayılımın büyük oranda hasta seçim kriterleri ve etnik farklılıklara bağlı olabileceği düşünülmektedir18. Bizim çalışmamızda en az bir sağlıklı doğum yapmış ve fetal kayıp öyküsü olmayan kadınlarda APC rezistansı en yaygın trombofili olarak bulundu (%16). APC-R pozitifliği saptanan kadınların neden sadece bir kısmının gebelik kaybı deneyimi yaşadığı bilinmemektedir. Dizon-Townson ve ark.19 tarafından yapılan bir çalışmada gebelik kaybı ile sonlanan gebeliklerin fetüslarında Faktör V Leiden mutasyonu kontrollere göre iki kat yüksek bulunmuş, plasentalarda %10’dan fazla infarkt alanı ve düşük materyalinde 10 kat artmış faktör V Leiden mutasyonu gözlenmiştir. Bu çalışma temel alınarak, maternal trombofili etkisinden çok fetoplasental trombozun gebelik kayıplarında daha önemli olabileceği hipotezi ortaya konmuştur. Ancak sonraki çalışmalarda bu hipotez destek görmemiştir20-22. Ayrıca değişik çalışmalarda plasentayı geçmediği bilinen düşük molekül ağırlıklı heparin tedavisinin gebelik kaybı oranlarını azaltması, patogenezde maternal trombofilinin etkin olduğunu düşündürmektedir23.
Protein S ve AT-III eksikliklerinin gebelik kaybı üzerindeki etkisi tartışmalıdır. Sanjon BJ ve ark’nın24 trombofili saptanmış kadınlarda yaptığı bir çalışmada, protein S ve AT-III eksikliği olan kadınlarda %22 oranında gebelik kaybına rastlanırken, kontrol grubunda bu oran %11 olarak gösterilmiştir; bu olgularda gebelik kaybı riskinin 2 kat arttığı bildirilmiştir. Kalıtımsal trombofilili 572 gebenin, 395 sağlıklı kontrolle karşılaştırıldığı diğer bir çalışmada ise, protein S ve AT-III eksikliği olan olgularda I. ve II. trimester gebelik kaybı için minimal risk artışı bulunmuştur3. Raziel A ve arkadaşları ile Gris JC ve ark’nın25 yaptığı iki farklı çalışmada ise protein S ve AT-III eksikliği olan olgularda gebelik kaybı için risk artışı saptanmamıştır. Çalışmamızda 10. gebelik haftası sonrası gebelik kaybı olan 50 olguda Protein S eksikliği oranı %12, AT-III eksikliği oranı ise %4 olarak bulundu. Bunun yanında 10-12. haftalar arası fetal kaybı olan olgular (n=25) ayrıca incelendiğinde protein S eksikliği oranı (%16) yüksek gibi görünse de, sağlıklı ve fetal kayıp öyküsü olmayan kadınlardan oluşan kontrol grubu ile aralarında istatiksel anlamlı bir fark bulunamadı. Oniki-onaltı gebelik haftaları arasında fetal kaybı olan olgular ele alındığında da protein-S ve AT-III eksikliği oranları düşük bulundu ve kontrol grubu ile fark saptanmadı. Çalışmalar arası farklı sonuçlar, bu defektlerin seyrekliği ve defekte sahip hasta sayısının azlığı ile ilişkili olabilir.
Kalıtımsal ve kazanılmış trombofililerin birliktelik göstermesinin tromboz riskini arttırdığı değişik çalışmalarda gösterilmiştir26. Sarig ve ark’nın27 gebelik kaybı öyküsü olan kadınlarda gerçekleştirdiği çalışmada kombine trombofili prevelansı çalışma grubunda %21, kontrol grubunda %5,5 olarak saptanmıştır (p<0,01). Brenner ve ark.28 fetal kaybı olan 76 kadında saptanan trombofilik faktörleri 100 sağlıklı kontrol grubundaki kadınla karşılaştırmışlar, çalışma grubunda altı kadında (%7,9) kombine trombofilik defekt saptanırken kontrol grubunda sadece bir olguda (%0,09) defekt saptamışlardır (p<0,2). Preston ve ark’nın3 gerçekleştirdiği retrospektif çalışmada, kombine trombofili saptanmış kadınlarda kontrollere göre 14 kat artmış ölü doğum riski bulunmuştur. Çalışmamızda 10 hafta üstü fetal kaybı olan olgularda sadece 3 olguda kombine trombofili (%3) saptanırken, kontrol grubundaki sağlıklı kadınlarda kombine trombofiliye rastlanmadığından bir göreceli risk artışı tespit edilememiştir.
