Hipohidrotik Ektodermal Displazi: Olgu Sunumu
1Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı, Elazığ, Türkiye
2Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Elazığ, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Ektodermal displazi, Hipohidrotik ektodermal displazi, Çocuk, Diş çıkmasında gecikme, Hipodontia, Ectodermal dysplasia, Hypohydrotic ectodermal dysplasia, Child, Delayed teeth eruption, Hypodontia
12.811 görüntülenme 2.299 indirme
Giriş
Olgu Sunumu
Resim 1: Hastanın yüz görünümü ve yanaklarındaki ekzematoz lezyonlar (a ve b), diş görünümü (c), saç görünümü (d). Fotoğrafların kullanımı için hastanın ebeveynlerinden yazılı izin alınmıştır.
Hastamızın ebeveynlerine hastalık hakkında bilgi verildi, hastanın cilt lezyonları için kısa süreli lokal steroid tedavisini takiben tüm vücut için düzenli olarak nemlendirici losyon kullanması önerildi. Yeterli hidrasyon ve termoregülasyon için sık aralıklı, yeterli miktarda soğuk sıvı alması ve sıcak ortamlarda uzun süre bulunmaması tavsiye edildi. Mevcut diş problemleri için hasta bu konuda deneyim sahibi bir diş hekimliği kliniğine yönlendirildi.
Tartışma
Hipodontia 3. molar diş dışında 6 dişten bir veya daha fazlasının olmaması şeklinde tanımlanır. Sporadik olabileceği gibi bir sendromun bileşeni olarak veya non-sendromik ailevi formda gözlenebilir6. Hastamızın en belirgin klinik özelliği hipodontia olması ve var olan dişlerindeki şekil bozukluğu idi.
Hipohidrotik ektodermal displazi nadir görülen bir klinik tablo olup ortalama sıklığının 1/15.000 ve erkek çocuklarda insidansının 1/50.000-100.000 olduğu hesaplanmaktadır7. Bu konuda ülkemizden de tek vakalık olgu bildirimleri veya küçük hasta serileri bildirilmiştir8-14. Klinik olarak HED'nin X'e bağlı resesif, otozomal dominant ve otozomal resesif formları tanımlanmıştır. Yakın zamanda alta yatan moleküler genetik özellikler ortaya konmuştur. En sık karşılaşılan ED formu olan X'e bağlı resesif formunun Xq12-q13 bölgesinde yer alan ED1 gen bozuklukları sonucu Ektodisplazin (EDA) isimli protein anormallikleri sonucu meydana gelmektedir. İkinci kromozomda yerleşimli EDAR gen mutasyonları ve ilişkili olarak EDAR protein anormallikleri hem otozomal dominant hem de otozomal resesif kalım göstererek HED'e neden olmaktadır. Ayrıca birinci kromozomda bulunan EDARADD geni mutasyonları da “EDAR-associated death domain” isimli protein bozukluklarına yol açarak HED'in otozomal resesif kalıtım gösteren formuna neden olur. Bu klinik tablolardan farklı olarak HED ile beraber sendromik özellikler gösteren diğer nadir bazı ED tiplerinin de patogenetik mekanizmaları ortaya konmuştur2. Hastalara moleküler genetik tanı konulması hem hastalığın doğal seyri konusunda hem de kalıtım konusunda genetik danışma verilebilmesine imkan sağlamaktadır. Maalesef hastamızda ülkemizde bu konuda rutin genetik çalışma yapan bir merkezin olmaması ve ekonomik nedenlerden dolayı genetik çalışma yapılamadı. Bizim hastamızda hastalık ile ilgili ailesel bir özellik gözlemememiz, hastanın erkek olması sebebi ile ileride imkan bulunması halinde X'e bağlı resesif HED açısından ED1 gen analizi yapılması planlandı. Bununla birlikte de-novo bir mutasyon olabileceğinden diğer tüm kalıtsal formlardan herhangi birinin de bu hastada bulunma olasılığı bulunmaktadır.
