COVID-19'un ana hedefi akciğerler, bağışıklık sistemi organları ve sistemik küçük damarlar olsa da, diğer sistemleri etkileyebilmektedir
8. SARS-CoV2'nin fonksiyonel reseptörü olan anjiyotensin dönüştürücü enzim-2'nin (ACE2) reseptörleri, başta endotel ve epitel hücrelerinin yüzeyinde olmak üzere testis, ince bağırsak, böbrekler, kalp, tiroid ve yağ dokusu yüksek düzeyde eksprese edilmektedir
9-11. Özellikle overler, uterus, plasenta ve vajende de enzim ekspresyonun yüksek düzeydedir
12. Ovaryan granüloza hücrelerinde ACE2 ekspresyonunun rapor edilmesi nedeniyle overlerin SARS-CoV2'nin hedefi haline gelebileceği, yumurtalıkların foliküler membranına ve granüler hücrelerin olumsuz etkilenerek ve oosit kalitesini düşürerek kadın kısırlığına yol açabileceğini öne sürülmüştür
13,14. Ancak COVID-19'un reprodüktif çağdaki kadınların over işlevi üzerindeki etkisine ilişkin yeterli klinik veri bulunmamaktadır. Üreme çağındaki kadınlarda COVID-19 enfeksiyonu ile yumurtalık fonksiyonu arasındaki ilişkiyi araştıran bir çalışma, COVID-19'un yumurtalık rezervlerinde ve üreme endokrin yanıtlarında azalma ve yumurtalık hasarına yol açtığını göstermiştir
15. Temmuz 2021'de Wilkins ve Al-Inizi
16, COVID-19 ile enfekte olmuş bir kadında gelişen erken yumurtalık yetmezliği ve hormonal bozukluğa ilişkin ilk raporu sundu. COVID-19 enfeksiyonundan iki ay önce hastanın adetleri ve gonadotropin seviyeleri normalken, enfeksiyondan yedi ay sonra FSH ve LH seviyeleri yüksek bulunmuştur. İki ay sonra test tekrarlandığında gonadotropin seviyesi düşmemiş ve bu durum kişinin hamile kalması için yardımcı üreme yöntemlerine ihtiyaç duyacağını göstermiştir.
SARS-CoV2'nin tedavisinde kullanılan ilaçların etkileri ve yan etkileri ile ilgili çalışmalar yapılmış olsa da favipiravir ve deksametazonun dişi üreme sistemi ve ovaryan rezerv üzerindeki kombine etkileri ile ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmada COVID-19 tedavisinde tek başına veya kombine halde kullanılabilen favipiravir ve deksametazonun dişi sıçanların over rezervine ve üreme fonksiyonuna etkisini biyokimyasal ve histopatolojik olarak araştırmayı amaçladık.
Favipiravir; bir ribonükleik asit (RNA) polimeraz inhibitörü olup, birçok RNA virüsüne etkilidir. National Medical Products Administration of China tarafından, Mart-2020 tarihinde favipiravir, minimal yan etkili ilk anti-COVID-19 ilaç olarak onaylanmıştır 17. Favipiravir, sınırlı veriler doğrultusunda düşük yan etki profili sergilemekte olup, şimdiye kadar bildirilen yan etkiler arasında bulantı, kusma, gaz artışı, diyare, döküntü göğüs ağrısı, psikiyatrik semptomlar, karaciğer fonksiyon bozukluğu, nötrofil düzeyinde azalma ve hiperürisemi bulunmaktadır 18,19. COVID-19 enfeksiyonunda favipiravirin yüksek dozlarda kullanımı önerilmektedir ancak favipiravir yüksek dozlarda daha ciddi yan etkilere neden olmaktadır 20,21. Balcı ve ark.'nın 22 yaptığı çalışmada düşük (100 mg/kg) ve yüksek doz (400 mg/kg) favipiravirin dişi sıçanlarda yumurtalık ve üreme fonksiyonları üzerindeki etkilerini araştırılmış ve favipiravir yüksek dozlarda hayvanların yumurtalık dokusunda daha şiddetli oksidatif hasara neden olduğu görülmüştür. Düşük doz favipiravir uygulanan hayvanların bir kısmında kısırlık gelişmiş, yüksek doz favipiravir ile tedavi edilen tüm hayvanlarda kısırlık gözlenmiştir. Sonuç olarak çalışmamızla uyumlu şekilde, favipiravirin yumurtalık dokusu ve üreme fonksiyonu üzerindeki olumsuz etkisi ilk kez ortaya konmuştur. Çalışmamızda favipiravir uygulanan deney grubunda AMH ve tGSH düzeylerinin ve folikül sayısının sağlıklı gruba göre daha düşük, MDA düzeylerinin ise daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca FPR grubunda foliküler hücre bütünlüğünün bozulduğu ve fibrotik alanların arttığı gözlenmiştir.