Antifosfolipid antikorlar ve gebelik kayıpları arasındaki ilişki günümüzde aydınlatılmış olmakla birlikte antifosfolipid sendrom için tipik gebelik kaybı şekli tartışmalıdır. Oshiro ve ark’nın14 tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü olan kadınlarda yaptıkları çalışma antifosfolipid antikor saptanan olgularda gebelik kayıplarının %50’den fazlasının fetal dönemde (>10 hafta) gerçekleştiğini göstermiştir. Bununla birlikte Rai ve ark’nın29 gerçekleştirdiği diğer bir çalışmada, çoğu embriyonik ve preembriyonik olan I. trimester gebelik kayıplarında medikal tedaviye cevap veren antifosfolipid antikor pozitifliği bulunmuştur. Bununla birlikte genel kanı, antifosfolipid antikorların daha çok II. ve III. trimester fetal kayıplarla ilişkili olduğu yönündedir30.
Gebelik kaybı olan ve altta yatan herhangi bir hastalığı olmayan olgularda ACA pozitifliği için %8’den %50’ye değişen prevelanslar bildirilmiştir31. Çalışmamızda fetal kaybı olan olgularda ACA pozitifliği %10 olarak bulunmuştur (IgM için %2, IgG için %8 pozitiflik). Antifosfolipid antikor pozitifliğinin daha çok geç fetal kayba yol açtığı şeklindeki genel kanıyı destekler şekilde çalışmamızda 12-16. haftalar arası gebelik kaybı olan olgularda ACA pozitifliği oranı 10-12. haftalar arası gebelik kaybı olgularına göre daha yüksek bulunmuştur. Fetal kaybı olan 50 olgudan 5’inde ACA pozitif bulunmuş, bunların 4’ü 12-16. haftalar arası gebelik kaybı olarak karşımıza çıkmıştır.
Kötü gebelik sonuçlarıyla ilgili olan antifosfolipid antikor izotipi net olarak bilinmemektedir. Bazı çalışmalar, gebelik komplikasyonlarının ACA-Ig G izotipiyle ilişkili olduğunu düşündürmekle birlikte, değişik çalışmalarda ACA-Ig G yokluğunda ACA-Ig M izotipide gebelik komplikasyonlarıyla ilişkili bulunmuştur29. Olgu sayısı az olmakla birlikte çalışmamızda 5 antifosfolipid sendromlu olgunun dördünde ACA-Ig G pozitifliğine karşın, sadece bir ACA-Ig M pozitifliği bulunması, fetal kayıpla ilişkili izotipin Ig G olduğunu desteklemektedir.
Kutteh ve ark.32 12. gebelik haftası öncesi gebelik kaybı olan kadınlarda yaptığı çalışmada trombofili prevelansını çalışma ve kontrol grubunda benzer bulmuşlardır. Grandone ve ark’nın33 gebeliğin herhangi bir döneminde gebelik kaybı öyküsü olan 43 kadını değerlendirdiği çalışmada kalıtımsal trombofili prevelansı II. trimester gebelik kayıplı olgularda kontrol grubundan belirgin olarak yüksek saptanırken, I. trimester gebelik kaybı öyküsü olan kadınlarda kontrollerle benzer saptanmıştır. Balasch ve arkadaşları I. trimester gebelik kaybı öyküsü olan 55 kadında yatığı çalışmada kalıtımsal tromobofili prevelansını çalışma (%1,8) ve kontrol grubunda (%1,2) benzer bulmuştur34. Çalışmamızda 10-12. gebelik haftası arası meydana gelen gebelik kaybı olgularında 3 kat artmış trombofili prevelansı saptanmıştır. Sözü geçen çalışmalarda 12 hafta öncesi gebelik kayıplarında trombofili prevelansı kontrollerle benzer bulunmuş olup, çalışmamızla uyumsuzluk göstermektedir.
Günümüzde implante olmamış embriyoların yarısının ve implante olmuş embriyoların 1/3’ünün morfolojik olarak anormal olduğu bilinmektedir. Bu embriyoların çoğu sitogenetik olarak anormaldir ve gebelik implantasyon sonrası düşükle sonlanmaktadır35. İlerleyen gebelik haftalarıyla beraber spontan gebelik kayıplarında sitogenetik anomali olasılığı azalmaktadır35. Sözü geçen çalışmalarda trombofili prevelansında yanılmaya yol açan sitogenetik anomali olasılığı yüksek preembriyonik ve embriyonik gebelik kayıplı olguların çalışmalara dahil edilmiş olması ile ilişkili olabilir32-34.
