Bu çalışmaya; 8-17 yaş aralığında, Tip 1 DM tanılı 83 (%49,1) hasta ile aynı yaş aralığında ek hastalığı olmayan 86 (%50,8) sağlıklı kontrol olmak üzere toplam 169 çocuk ve ebeveynleri dahil edildi. Çalışmadaki Tip 1 DM hastalarının 44'ü (%53,1) kız cinsiyetti. Kontrol grubunun ise 38'i (%44,2) kızdı. Hasta grubunun yaş ortalaması 12,3±2,7 yıl, kontrol grubunun yaş ortalaması ise 12,5±2,9 yıldı. Hasta ve kontrol grupları yaş ve cinsiyet açısından benzerdi ancak bazı özellikler iki grup arasında belirgin şekilde farklı bulundu. Her iki grubun fiziksel ve sosyodemografik özellikleri ve gruplar arası karşılaştırma Tablo
1'de görülmektedir.
 Büyütmek İçin Tıklayın |
Tablo 1: Hasta ve kontrol gruplarının sosyodemografik ve fiziksel özelliklerinin karşılaştırılması. |
Çalışmaya dahil edilen hasta grubunun son 3 HBA1C ortalaması 9,3±2,1; ortalama hastalık süresi ise 4,8±3 yıl idi. Bu veriler ve diğer özellikler Tablo 2'de görülmektedir.
 Büyütmek İçin Tıklayın |
Tablo 2: Çalışmadaki Tip 1 Diabetes Mellitus hastalarının bazı klinik ve laboratuvar özellikleri. |
Çalışmada ÇİYKÖ puanları açısından hasta ve kontrol grupları karşılaştırıldı. Hasta grubunda ortalama ÇİYKÖ FSTP, PSTP ve ÖTP değerlerinin kontrol grubundan daha düşük olduğu görüldü ancak bu fark istatistiksel açıdan anlamlı değildi (Tablo 3). Ebeveyn-ÇİYKÖ FSTP, PSTP ve ÖTP ortalama değerleri ise hasta grubunda kontrol grubundan anlamlı şekilde daha düşük bulundu (Sırasıyla p =0,003, p =0,010, p =0,004) (Tablo 3).
Hasta grubu kendi içinde ÇİYKÖ puanları ile sosyodemografik ve klinik özellikler arasındaki ilişki açısından değerlendirildi. İnsülin tedavisini kendisi uygulayan hastalarda ÇİYKÖ FSTP, ÇİYKÖ PSTP ve ÇİYKÖ ÖTP'nin, tedavinin başkası tarafından uygulandığı hastalara göre anlamlı şekilde yüksek olduğu görüldü (p değerleri sırasıyla 0,033, 0,019 ve 0,010). Düzenli egzersiz yapan hastaların yapmayanlara göre ÇİYKÖ PSTP ve ÇİYKÖ ÖTP değerleri anlamlı şekilde yüksek bulundu (p değerleri sırasıyla 0,025 ve 0,033). Diğer parametrelerle ÇİYKÖ puanları arasında anlamlı ilişki bulunmadı.
Çalışmada hasta ve kontrol grupları arasında yapılan karşılaştırmada ÇDÖ puan ortalamasının hasta grubunda anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görüldü (p <0,001) (Tablo 4). ÇDÖ puan düzeyine göre yapılan değerlendirmede ise hasta grubunda ÇDÖ puanı 19 ve üzerinde olanların sayısı kontrol grubuna göre anlamlı şekilde yüksekti (p <0,001) (Tablo 4).
Çalışmada hasta ve kontrol grupları arasında temelde bazı fiziksel ve sosyodemografik özellikler istatistiksel olarak farklı olduğundan (Tablo 1), ortalama ÇDÖ puan farkının yalnızca 'Tip 1 DM hastası olma' durumuna bağlı olup olmadığını anlamaya ilişkin doğrusal regresyon analizi yapıldı. Bunun sonucunda Tip 1 DM hastası olma dışındaki değişkenlerin (Vücut ağırlığı, boy, aylık gelir, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, annenin çalışma durumu, baba meslek grubu, ebeveynlerin medeni durumu, paket gıda tüketimi) ÇDÖ üzerinde belirgin etkisi olmadığı görüldü (p <0,001) (Tablo 5).
 Büyütmek İçin Tıklayın |
Tablo 5: ÇDÖ puanı üzerinde seçili değişkenlerin etkisine ilişkin doğrusal regresyon analizi sonuçları. |
Çalışmada ÇDÖ puan düzeyi bağımlı değişken olarak alınarak oluşturulan modelde lojistik regresyon analizi uygulandığında; hasta grubunda ÇDÖ puanının 19 ve üzerinde olma riskinin kontrol grubuna göre 12,5 kat daha fazla ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulundu (p <0,001, odds oranı=12,511), diğer değişkenlerin etkili olmadığı görüldü (Tablo 6).
 Büyütmek İçin Tıklayın |
Tablo 6: ÇDÖ puan düzeyi üzerinde seçili değişkenlerin etkisine ilişkin lojistik regresyon analizi sonuçları. |
Çalışmada her iki grubun kendi içlerinde ortalama ÇDÖ puanı ile diğer özelliklerin ilişkisine bakıldığında anlamlı ilişki bulunmadı. Hasta grubunda ÇDÖ puan düzeyinin diğer özelliklerle ilişkisine bakıldığında ise; puanı 19 ve üzerinde olan hastaların ailelerinin ortalama aylık gelirinin, puanı 19 altında olanlara göre daha düşük olduğu görüldü, diğer özellikler ile ÇDÖ puan düzeyi arasında anlamlı ilişki saptanmadı (p =0,020).