Klinik olarak HED'li hastalarda klasik bulguların yanı sıra büyüme/beslenme, cilt/tırnak, solunum ve göz problemleri ortaya çıkabilmektedir3. HED'li hastalarda derinin tüm ekleri değişik derecelerde etkilenmiş olabilir. Ter bezleri değişik derecelerde etkilendiğinden hastalarda azalmış terleme (hipohidroz) veya terlemenin tamamen olmaması (anhidroz) görülebilir. Terleme kaybı ile ateşin kontrol mekanizması ortadan kalkmıştır. Buna bağlı olarak vücut sıcaklığı kontrolünde sorun vardır. Ani çıkan yüksek ateş yükselmeleri görülür. Sıcağa tahammülsüzlük vardır. Bu hastalar tipik olarak seyrek, ince telli, kuru ve kırılgan saçlı ve seyrek kaşlıdırlar. İnce, düz ve kuru deri, cilt rengi açıklığı, atopik egzama ve palmoplantar keratoderma sık görülür. Bizim hastamızın da yanaklarında ekzematöz cilt lezyonları bulunmakta idi. Tırnak şekil bozuklukları görülür. Basık burun kökü, burun ucu sivri, öne çıkık alın ve çene, öne çıkık ve kuru dudaklar, yüksek damak görülebilir. Mukoza tutulumuna bağlı sindirim ve solunum yolu enfeksiyonları görülebilir. Atrofik rinit, nazal kavitede kurutlanma ve epistaksis görülebilir15. Hastaların büyük çoğunluğunda gözyaşı bezleri etkilendiğinden kuru göz problemi sıklıkla bildirilmektedir16.
Hipohidrotik ektodermal displazi'nin kesin tedavisi yoktur. Yüksek çevre ısısı ve aşırı hareketten kaçınmak gerekir. Takma diş ve protezler ve saçlar için peruk gibi kozmetik tedavi yaklaşımları kullanılmaktadır. Gözlerde kurumayı engellemek için suni gözyaşı kullanılabilir. Atopik egzama için cilt nemlendiricileri kullanılır.
Kaynaklar
1)Itin PH, Fistarol SK. Ectodermal dysplasias. Am J Med Genet C Semin Med Genet 2004; 131: 45-51.
2)Priolo M. Ectodermal dysplasias: an overview and update of clinical and molecular-functional mechanisms. Am J Med Genet A 2009; 149: 2003-13.
3)Fete M, Hermann J, Behrens J, Huttner KM. X-linked hypohidrotic ectodermal dysplasia (XLHED): Clinical and diagnostic insights from an international patient registry. Am J Med Genet A 2014; 164: 2437-42.
4)Dental Growth and Development. http://www.aapd.org/policies/ 18.06.2014.
5)Keane V. Assessment of Growth. In: Kliegman RM, Behrman RE, Jenson HB, Stanton B, editors. Nelson Textbook of Pediatrics. 18th ed. Philadelphia: Saunders, 2007; 70-3.
6)Klein OD, Oberoi S, Huysseune A, Hovorakova M, Peterka M, Peterkova R. Developmental disorders of the dentition: an update. Am J Med Genet C Semin Med Genet 2013; 163: 318-32.
7)Schneider H. Hypohidrotic ectodermal dysplasia. http://www.orpha.net 18.06.2014.
8)Akarsu S, Elkıran Ö, Şengül İ, Kara C, Coşkun BK, Çobanoğlu B. Hipohidrotik Ektodermal Displazi Tanılı Dört Olgu Sunumu: Christ-Siemens-Touraine Sendromu. Fırat Tıp Dergisi 2007; 12: 315-9.
9)Tosun MS, Ertekin V, Büyükavcı M, Döneay H. Hipohidrotik ektodermal displazi ve gastroözofageal reflü hastalığı: vaka sunumu. Çocuk Dergisi 2011; 11: 39-42.
10)Şener S. Üç kız çocukta hipohidrotik ektodermal displazi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2007; 338-40.
11)Yıldırım M, Baysal V, Çandır Ö. Anhidrotik ektodermal displazi (Olgu Raporu). Türkiye Klinikleri Tıp Bilimleri Dergisi 2000; 20: 366-8.
12)Altun S, Altun Ş, Yavuz İ, Agüloğlu S. Ektodermal displazi: 3 vaka raporu. Turkiye Klinikleri Journal of Dental Sciences 2001; 7: 154-60.
13)Baygın Ö, Ülker E, Tulunoğlu Ö. Ektodermal displazi: dört olgu bildirimi. Gazi Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Dergisi 2009; 26: 59.
14)Doğan B, Taşkapan O, Harmanyeri Y. Bilateral memebaşı yokluğu gösteren hipohidrotik ektodermal displazi olgusu. TÜRKDERM 2002; 36: 211-2.
15)Callea M, Teggi R, Yavuz I, et al. Ear nose throat manifestations in hypohidrotic ectodermal dysplasia. Int J Pediatr Otorhinolaryngol 2013; 77: 1801-4.
16)Kaercher T. Ocular symptoms and signs in patients with ectodermal dysplasia syndromes. Graefes Arch Clin Exp Ophthalmol 2004; 242: 495-500.
© 2015 Fırat Tıp Dergisi. Tüm hakları saklıdır.