Çalışmamızda son menstrüel siklus ve ultrasonografi ile saptanmış 10. gebelik haftası sonrası morfolojik olarak normal gebelik kaybı olguları trombofili açısından değerlendirilmiş ve bu spesifik gelişimsel periyodda (fetal dönem) trombofili prevelansı, gebelik trimesterinden bağımsız olarak kontrollere göre yüksek bulunmuştur. Bu sonuç gebelikte meydana gelen koagülasyona artmış fizyolojik eğilimin olası katkısıyla 10. gebelik haftası sonrası meydana gelen fetal kayıplarda maternal trombofilinin etkili olabileceğini düşündürmektedir.
Sonuç olarak; yaptığımız çalışma 10. gebelik haftası sonrası meydana gelen fetal kayıplarda kalıtımsal ve kazanılmış trombofililerin taranması gerektiğini göstermektedir. Çalışmaların birçoğu trombofili saptanmış kadınlarda düşük molekül ağırlıklı heparin tedavisinin başarılı gebelik sonuçlarıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Fetal kaybı olan kadınlarda trombofilik faktörlerin tanımlanması bu faktörlerin tedaviye cevaplı gebelik kaybı nedeni olmasından dolayı önemlidir.
Kaynaklar
1)Kupferminc MJ. Thrombophilia and pregnancy. Reprod Biol
2)Endoc 2003; 1: 111.
3)Jordaan DJ, Schoon MG, Badenhorst PN. Thrombophilia
4)screening in pregnancy. Obstet Gynecol Surv 2005; 60: 394-404.
5)Preston FE, Rosendaal FR, Walker ID, et al. Increased fetal
6)loss in women with heritable thrombophilia. Lancet 1996; 348:
7)913-6.
8)de Vries JI, Dekker GA, Huijgens PC, Jakobs C, Blomberg
9)BM, van Geijn HP. Hyperhomocysteinaemia and protein S deficiency
10)in complicated pregnancies. Br J Obstet Gynaecol
11)1997; 104: 1248-54.
12)van der Molen EF, Verbruggen B, Nováková I, Eskes TK,
13)Monnens LA, Blom HJ. Hyperhomocysteinemia and other
14)thrombotic risk factors in women with placental vasculopathy.
15)BJOG 2000; 107: 785-91.
16)Martinelli I, Taioli E, Cetin I, et al. Mutations in coagulation
17)factors in women with unexplained late fetal loss. N Engl J
18)Med 2000; 343: 1015-8.
19)Many A, Elad R, Yaron Y, Eldor A, Lessing JB, Kupferminc
20)MJ. Third-trimester unexplained intrauterine fetal death is associated
21)with inherited thrombophilia. Obstet Gynecol 2002;
22)99: 684-7.
23)Kupferminc MJ, Fait G, Many A, Gordon D, Eldor A, Lessing
24)JB. Severe preeclampsia and high frequency of genetic thrombophilic
25)mutations. Obstet Gynecol 2000; 96: 45-9.
26)Brown HL. Antiphospholipid antibodies and recurrent pregnancy
27)loss. Clin Obstet Gynecol 1991; 34: 1-17.
28)Tal J, Schliamser LM, Leibovitz Z, Ohel G, Attias D. A
29)possible role for activated protein C resistance in patients with
30)first and second trimester pregnancy failure. Hum Reprod
31)1999; 14: 1624-7.
32)Rai R, Shlebak A, Cohen H, et al. Factor V Leiden and acquired
33)activated protein C resistance among 1000 women with recurrent
34)miscarriage. Hum Reprod 2001; 16: 961-5.
35)Roqué H, Paidas MJ, Funai EF, Kuczynski E, Lockwood CJ.
36)Maternal thrombophilias are not associated with early pregnancy
37)loss. Thromb Haemost 2004; 91: 290-5.
38)Burton GJ, Jauniaux E, Watson AL. Maternal arterial connections
39)to the placental intervillous space during the first trimester
40)of human pregnancy: the Boyd collection revisited. Am J
41)Obstet Gynecol 1999; 181: 718-24.
42)Oshiro BT, Silver RM, Scott JR, Yu H, Branch
43)DW.Antiphospholipid antibodies and fetal death. Obstet Gynecol
44)1996; 87: 489-93.
45)Alonso A, Soto I, Urgellés MF, Corte JR, Rodríguez MJ, Pinto
46)CR. Acquired and inherited thrombophilia in women with unexplained fetal losses. Am J Obstet Gynecol 2002; 187:
47)1337-42.
48)Mello G, Parretti E, Martini E, et al. Usefulness of screening
49)for congenital or acquired hemostatic abnormalities in women
50)with previous complicated pregnancies. Haemostasis 1999; 29:
51)197-203.