High-flow oksijen takviyesi veya ventilatör desteği alan veya Ekstrakorporal Membran Oksijenizasyon (ECMO) yapılan COVID-19 hastaları için kortikosteroidler önerilmektedir. Güçlü antiinflamatuar ve antifibrotik etkili olan deksametazon düşük dozda kullanıldığında pulmoner ve sistemik inflamasyonun çözümünü hızlandırmaktadır. Uzun süredir alerji, astım ve inflamasyon tedavisinde kullanılan deksametazonun 6000'den fazla hasta gönüllünün dahil edildiği bir çalışmada COVID-19 nedenli ölümleri azalttığına ilişkin kanıtlar bulunmaktadır 23,24. COVID-19 hastalarında deksametazon tedavisinin en önemli kısıtlamalarından biri viral klirense etkisidir. İki büyük meta-analize göre, bazı çalışmalarda deksametazonun viral klirenste uzamaya yol açtığı, bazılarında değişmediği, az sayıda çalışmada ise kısaldığı görülmüştür. Bunun yanında sekonder enfeksiyon gelişimi, hiperglisemi, hipertansiyon, psikoz ve heparin birlikte uygulandığında gastrointestinal kanama riskinin artması gibi yan etkiler de görülebilmektedir 25,26.
Er ve ark. 27 koçlarda deksametazonun kandaki oksidatif duruma etkisini araştırmışlar ve cilt altına tek doz deksametazon (0.5 mg/kg) uygulamasının ilk 24 saat içinde serum oksidan seviyelerini azalttığını belirtmişlerdir. Ancak mevcut araştırmada deksametazon uygulamasının serum oksidan düzeylerinde istatistiki düzeyde olmayan dalgalanmalara neden olduğunu belirlemişlerdir (p >0.05). İlacın ratlarda MDA düzeyini düşürücü etkisi olduğu bildirilmesine 28 rağmen, invitro şartlarda gelişen oksidatif stresi engelleyemediğini 29 ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında rat mide dokusu MDA düzeyini artırdığını gösteren 30 çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalarda deksametazonun oksidatif stres üzerine etkisinin uygulama dozuna, seçilen oksidatif stres parametre türüne, gelişen oksidatif stresin şiddetine ve hayvan türüne göre değişiklik gösterebileceği ifade edilmiştir.
Gong ve ark.'nın 31 2021 yılında Çin'de yaptığı bir rat çalışmasında prenatal deksametazon maruziyeti (PDM)'nin, dişi yavrular üzerinde uzun süreli üreme toksisitesine neden olabileceği ve maternal hat yoluyla nesiller arası aktarılabileceği gösterilmiştir.
Çalışmamızda deksametazon uygulanan grupta AMH, MDA ve tGSH düzeylerinin SG ile benzer olduğu, dolayısıyla tek başına deksametazonun over rezervine ve oksidan parametrelere belirgin etkisi olmadığı ancak kontrol grubuna göre overlerde kortikal alanda bağ doku artışına neden olduğu gözlenmiştir. Literatürde deksametazonun favipiravirle kombine halde over rezervine biyokimyasal veya histopatolojik etkisiyle ilgili bir çalışma bulunamamıştır. Çalışmamızda FDA grubunda deksametazonun, favipiravirin over rezervine olan olumsuz etkisini azalttığı düşünülmüştür. Bu durumun aksine FDA grubunda diğer gruplara göre oksidan içeriği artmış, antioksidan aktivite azalmış, dolayısıyla AMH'da görülenin tersine deksametazon, oksidan ve antioksidan sistemlerde favipiravirin olumsuz etkisini artırıcı etki göstermiştir. Yine bu grupta kontrol grubuna göre primordiyal foliküllerin azaldığı ve atretik foliküllerin arttığı, korteks/medulla oranında artış ve folikül hücrelerinde dejenerasyon gözlenmiştir.