52)Younis JS, Brenner B, Ohel G, Tal J, Lanir N, Ben-Ami M.
53)Activated protein C resistance and factor V Leiden mutation
54)can be associated with first-as well as second-trimester recurrent
55)pregnancy loss. Am J Reprod Immunol 2000; 43: 31-5.
56)Regan L, Rai R. Thrombophilia and pregnancy loss. J Reprod
57)Immunol 2002; 55: 163-80.
58)Dizon-Townson DS, Nelson LM, Easton K, Ward K. The
59)factor V Leiden mutation may predispose women to severe
60)preeclampsia. Am J Obstet Gynecol 1996; 175: 902-5.
61)Eitzman DT, Westrick RJ, Bi X, et al. Lethal perinatal thrombosis
62)in mice resulting from the interaction of tissue factor
63)pathway inhibitor deficiency and factor V Leiden. Circulation
64)2002; 105: 2139-42.
65)Karadeniz RS, Altay MM, Ensari TA, Erol AO, Özdoğan S,
66)Haberal A. Tekrarlayan Gebelik Kaybı Sayısı ile Trombofilik
67)Faktörler Arasında İlişki Yoktur. Turkiye Klinikleri J Med Sci
68)2012; 32: 376-81.
69)Öner G, Müderris İİ, Saatçi Ç. Tekrarlayan gebelik kaybında
70)aktive protein C direnci, endojen antikoagülanlar ve koagulasyon
71)parametreleri. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Dergisi
72)2011; 8: 244-8.
73)Brenner B. Inherited thrombophilia and pregnancy loss. Best
74)Pract Res Clin Haematol 2003; 16: 311-20.
75)Sanson BJ, Friederich PW, Simioni P, et al. The risk of abortion
76)and stillbirth in antithrombin-, protein C-, and protein Sdeficient
77)women. Thromb Haemost 1996; 75: 387-8.
78)Raziel A, Kornberg Y, Friedler S, Schachter M, Sela BA,
79)Ron-El R. Hypercoagulable thrombophilic defects and hyperhomocysteinemia in patients with recurrent pregnancy loss.
80)Am J Reprod Immunol 2001; 45: 65-71.
81)Berntorp E, Svensson P, Zöller B, Lethagen S, Dahlbäck B.
82)(Resistance to activated protein C. A common genetic risk factor
83)in venous thrombosis). Lakartidningen 1995; 92: 3587-90.
84)Sarig G, Younis JS, Hoffman R, Lanir N, Blumenfeld Z,
85)Brenner B. Thrombophilia is common in women with idiopathic
86)pregnancy loss and is associated with late pregnancy wastage.
87)Fertil Steril 2002; 77: 342-7.
88)Brenner B, Sarig G, Weiner Z, Younis J, Blumenfeld Z, Lanir
89)N. Thrombophilic polymorphisms are common in women with
90)fetal loss without apparent cause. Thromb Haemost 1999; 82:
91)6-9.
92)Finazzi G, Brancaccio V, Moia M, et al. Natural history and
93)risk factors for thrombosis in 360 patients with antiphospholipid
94)antibodies: a four-year prospective study from the Italian
95)Registry. Am J Med 1996; 100: 530-6.
96)Scott JR, Rote NS, Branch DW. Immunologic aspects of
97)recurrent abortion and fetal death. Obstet Gynecol 1987; 70:
98)645-56.
99)Barbui T, Cortelazzo S, Galli M, et al. Antiphospholipid
100)antibodies in early repeated abortions: a case-controlled study.
101)Fertil Steril 1988; 50: 589- 92.
102)Kutteh WH, Park VM, Deitcher SR. Hypercoagulable state
103)mutation analysis in white patients with early first-trimester
104)recurrent pregnancy loss. Fertil Steril 1999; 71: 1048-53.
105)Grandone E, Margaglione M, Colaizzo D, et al. Factor V
106)Leiden is associated with repeated and recurrent unexplained
107)fetal losses. Thromb Haemost 1997; 77: 822-4.
108)Balasch J, Reverter JC, Fábregues F, et al. First-trimester
109)repeated abortion is not associated with activated protein C resistance.
110)Hum Reprod 1997; 12: 1094-7.
111)ACOG practice bulletin. Management of recurrent pregnancy
112)loss. Number 24, February 2001. (Replaces Technical Bulletin
113)Number 212, September 1995). American College of Obstetricians
114)and Gynecologists. American College of Obstetricians
115)and Gynecologists. Int J Gynaecol Obstet 2002; 78: 179-90.
© 2013 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

